12.10.2008
08.03.2008 08:43

8 Mart’ın ruhu, kurultayların coşkusuyla 8 Mart’ta mücadele alanlarına!

 

ABD, tarih 8 Mart 1857... New York’ta 40 bin kadın dokuma işçisi ağır çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla greve başlar. Emek düşmanı kolluk güçleri önce Cotton Tekstil Fabrikası’ndaki dokuma işçilerini fabrikaya kilitlerler. Ardından grevci kadın işçilere alçakça saldırırlar. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi katledilir.

Yine ABD’de ve bu kez 1911 yılındayız. Hamlet’teki tavuk işleme fabrikası alev alır. Dışarı çıkmak için işçiler çıkış kapılarına koşarlar. Giriş kapılarının çoğu kilitli olduğu için işçiler dışarı çıkamazlar. Bu nedenle fabrikada çalışmakta olan çoğunluğu kadın ve göçmen 200 işçiden 25’i ölür. Ölenlerin 18’i işçi kadındır.

Filipinler, tarih 8 Mart 1997… Çalıştığı kot fabrikasında sevk edilecek ürün fazlalığından dolayı eve gitmesine izin verilmeyen Alonzo Carmelita, bir hafta boyunca gece vardiyasında çalışır. Hasta olduğunu kan emici patrona iletmesine rağmen, patron söylenenlere kulak asmaz. Durumu ağırlaşan Alonzo Carmelita, ölümüne ramak kala hastaneye yatırılır ve 8 Mart 1997’de yaşamını yitirir.

Bursa, tarih 2005... Bursa’da iplik üretilen fabrikada, yangın çıkması sonucu ikisi çocuk ve biri hamile olmak üzere 5 tekstil işçisi kadın, gece yarısı vardiyadayken yanarak ölürler. Bu fabrikada da kapılar kilitlidir. Çalışanların çoğunun kadın olduğu, ölen işçilerin sigortasız, fabrikanın ise her türden riske karşı sigortalandığı yapılan inceleme sonucunda ortaya çıkar.

Ceylanpınar, tarih 2007... Süt tesisine giden sağım işçisi kadınları taşıyan kamyon dereye yuvarlanır. Çocukların ve kadınların içinde olduğu 10 kişi yaşamını yitirir. İnsanca çalışma ve yaşama koşullarından yoksun kadınlar, balık istifi gibi yolculuk yaptıkları “servislerinde” yaşamlarını yitirirler.

Davutpaşa, tarih 2008... Azalmak bir yana her geçen gün artan iş kazaları bir ay önce 23 emekçinin yaşamına maloldu. Ölenler ve yaralananlar içinde kadınların da yer aldığı bu katliamda emekçiler, bir kez daha sermayenin kar hırsının kurbanı oldular.

Çifte sömürüye, baskılara ve eşitsizliğe karşı mücadeleye!

Bursa’da sigortasız çalıştırılan, Ceylanpınar’da günde 7 YTL ücrete mahkum edilen, Davutpaşa’da  iş güvenliğinden yoksun bırakılanlar... Tüm bunların sonucu,  ölüm, yıkım, yoksulluk ve  sefalet... İşte kapitalizmin kadına sunduğu gelecek bu!

Daha kimbilir kaç kadın vahşi kapitalizmin çarklarında öğütülüyor. Binlerce kadının emeği, alınteri yok sayılıyor. Sermayenin neoliberal politikaları ve onların sonuçları en fazla kadınları etkiliyor. Esnek çalışma ile kadınlar  hiçbir güvencesi olmayan, sefalet ücretine mahkum edilen, sosyal haklarından yoksun modern köleler haline geldiler. Son çıkartılan yasalarla artık kazanılmış hakların son kırıntılarını da teslim etmek üzereler.

Dahası var... Kadın evde, okulda, fabrikada şiddete ve cinsel tacize uğruyor, cinsiyete dayalı ayrımcılık toplumsal yaşamın her alanında kendini gösteriyor. “Töre” adı altında hala azımsanmaycak sayıda kadının kanı dökülüyor, kadının bedeni reklam malzemesi olarak kullanılıyor, fuhuş çok ciddi boyutlara tırmanmış bulunuyor, kadın ulusal kimliğinden ötürü daha fazla baskıya uğruyor vb...

Ancak kadınlar, çifte sömürüye, baskılara ve eşitsizliklere karşı da mücadele etmesini biliyorlar. Erkek sınıf kardeşleriyle nice direnişlere ve kavgalara imza attılar. 8 Mart, bu mücadelenin somut örneklerinden birisi ve en önemlisidir, kadınıyla-erkeğiyle dünya işçi sınıfına yol göstermektedir.

8 Mart’ın ruhu, kurultayların coşkusuyla 8 Mart’ta alanlara!

8 Mart’ı 8 Mart yapan tek başına Amerikalı tekstil işçisi kadınların kahramanca direnişleri değildir. 8 Mart’ta ileri sürülen en temel taleplerin kararlıca savunulması, uluslararası işçi hareketinin gücüyle mücadelenin büyütülmesi ve kazanımla sonuçlanmasıdır.

Bugün emekçi kadınların yaşadığı sorunlar karşısında mücadelenin yükseltilmesi, her zamankinden daha günceldir, dahası zorunludur.

8 Martlar’da alanlarda olmak, emekçi kadınların kendi taleplerini ortaya koyması, gücünü göstermesi, yaşamın yarısını oluşturanların kavganın da yarısı olduğunu kanıtlaması açısından büyük önem taşımaktadır.

8 Mart direniştir, kavgadır, talepleri uğruna dişe diş verilen mücadeledir...Ve bugün emekçi kadınlar da kendi özgül taleplerinin yanısıra sınıfının talepleriyle mücadeleyi yükseltmeli, alanlarda en güçlü şekilde yerini almalıdır. 

Emekçi kadınların mücadelesi ve örgütlenmesini esas alan Emekçi Kadın Komisyonları, 17 ve 24 Şubat tarihlerinde, “Özgürlük ve Eşitlik için Emekçi Kadınlar Bir Adım İleri!” şiarıyla İzmir/Çiğli ve İstanbul’da kurultaylar gerçekleştirdiler. Yüzlerce kadını biraraya getirerek, önümüzdeki dönemde emekçi kadınların mücadelesinin daha güçlü örülmesi doğrultusunda anlamlı bir adım attılar.

Şimdi kurultayların coşkusunu, emekçi kadınların başarma azmini 8 Mart alanına taşıma zamanıdır!

Şimdi kurultaylarda somutlanan mücadele taleplerini alanlarda haykırma zamanıdır!

Emekçi kadınlar kurultaylarda ilk adımlarını attılar. Şimdi bu adımı 8 Mart’ta daha da büyütmek için adımları sıklaştırma zamanıdır!

Emekçi Kadın Komisyonları

 

(Sosyalizm için Kızıl Bayrak, sayı: 2008/10, 7 Mart 2008)


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2