02.12.2008
16.11.2007 12:38

İki eğitim emekçisiyle kadın ve şiddet üzerine konuştuk...

 

“Kadınlar şiddete karşı mücadelede iki kat enerji harcamalı” 


-
Kadına şiddetin uygulandığı bir sistemde ve bu sistemin ürünü bir toplumda yaşıyoruz. Sizce bu durum kadınlara nasıl yansıyor?

1. eğitim emekçisi: Durumdan kadınlar memnun görünüyor! Bu duruma karşı kadınlar itiraz etmekten çok uyum gösteriyor, öyle gelmiş öyle gider mantığıyla hareket ediyor. Onurunun defalarca kırılmasına karşı normal koşullarda her insanın tepki gösterip yansıtması gerekirken, bizim kadınlarımız bırakalım tepki göstermeyi, kadının kişiliksizleştirilmesine kendileri de ortak oluyor. Öyle olmasaydı kadına eşyaymış gibi bakan zihniyet ortadan kalkardı.

2. eğitim emekçisi: İliklerime kadar hissediyorum. Fiziksel şiddeti gözaltında yaşamıştım, ama günlük yaşamımdaki kadar iliklerime işlememişti. İş yaşamında, sokakta, pazarda, siyasal yaşamımda kuşatılmış gibiyim.

Sistemin zihniyetiyle donanmış bir toplumun gözünde (kadını ve erkeğiyle) kullanılıp bir köşeye fırlatılabilecek bir metayız. Reklam sektörüyle, kanunlarla, din ve geleneklerle, her yönüyle kuşatılmışız.

- İşyerinizde kadın çalışanlara yönelik şiddetle karşılaşıyor musunuz? Nasıl?

1. eğitim emekçisi: Açıktan bir şiddete bizim işyerlerinde kolay kolay rastlanmayabilir. Ama ben iki sene önce kötü bir olay yaşamıştım. Öğretmenler odasında iki erkek öğretmen arkadaş bir konuda sert tartışıyordu. Konuya ilişkin birine destek verince ve onun düşüncesini savununca diğeri çok öfkelendi ve bana fiziki saldırıda bulundu. Diğeri erkek olduğu ve ona güç gösterme cesareti bulamadığından öfkesini bana gösterdi. Arkadaşlar onu zor tuttu. Bir kadın olarak beni sinmiş ve güçsüz gördüğünden ona karşı gelişimi sindirememişti. Halen şaşırırım, bu arkadaş ilerici, aydın geçinen biriydi. Demek ki bu yeterli olmuyormuş.

2. eğitim emekçisi: İşyerinde gerek bana gerekse diğer arkadaşlarıma psikolojik taciz çok oldu. Kimi zaman üstü kapalı tekliflerle, kimi zaman açık tehditvari sözlerle, bakışlarla tacizler yaygın olarak yaşandı. Kimi öğrencilerimizle bu konuda problem yaşasak da yine üstünü kapamak zorunda kalıyoruz. Fiziksel tacizle karşılaşmadık. Direkt yasal işlem başlatma şansımız olduğu için. Diğer biçimleri tutanak haline getiremediğimiz için rahatlıkla yapabiliyorlar. Bir de dikkatimi çeken durumlardan biri de, okul toplantılarında "her öğretmenin fikrini açıklama ve kurallar çerçevesinde uygulatma hakkı vardır" denir. Bu hak bir kenara, bir kadın arkadaş fikrini ortaya attığında eğer bir erkek öğretmen bunu desteklemez, üstünde durmazsa dikkate alınmadığı bile olabiliyor.

- Sizce şiddet sorununu ortadan kaldırabilmenin yolları nelerdir?

1. eğitim emekçisi: Bence en büyük iş kadınlara düşüyor. Bu zihniyeti yıkmak şu haliyle zor. Ama kadın ilk olarak iç mücadelesini vermeli. Bunun bir ihtiyaç olduğunu farketmeli önce. Biz öğretmenlere de çok iş düşüyor.

2. eğitim emekçisi: Siz de sorunuza başladığınızda tanımladığınız gibi, bu durum kapitalist sistemin ürünü ise, bunu açıkça kadın-erkek herkese teşhir etmeliyiz. Tabii teşhir yetmez. Ortadan kaldırmak demek, kapitalist sistemin kaldırılması demek oluyor. Bunun için kadınların bu sürece hazırlık için iki kat daha enerji harcaması ve ön saflarda yeralmayı hedeflemesi gerekiyor.


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4