13.03.2008 06:54
Emekçi kadınlar Emekçi Kadın Kurultayı’nı değerlendiriyorlar…
"İlk adım atıldı, ileri!"
Kurultayın gerçekleşeceği salona vardığımızda kafamdaki çoğu soru işaretlerine yanıt almıştım. Rahatlamıştım. Katılım nasıl olacaktı? Emekçi kadınlar ne kadar ilgi gösterecekti? Çoğunluğu kadınlar mı oluşturacaktı?
Gelen emekçilerin yüzlerindeki ilgi ve merak heyacan vericiydi. Kadın komisyonlarının hazırladığı, kadınıyla-erkeğiyle tüm emekçileri kesen “kadın sorunu”nun kaynağına işaret ediyordu, ısrarla...
Tebliğler dolu dolu akıyordu emekçilerin bilincine, süzülüyordu yüreklerine...
Emekçilerin sabırla ve ilgiyle izlemelerini takdir etmemek elde değildi. Bu ilgi ve sabrı, kadın sorunun çözümüne ilişkin duyulan istek ve ihtiyacın göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Yürekler taştı. Mola verildi.
Kurultay sinevizyon gösterimi ile daha güçlendi. Sosyalizmin bir adım ötede idi. Perdeyi aralayıp, sosyalizmin aydınlığının yansıyışını hissettim, yüzlerde... “Hemen şimdi sosyalizm olmalı!” dedim. İmrendim sinevizyondaki karelere...
Ardından, bize mücadele deneyimlerini anlatan işçi ve emekçi kadınların sözlerinde, yüzlerinde, sınıf bilinci ile yoğurulan kadının özgürleşme yolunda ne kadar hızlı yol katettiğini gördüm.
Kadınlarımızın kürsüde seslerini birleştirme cesareti ve taşıdıkları bilinç umudumuzu yeşertti. Bu daha ilkti.
İlk adım atıldı, ileri!
Kurultayda kadın sorununun ele alınışından ortaya konan önerilere kadar emekçi kadının ileri atacağı her adımda, sorunu daha da katmerleştiren kapitalist sistemin köküne indirilecek darbeleri güçlendirecektir.
Bu bilinçle 8 Mart’ın kızıllığında buluşmak dileğiyle...
Bir kamu emekçisi / İstanbul
Emekçi kadınlar, bir adım ileri!..
Yazıma işçi kardeşlerimi selamlayarak başlamak istiyorum.
Biz emekçiler, özellikle de kadın emekçiler, verdiğimiz yaşam kavgasında iki kez eziliyoruz. Akşama kadar işyerinde sömürülüyor, ardından da bitmeyen mesaimize evde devam ediyoruz. Buna karşın birçoğumuz bunun üstesinden nasıl geleceğimiz konusunda yeterli çabayı gösteremiyoruz.
Emekçi Kadın Komisyonları’nın düzenlemiş olduğu kurultay bu konuda bizlere yol göstermesi yönüyle çok anlamlı oldu. Öncesinde yaşadığım mahallede afişler yapıldı, pazarda bildirileri dağıtıldı. Ben de çevreme kurultay konusunu duyurmuş ve bilgilendirmiştim. Pazarda birçok kişiye bildiri vermiştim. Çünkü bu kez kürsü bizim inisiyatifimizdeydi. Kendi kurultayımızda sorunlarımızı konuşacak ve çözüm üretecektik.
Heyecanım kurultay günü de devam ediyordu. O gün yapılan konuşmalar, anlatılan mücadele örnekleri beni daha da coşkulandırmıştı. Ben de o gün kürsüde çalışma alanımdaki sorunları ve örgütlenme ihtiyacını anlattım. Yapılan tüm konuşmalar birlikte hareket etmenin önemini anlatıyordu.
Kurultay gerek işçi ve emekçi kadınların yoğun katılımı, gerekse hiçbir ciddi sorun yaşanmadan tamamlanmış olması büyük bir başarıyı anlatıyordu.
Kurultayı bizler için bir ilk adım oldu. Bunu kadın-erkek emekçilerin ortak mücadele zeminine taşıyacağız.
Ümraniye’den bir gündelikçi
Damarlarında devrimin şifresini taşıyanlara...
Emeğin kurtuluşu yolunda özgürleşen ve özgürleşecek tüm toplumlar adına, var gücümüzle selamlıyoruz onları, damarlarında devrimin şifresini taşıyanları, emekçi kadınlarımızı…
Göğün yarısı, yaşamın, onu yaratan emeğin yarısı... Kadınlar, emekçi olanları, burjuva kırılganlıklara yabancı, kendi izleri olanlar... Kuru bir somun ekmeğin, eski tip sobaların küllerini alırken yaşamın çektirdiklerini de içine gömmek zorunda bırakılan, sömürünün katmerlisiyle yüzyüze olanlar, bileğin sıkısından güneşin ısısına, sırttan akan bir damla terden bir yudum soğuk, öğle arası molası işçi kardeşin elinden içilen suya kadar...
Bir günün başlangıcından, bitişine kadar dizelerce anlatılabilecek olanların da üzerinde bir dopdolu ve coşkunun hiç eksilmediği, mücadele inancının yeni yüzler ve yeni ümitler ile bilendiği Emekçi Kadın Kurultayı’nı geride bıraktık. Aylar öncesinden çabası yüklü, yapılan tüm çalışmaların bir meyvesi olarak bu toplantıdan özgürleşecek olan emeğin mücadelesinde daimi yol arkadaşı olanların, işçi ve emekçi, yüklü bir sömürü ve baskı yumağına dolanmış her bir yüreğin attığı, o içinde kızıl çiçekler açan buluşmadan aktarabileceklerim, bir yoldaş gözüyle umut verici olabilir, olabilmeli! Hırslandırmalı, sisteme karşı hırslandırabilmeli ve daha da amaçlandırabilmeli devrime diye düşünürken, yükselen emeğin özgürlüğü sloganları ile bütünleşmiştik.
Salonun tamamını dolduran onlarca kızıl çiçeğin yazılı tebliğlerini sunmaları ile başlayan kurultayı, yine salonu inleten sloganlarımız titretmekteydi. Kadın arkadaşların elbetteki çoğunluğunu oluşturduğu koltuk sıralarında konuşulanlar, sözkonusu olanlar o gün ne bir “televizyon dizisi” bölümü, ne de komşu kızının “kocaya kaçması” idi. Bu sefer konumuz, ezilenlerin en çok hor görüleni, en çok şiddeti tadanı ve tatmaya devam edeni, yani kendileri ve onun kurtuluş yolunda atacağı çelik adımların nasıl olması, mevcut sistemi nasıl sarsabileceği üzerineydi. Onlarla sunumlarımızda isteklerimizi dile getiriyor, değişim için haykırıyorduk. “Sınıf!” diyorduk, “sınıfımız” diyorduk, “mücadele” diyorduk bizi kurtuluşa götürecek.
Saatler akıp geçerken yelkovan ile akrep, zaman işçileri de bir o kadar dinç ve bilinçliydi sanki bu buluşmanın daha çok uzamasını istercesine, yavaşlamışlardı, zamana direniyorlar, mümkün olan her anı dolu dolu yaşatabilmek için karşı koyuyorlardı. Evinde eşine çocuklarını bırakarak diğer sınıf kardeşlerine sesini duyurmaya gelen hanım teyze yoldaştan, düzen medyasının çirkef ve aşağılık sözlü ve yazılı saldırısına maruz kalan, kızıllar içindeki “türbanlı komünist”imize kadar gördüğümüz mücadele isteği ve azim 8 Mart’ın nasıl olacağı üzerine rahatlıkla bir izlenimi insanların, katılımcıların zihninde oluşturabiliyordu.
Sinyallerini verdik birlikte tüm ezenlere korkmaları gerektikleri üzerine, tüm hakim ideolojiye mesaj gönderdik. “Kısa mesaj” değil, sayfalarca yazılar ve araştırmalar ile alınları açarak güneşe, o gün yeni bir filiz yeşerttik mücadele ovasında, tüm kızıllığıyla, sosyalizmin ateşiyle, tüm kadın yoldaşlarla... Biz de kimi zaman onlarla kadın olduk. O dakikalarda acılarını paylaştık, ortak olduk, yeniden zihinlerde fikir arkadaşı olduk, her görüşümüzü de eksiksiz paylaştık, konuştuk, tartıştık. Gücümüz sözlerimiz eşliğinde ışınlandı zihinlere o anlarda, alanlara çağıran taleplerin eşliğinde tüm sloganlarımız ile yeri, duvarları inletir olduk yine. Güzel olanı, olması gerekeni, güzel günleri, içleri gibi güzel bir dünyayı arzularken tüm arzularından vazgeçirilenler bu kez ezenlerin arzularına karşı idiler. Onların rezil sermaye düzenine, kar arzularına, onların her türlü karaçalmalarına, bin bir şekildeki sindirme, yıldırma oyunlarına karşı tek yürek olarak haykıranlar yine onlardı.
Kürsüde “Yaşasın sosyalizm” diye bağıran, bir tencere kuru makarnayı birkaç basit el hüneri ve malzeme ile leziz bir ziyafete çevirebilen yoldaş ablamdan, sunuş ve içerik açıklama konuşmalarını kalplerinden oradaki, salondaki “kalplere”e aksettiren tüm yoldaşlarıma kadar herkesin dilinde onların, emekçi kadınlarımızın acı türküsü vardı. Kimi zaman ellerinden içtiğim bir sıcak çayın tadı, kimi zaman siper yoldaşlığının tarif edilemez hazzı ile tutturduğumuz bir köşe başı türküsü gibi idi o gün, sadece “onlar”a bezenmişti her yan, her köşe, her bucak.
O gün, o salonda ne bir endişe, ne de bir çekince vardı. Umudun kendisi içeride dolaşırken tüm dünya korkabilirdi, tüm düşmanlar irkilebilirdi dolaşan “hayalet”ten. Yükselecek devrimci ivmeden... Umudu kendisine araç edinenlere bir övünç kaynağı, o gün, tüm ezilenlere teselli ve bir sade tebessüm idi geleceği müjdeleyen. Sıcak sohbetin yanısıra hep bir ağızdan söylenen Çav Bella ile kendi sözleri gibi, daha söyleyecek çok sözleri olduğu gibi, eller, yumruklar sıkılı, bir diğer gün için ancak bu kadar çok fidan yeşerebilirdi toprakta o gün, o salonda. Emeğin kurtuluşu yolunda özgürleşen ve özgürleşecek tüm toplumlar adına, var gücümüzle selamlıyoruz onları, damarlarında devrimin şifresini taşıyanları, emekçi kadınlarımızı…
Küçükçekmece’den bir yoldaşınız
Kurultayımızdan yükselen coşku ve kararlılıktı
İlk kez katıldığım Emekçi Kadın Kurultayı benim için heyecanlı, coşkulu ve doyurucuydu. Katılım gayet iyiydi. Emekçi Kadın Komisyonları’nı yaptığı çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum.
Emekçi kadınların kürsüde gösterdiği direngenliği ve mücadeleciliği öne çıkaran konuşmaları, kadına ilişkin sorunun feminist bir bakış açısı ile değil de kapitalist toplumda mecbur kılınan şartlardan kaynaklandığını öne sürmeleri kurultayın anlamlı geçtiğinin bir göstergesiydi.
Bu noktada kurultayın bana kazandırdığı, bir kez daha sermaye sınıfının karanlık, pis oyunlarına karşı kadın-erkek işçilerin emek gücünü kullanarak kendilerinin köle olmadığını, üretim ve tüketim araçlarının ortak olduğunu tüm dünyaya kanıtlamaktan geçtiği oldu.
Kurultay, emekçi kadınların 8 Mart’ta alanlara taşınması ve orada da aynı kararlılıkla mücadeleyi güçlendirmesinin önemine dikkat çekti.
Ben de bir emekçi kadın olarak 8 Mart’ta kızıllığın safını tutacağım. Herkesi mücadeleye çağırıyorum.
Kadın-erkek elele örgütlü mücadeleye!
Ümraniye’den bir işçi
Kurultayımız özgür geleceğe ışık tutuyor!
Emekçi Kadın Kurultayı gerçekleşti. Kurultayın benim için çok önemli olduğuna inanıyorum.
Ev kadınları ve çalışan kadınlar hayatın yükünü iki kat daha ağır yaşıyorlar. Sorunlarımızı paylaşamıyoruz çünkü bir adım geride görülüyoruz. Kurultayda kadınların sorunlarına vurgu yapıldı ve mücadelede özgürleşenler düşüncelerini anlattı. Benim için mücadele içinde özgürleşenlerin söyledikleri ayrı bir önem taşıyordu. Çünkü kadınların maalesef özgürlüğe çok uzak olduğuna inanıyorum. Kadınlar günlük temel ihtiyaçlarını karşılayabildiler mi tatmin oluyorlar, mücadeleye zor atılıyorlar. Kimi kendisinin, kimi toplumun yargılarına yenik düşüyor. İşçi sınıfının neferi olarak benim için Kurultay’da anlatılan tüm konular çok önemliydi.
Kurultay’a katılımın daha iyi olmasını isterdim. İlk olmasına rağmen oldukça güçlüydü. Tüm kadınları mücadeleye, kavgaya, 8 Mart’ta alanlara bekliyoruz.
Ümraniye’den bir işçi
Cesaret ve güven Emekçi Kadınlar Kurultay’ında buluştu!
Emekçi Kadın Kurultayı’na giderken hiçbir şey düşünmedim. Pek bir fikrim yoktu, çünkü ilk defa böylesi bir etkinliğe katılıyordum.
Oraya gittiğimde kadınları çok güçlü, kendine güvenli ve çok cesaretli gördüm. Konuşmaya başladıkları zaman karşılarında da çok cesaretli kadınlar gördükleri için daha çok güçlüydüler. Şunu gördüm, kürsüye çıkanları herkes can kulağıyla dinledi. Ben çok şey öğrendim, mutlu oldum.
İnanıyorum ki, sokaktaki en korkak kadın bile oraya gelseydi çok cesaretli, kendini savunan ve hakkını arayan kadın olurdu. Ortam çok rahattı, ben de kendimi kürsüden ifade edebileceğimi düşündüm.
Kurultayda tüm emekçi kadınların samimi olduğunu gördüm, çıkarken de kafam çok rahattı, yılların stresini atmıştım. Özellikle Viko Fabrikası’ndan konuşan kızın mücadeleye başlaması çok dikkatimi çekti. Küçükçekmece Emekçi Kadın çalışması üzerinden cesaret alarak kocamı çocuklarım başına bırakarak kurultaya geldim, bu da başka bir güzellikti benim için.
Küçükçekmece’den bir ev kadını
Özgürlük, eşitlik ve sosyalizm için 9 Mart’ta Kadıköy’e!
24 Şubat Emekçi Kadın Kurultayımız öncelikle çok güzeldi. Çünkü yüzü aşkın emekçi kadın vardı. Beni çok mutlu etti. Ve erkek işçi arkadaşlarımız da vardı, bizleri böyle günde yalnız bırakmamışlardı, çok mutlu oldum.
Kurultayın en çok beni duygulandıran tarafı da Hüsniye ablanın konuşması oldu. Beni çok etkiledi, gözlerim doldu, çünkü her zaman yıkımların ön saflarında ezilen kadınlardan biriydi. Ben onunla gurur duydum çünkü o da bir emekçi kadındı. Kurultayımız her yönden güzeldi. Talepler, işyerinde yapılan haksızlıklar, müzik dinletisi, herşey güzeldi.
Ben tüm işçi-emekçi kadınları önümüzdeki hafta Kadıköy’de 9 Mart’ta yapılacak olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne alanlara çağırarak duygularımı burada noktalıyorum.
Küçükçekmece’den bir tekstil işçisi