22.08.2008 09:39
Namus cinayetlerine karşı yaz kampanyası
Namus Cinayetlerine Karşı Uluslararası Kampanya (ICAHK), kadın cinayetlerine karşı kampanyalarını sürdürüyor. Güney Kürdistan’da geçen ay 11 kadın öldürüldü, İran’da Temmuz’da 9 kadın recm cezasına çarptırıldı, Türkiye’de yasaklanmasına rağmen artış yaşıyor, Avrupa’da zorla evlilikler yaşanıyor, Pakistan’da 5 kadın diri diri gömüldü.
Namus Cinayetlerine Karşı Uluslar arası Kampanya, ister yaz olsun ister başka bir sezon, kadına yönelik “namus adın” işlenen şiddetin devam ettiğini belirtti. Yaz aylarında da kadına yönelik şiddet ve cinayetler durmadı.
2 Temmuz’da Güney Kürdistanlı Banaz Bakir Fatah Norveç’te katledildi. Temmuz ayında Ürdün’de yaşanan “namus” cinayetlerinden sonra Ağustos başında yeni bir cinayet yaşandı. Türkiye’de Ahmet Yıldız isimli eşcinsel, yine “namus” kurbanı oldu.
Pakistan’da geçen ay 5 kadın diri diri gömüldü. Suçlulardan biri de Belucistan bakanlarından birinin kardeşi. Ama bunlar hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmadı. Suçluların cezalandırılması için ICAHK, bu konuda Asya İnsan Hakları Komisyonu (AHRC) kampanyasına ortak oldu.
Ürdün’de hukuk sistemi namus adına cinayetleri halen teşvik ediyor. Türkiye her ne kadar kadın cinayetlerini suç saysa da raporlar kadın cinayetlerinin arttığını gösteriyor. Aynı durum Federal Kürdistan Bölgesi’nde de yaşanıyor. Kürdistan Bölgesi’nin sadece Hewler kentinde geçen ay 11 kadın cinayet kurbanı oldu veya bedenini ateşe vererek intihar etti.
Kurdistan Aziz cinayetinde olduğu gibi Kürt makamların cinayetlere karşı yeterli tedbir almadığı görüldü. ICAHK Kürdistan makamlarından kadınları korumasını istedi. ICAHK 7 Nisan 2007’de recmedilen Xatu Dua’nın katillerinin de kan davası çerçevesinde cezaevinden kurtarılmaya çalışıldığını kaydetti.
İran’da “namus adına” işlenen cinayetlerin yanı sıra devlet mekanizması kadının bedeni ve cinselliğini denetim altına almaya çalışıyor. Aralarında Kübra Nacar’ın da olduğu en az 9 kişi Temmuz ayında recm cezasına çarptırıldı. Ağustos başında İran recm uygulamalarını askıya aldı ancak taşlama ile idam cezası İran kanunlarında yer almaya devam ediyor.
“Ailesel namus baskısı” sadece kısmi bir yüzü görülen cinayetlerle sınırlı değil, aynı zamanda zorla evlilikler şeklinde de devam ediyor. Yemen’de 8 ve 9 yaşlarında iki kız çocuğu sonunda boşanabildi, yine Nacud isimli 10 yaşındaki kız çocuğu da boşanmak için hukuk mücadelesi veriyor.
Suudi Arabistan’da Hail eyaletindeki bir hastane personeli 10 yaşındaki bir kızın 60 yaşındaki biriyle evlendirilmesini engellemek için harekete geçti.
Pakistan’da aşiret mahkemeleri aileler arası kavgalara çözüm bulmam için kız çocuklarını sunuyor. Muhammed İbrahim ve Zeyneb gibi kendi iradeleri ile evlenenleri ölüme mahkum edenler de yine bu aşiret mahkemeleriydi.
Zorla evlilikler sadece Ortadoğu veya Hint kıtasında yaşanmıyor. Avrupa’nın diğer yerlerinde olduğu gibi Fransa’da da bu yaz aylarında zorla evlilikler bir çok kez gündeme geldi. Temmuz başında İtalya’nın kuzeyinde 15 yaşındaki bir kız sevmediği bir erkekle evlendirilmek istendiği için intihara teşebbüs etti. Namus cinayetlerine karşı Hollanda’da Rotterdam İslam Organizasyonu (SPIOR), yazar Tarık Ramazan’ın da desteğiyle bir girişim başlattı. Fransa’da zorla evliliklere karşı mücadele eden kadınlar bir araya gelerek bildiri yayınladı. Almanya’da Necla Kelek zorla evlilikler üzerine bir analiz yazdı ve destek gördü.
Bunlar kadına yönelik insan hakları ihlallerinin sadece bir kısmı. İstatistiklere girmeyen, basına yansımayan, yanlış yansıtılan, gizlenen çok sayıda vaka var. Resmi rakamlar buz dağının sadece görünen yüzünü ifade ediyor.
Namus Cinayetlerine Karşı Uluslar arası Kampanya’nın dünya genelinde yürüttüğü mücadele kadınları cesaretlendirdi. Federal Kürdistan Bölgesi’nde de kampanya sonuç verdi ve hükümetin Eylül ayında kadın sünnetlerini yasaklaması bekleniyor. Yine kadınların mücadeleleri sonucu İran recm cezasını uygulamasını askıya aldı.
ANF / 22.08.08