07.05.2008 09:13
Uluslararası yerel yönetimler ve kadın konferansı yapıldı
Diyarbakır Bağlar Belediyesi, Rosa Lüksemburg Vakfı ve Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (TAREM)’nin düzenlediği “Uluslararası Yerel Yönetimler ve Kadın Konferansı” 3-4 Mayıs’ta Bağlar Belediyesi konferans salonunda yapıldı
‘Geleceğin tesisi için barış şart’ vurgusunun yapıldığı konferansta kadınlar yerel yönetimlerde daha aktif rol almanın olanaklarını tartıştılar. ‘Geleceği Yeniden Yazıyoruz’ sloganıyla toplanan konferansın açılışında konuşan Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler, yerel seçimlere yaklaşılırken toplanan konferansın önemine değinerek “Bu kez yerel yönetimler ve kadın bağlamında bir kez daha bir araya gelelim, deneyimlerimizi paylaşalım ve buradan çıkacak sonuçlarla yerel seçimlere güçlü şekilde girelim istedik” diye konuştu.
Rosa Luxemburg Vakfı Başkan Yardımcısı Stefanie Ehmsen ise Türkiye’de 2004 yılından itibaren yürüttükleri çalışmalara değindi. Konferans açılışında konuşan DTP Eş Başkanı Emine Ayna da yerel yönetimlerde kadın bakış açısını oluşturmanın önemli olduğunu söyledi. Ayna “Biz yöneticiler, mahallelere ne kadar girebilirsek, mahalledeki halkı kararlara ne kadar ortak edebilirsek, kadının katılımı o kadar yükselecektir. Çünkü erkekler daha çok kent merkezlerindeler ve o yüzden yönetim mekanizmalarında daha fazla yer alıyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele ediyoruz. Hiçbir yönetim bizim kadar yerel yönetimler ve kadın konusunu tartışmamıştır” diye konuştu.
Konferansın ilk gününde toplanan üç oturum ‘Yerel Yönetimlerde Kadın Katılımı ve Temsil Modelleri’, 'Cinsiyet temelli bütçe' ve 'Yerel Yönetimler Kadın ve Demokrasi' başlıklarıyla gerçekleşti.
Meksika’daki yerel yönetim deneyiminin anlatıldığı ilk oturumda Türkiye’de yapılan diğer örgütlenmelerden örnekler verildi. Kadınların temsil sorununun çözülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan KA-DER’den Dr. Yıldız Tokman istatistikî verilerin cinsiyet ayrımlı olarak toplanması, yerel hizmetler kadınların gereksinimlerine göre verilmesi, göç ve yoksulluğu gören politikaların geliştirilmesi, zihniyet değişikliği ve farkındalık yaratılması gerektiğine işaret etti.
Cinsiyet Temelli Bütçe’nin uygulandığı tek yer olan Berlin’den deneyimlerini ikinci otumda aktaran Kreuzberg Eski Belediye Başkanı Cornelia Reinauer yöneticilerin cinsiyete göre bütçe oluşturması gerektiğini ifade ederek kadınların kamu hizmetlerinden daha fazla yararlanabilmesi için bunun gerekli olduğuna dikkat çekti. Konuşmacılar ekonomi politikalarının cinsiyetler arası eşitliğe uygun olarak oluşturulması gerektiğinin altını çizdiler.
Geleneksel zihniyetin aşılması gerektiği kaydedilen konuşmalarda kadının kendi içinde içselleştirdiği yönleriyle de mücadele etmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Küçükdikili Belediye Başkanı Leyla Güven konuşmasında Belediyeler Kanunu’nun kadınları görmediğini söyledi. Güven, ‘Belediye başkanı koruma ordusuyla gezen kişidir’ imajını kırdıklarını söyleyerek,kadına yönelik uygulanan şiddetle ilgili de önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirterek, toplu iş sözleşmelerine kadınlarla ilgili maddeler yerleştirdiklerini söyledi. Demokrasinin gelişmesi yerel yönetimlerden başladığını söyleyen konuşmacılar demokrasinin tam anlamıyla yaşamsallaşması için kadınlara çok görev düştüğünü, yerel yönetimlerde kadınlara hareket sahası açması gerektiğini vurguladılar. Rosa Lüksemburg Vakfı temsilcisi Stefanie Ehmsen de kendi deneyimlerini aktararak, farklı görüşlerden kadınların işbirliği yapması sonucu seçimlerde kadın politikasını iyi yürüten partilerin seçildiğini belirtti.
Kadın Konferansı’nın ikinci gününde ise kadın kotası ve ekolojik bakış açısı ele alındı ve deneyim paylaşımları gerçekleşti. Konferansın ikinci günkü açılış konuşmasını yapan TODAY-TAREM Başkanı Kiraz Biçici, TAREM’in sendikalar, tarih, politika, kadın, gençlik gibi alanlarda çalışmalar yürüttüğünü kadın konusundaki çalışmalara ise özel bir önem verdiklerini ifade etti.
Dünyadaki kota örneklerinin sunulduğu oturumda Türkiye’nin kota konusunda çok geride, İsveç’in ise birinci sırada olduğu söylendi. İlk oturumda söz alan DTP Diyarbakır Milletvekili Av. Aysel Tuğluk kadının öz bilinci ile yerel ve ulusal siyasete katılmasının önemine vurgu yaptığı konuşmasında kadın yönetici sayısının azlığına bağlı olarak şiddetin yoğun olduğuna işaret ederek, siyaset alanındaki liderler oligarşisi, parti içi demokrasinin ve kadın kotasının olmayışına, geleneklere ve erkek hegemonyasına dikkat çekti. Tuğluk, kadın kotası, pozitif ayrımcılık ve fırsat eşitliği gibi önlemler almak gerektiğini ifade etti.
Ekolojik mücadelenin her geçen gün daha çok önem kazandığını söyleyen konuşmacılar bu mücadelenin toplumsal mücadeleden kopuk olmadığını dile getirdiler. Konuşmacılar, kentlerde cinsiyete duyarlı planlamanın kadınlar açısından önemine vurgu yaptılar. Önümüzdeki yerel seçimlere “Demokratik, Ekolojik, Cinsiyet Özgürlükçü Yerel Yönetim Modeli” ile gireceklerini söyleyen DTP PM Üyesi Çimen Işık, önerdikleri modeli şöyle anlattı: “Bu modele göre, Başkanlık kavramı yerine Koordinatör ve Eş Koordinatör kavramını benimsiyoruz. Yerel yönetimlerde çalışan kadınlardan oluşan bir meclis oluşturmayı düşünüyoruz. Kadın hizmetlerine ayrılacak bir kadın bütçesi oluşturmayı hedefliyoruz. Tamamen yeni bir yerel yönetim modeli hedefimiz var. Bu modeli tartışmaya açarak önerileri alacağız”
Rusya, İngiltere, Fransa, İsviçre’deki yerel yönetim örnekleri ile Diyarbakır Bağlar, Diyarbakır Büyükşehir, Esenyurt Belediyeleri ve Bağlar Selahattin Eyyubi Mahallesi’nde yaşanan deneyimlerin paylaşılmasının ardından açıklanan sonuç bildirgesinde şu sözlere yer verildi: “Dünyanın neresinde olursak olalım, toplumsal cinsiyetin bize yüklediği konumun zorluklarını bir kez daha fark ettik. Bir kez daha birlikte mücadelenin ve deneyim paylaşımının altını çizdik. Konferans boyunca sık sık tepemizden uçan savaş uçakları ise Diyarbakır’ın ve Bölge’nin özgün yanını tekrar bize hatırlattı. Biz, ABD’den, Almanya’dan, Rusya’dan, İsviçre’den, İsveç’ten, Polonya’dan, Fransa’dan, İngiltere’den ve Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen kadınlar olarak, bir kez daha diyoruz ki; ‘Silahlar Sussun, Barış Hemen Şimdi’. Çünkü barış olmadan demokrasi olmaz, barış olmadan eşitlik olmaz, barış olmadan geleceğe bırakabileceğimiz yaşanabilir bir dünya kalmaz. Geleceğimizi yeniden yazabilmemiz için barış şart!"
Sendika.org / 07.05.08