30.08.2008
25.11.2007 12:49

Emekçi kadınlarla şiddet üzerine konuştuk...

 

 

Şiddeti üreten kapitalizme karşı mücadeleye!

 

- Kadına yönelik şiddetin yoğun olarak uygulandığı bir sistemde yaşıyoruz. Şiddet kadınların hayatına nasıl yansıyor?

Ümraniye’den bir gündelikçi kadın: Kadınlar baskı altında tutuluyor. Bu yüzden kendi düşüncelerini ifade edemiyorlar. Şiddeti her yönden kanıksamış ve benimsemiş durumdalar. Şiddete karşı geldiklerinde toplum tarafından dışlanıyor ve iftiraya uğruyorlar. Gerek iş hayatında gerekse evde kendinden ödün veriyorlar, fedakârca davranıyorlar. Kadınlar ailesi ve devlet tarafından sahiplenilmediği için şiddete katlanıyorlar.

Ümraniye’den bir kadın işçi: Sistem hemen her alanda kadına şiddeti arttırmaktadır. Evde, işte, okulda, sokakta vs. Yapılan baskı ve zulümlere karşı kadınlarımız seslerini çıkaramadıkları gibi ekonomik özgürlükleri olmadığı için kabullenir hale gelmektedirler. Çünkü ne kadını savunacak bir yasa ne de koruyacak bir devlet kurumu var.

Yenibosna’dan bir kadın işçi: Şiddetin kötü bir şey olduğunu biliyorum. Ama bunu kötü olarak bilmek şiddeti uygulamaktan geri tutmuyor bizi. Biz şiddet görürken başkalarına da (çocuklarımız gibi) uyguluyoruz. Şiddet genelde insanları susturmak için uygulanıyor. Sesini çıkaran kadınlar sussun, hayata itiraz etmesin diye uygulanıyor.

Esenyurt’tan bir ev kadını: Ben ev kadınıyım. Eskiden memlekette çok eziliyordum. Eşimden şiddet görüyordum. Köydesin, tarlaya gidiyorsun, hayvanlara bakıyorsun. Bir de evin işi ve çocuk bakımı. Hepsi senin üzerinde. Tarladan eşinle beraber geliyorsun. O oturuyor. “Hani yemek, çabuk hazırla” diye azar işitiyorsun. “Ben de seninle birlikte geldim ya” diyorsun. Daha çok azar işitiyorsun. Kente göç ettikten sonra biraz bilinçlendik. Eskisi kadar kendimi ezdirmiyorum.

Esenyurt’tan bir gündelikçi kadın: Ben temizlik işlerinde çalışıyorum. Düzenli olarak birkaç eve gidiyorum. Eşimden şiddet görmüyorum ama birçok kadın var şiddet gören. Kolayından iş bulamadıkları için temizliğe gidiyorlar, bir de eşlerinden şiddet görüyorlar. Ben işyerinde fiziksel şiddetle karşılaşmadım ama, birçok defa hakarete maruz kaldım. Daha alt sınıfta olduğumuz için bizi aşağılıyorlar. Evlerinde bir şeyleri kaybolduğunda ilk önce bizden şüpheleniyorlar. Bizi suçluyorlar, sanki hırsızmışız gibi. Oysa bizler emeğiyle geçinen insanlarız. Onların en ufak bir şeylerine bile tenezzül etmeyiz.

-  İşyerinizde kadınlara yönelik taciz ve şiddetle karşılaşıyor musunuz?

Ümraniye’den bir gündelikçi kadın: Elbette… Meta olarak görülüyoruz. Sistem kadınları rencide ediyor. Ben gündeliğe giderek geçimimi sağlıyorum. Ev sahibi beni her konuda aşağılıyor. Onlar tarafından insan sıfatına koyulmuyorum. Bana karşı güvensizler, bana şüpheyle davranıyorlar.

Ümraniye’den bir kadın işçi: Hayır ben karşılaşmıyorum. Ama karşılaşanları görüyorum. Özellikle yanımızda erkek arkadaşların küfürlü hakaretlerde bulunması oldukça rahatsızlık veriyor.

Esenyurt’tan ev kadını : Şu an çalışmıyorum, ama bir süre önce tekstil işçisiydim. Fabrikada fiziksel olarak bir şiddete maruz kalmadım. Ancak sözlü olarak hep şiddet görüyorduk. Bizden istenilen belirli bir sayı vardı. Bu sayıyı çıkaramadığımız zaman hakaret ediliyordu. Kadın olduğumuz için de aynı işi yaptığımız erkeklerden daha fazla hakarete uğruyorduk.

Yenibosna’dan bir kadın işçi: Benim çalıştığım bölümde yok. Ancak dikimhanede çalışan kadınlar, ustabaşının küfürleriyle ve hakaretleriyle karşılaşıyorlarmış.

-  Sizce kadına yönelik şiddeti ortada kaldırmanın yolları nelerdir?

Esenyurt’tan ev kadını: Şimdiki aklım olsaydı kendimi hiç o kadar ezdirmez ve yıpratmazdım. Ama zaman değişiyor, insanlar değişiyor, her nesil önceki nesilden daha ileri. Biz de bizden önceki nesilden daha ileriydik. Belki bu sorunlar da nesiller değiştikçe çözülür. Kadınlar kendini ezdirmemeyi öğrendikçe çözülür.

Yenibosna’dan bir kadın işçi: Bana göre çok zor. Önce bu tür zihniyetlerin değişmesi gerek. Evde babadan, işyerinde ustabaşından şiddet görmemize rağmen ekmeğimiz deyip sarılıyoruz işimize. Bizlerin eline o fırsat geçerse hiç affetmeyiz aslında. Geri kalmış, adeta bize sahibimiz gibi davranan bu zihniyete karşı dururuz. Fırsat dediğim şeyse tek başına oluşmuyor. Bu konuda belli bir çaba gerekir.

Ümraniye’den bir gündelikçi kadın: Sistemin toptan değişmesi. Sistemin toptan değişmesi için ise insanların bilinçlenip örgütlenmesi gerekiyor.

Ümraniye’den bir kadın işçi: Mevcut sistemin dolayısıyla da sınıfların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu da kadın ve erkeğin birlikte örgütlü mücadelesiyle gerçekleşmelidir. Ayrıca sorunun kaynağına karşı yani her alanda şiddetin olması gerekliliğini sunan kapitalist düzene karşı bilincin oturması ve mücadele edilmesi gerekir.


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31