08.02.2012
28.02.2010 23:45

8 Mart'ın 100. yılında emekçi kadın buluşması...

 

“New York'tan TEKEL'e direnişçi kadınlar yol gösteriyor!”

 

(01.03.10) – Devrimci 8 Mart hazırlıklarını sürdüren İstanbul Emekçi Kadın Komisyonları (EKK) 8 Mart'ın 100. yılı vesilesiyle etkinlik gerçekleştirdi. 28 Şubat Pazar günü “100. yılında şan olsun 8 Mart'ı yaratanlara... New York'tan TEKEL'e direnişçi kadınlar yol gösteriyor!” şiarıyla gerçekleştirilen etkinlikte 7 Mart günü Kadıköy'de gerçekleştirilecek mitinge çağrı yapıldı.

Su Gösteri Sanatları Sahnesi’nde gerçekleşen 8 Mart etkinliğine İstanbul'un farklı sanayi havzalarından ve emekçi semtlerinden çok sayıda kadın- erkek işçi ve emekçi katıldı. Görsel olarak oldukça iyi hazırlanan salonda, “100. yılında şan olsun 8 Mart’ı yaratanlara! New York’tan TEKEL’e direnişçi işçiler yol gösteriyor! / Emekçi Kadın Komisyonları”, “New York’tan TEKEL’e vardık, varız, varolacağız!”, “Çifte sömürü, baskı, şiddet, ayrımcılık, töre cinayetleri...Kadınların kurtuluşu sosyalizmde!” pankartları asıldı. Clara Zetkin, Rosa Luxemburg, Alexandra Kollontai, Hatice Yürekli, Nadezhda Krupskaya’nın resimlerinin asıldığı salonda, Güven Elektrik, DESA, ENTES, TEKEL, Sümerbank, Meha, Çapa’da direnen kadınların resimleri de yer aldı.

Sunucuların yaptığı konuşmayla başlayan etkinlik, devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşen yiğit devrimci kadınlar anısına saygı duruşuyla devam etti.

EKK: Ezenlere ve sömürenlere karşı mücadele edelim!

Saygı duruşunun ardından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün sınıfsal özü ve tarihsel anlamı aktarıldı. Ardından söz alan Emekçi Kadın Komisyonları (EKK) temsilcisi, sınıfların ortaya çıkması ve mülkiyetin erkeklerin tekeline geçmesiyle kadının ezilen cins konumuna düştüğünü ifade etti. Kadının ezilmişliğinin, bunun koşullarını oluşturan şartların ortadan kalkmasıyla son bulacağının altını çizdi. Clara Zetkin'in “Proleteryanın devrimci sınıf mücadelesi olmaksızın kadınların gerçek ve tam kurtuluşu olanaksızdır. Kadınlar bu mücadeleye katılmaksızın kapitalizmin parçalanması, sosyalist yeniyi yaratma olanaksızdır” sözlerini hatırlattı.

Konuşma şu cümlerle son buldu:

“Tıpkı geçmişte New York’ta olduğu gibi bugün de kadınlar TEKEL direnişinde erkek sınıf kardeşleriyle ön saflarda kararlı ve militan duruşları ile tüm işçi sınıfına da yol gösteriyorlar.

Emekçi Kadın Komisyonları olarak tüm ezilen, hor görülen, aşağılanan, yoksulluk ve açlığı tüm çıplaklığıyla yaşayan bütün işçi ve emekçi kadınlara sesleniyoruz.

Evde ve işyerlerinde köleliğe, namus adına işlenen cinayetlere, savaşlarda her türden yıkıma ve daha özelde kadınlara dönük tecavüzlere, yoksulluğa, işsizliğe ve sefalete dur demek için bu kavgada yerimizi alalım.

Başta ev işleri ve çocuk bakımı olmak üzere bizleri tüketen işlerin toplumsallaşması, toplumsal yaşamın her alanında cinsiyete dayalı eşitsizliğin ortadan kaldırılması, üretim alanında “eşit işe eşit ücret” ilkesinin hayata geçirilmesi için, kadın-erkek bütün sınıf kardeşlerimizle dayanışarak, ezenlere ve sömürenlere, bütün gericilere karış birlikte mücadele ettiğimiz ölçüde özgürleşeceğiz.”

EKK adına yapılan konuşmanın ardından Şair Rahime Henden şiirlerini etkinliğine katılanlarla paylaştı. Sefaköy İşçi Kültür Evi Tiyatro Topluluğu’nun sergilediği “Gülsüm” adlı skeç ise ilgiyle izlendi. Tiyatro gösterisinin ardından etkinlik programına ara verildi.

BDSP: Kadın-erkek elele örgütlü mücadeleye!

Aranın ardından, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP) temsilcisi bir konuşma yaptı. Konuşmada, TEKEL direnişinin tarihsel anlam ve önemine vurgu yapıldı. Sınıf mücadelesinin büyütülmesinde kadın-erkek elele verilen örgütlü mücadelenin temel çözücü noktada olduğunun altı çizildi. Kadının mücadele içinde özgürleştiği, direnişlerde yer alan kadınların öne çıktığı, mücadele içerisine atılan ve zincirlerini kırabilen kadınların kararlılıkla direndikleri vurgulandı. Konuşma, 7 Mart’ta Kadıköy'de buluşma çağrısıyla sona erdi.

Esenyurt İşçi Kültür Evi Tanyeri Şiir Topluluğu’nun sunduğu şiir dinletisi ile devam eden etkinlik programında direnişçi kadınlar için bir kürsü oluşturuldu. Programın bu bölümünde, direnişçi kadın işçiler selamlanarak kürsüye davet edildi. Kürsüde ilk olarak sözü, eski TEKEL-Cibali işçisi Şair Rahime Henden aldı. TEKEL direnişini değerlendiren Henden, Ankara’da kadın-erkek birlikte mücadele yürüten TEKEL işçilerinin, bütün işçi ve emekçilere yol gösterdiğini belirterek, bütün direnişçi işçilerin bu yolda ilerlemesi gerektiğini söyledi.

Emine Arslan: Örgütlenelim, mücadele edelim!

DESA işçisi Emine Arslan ise, 8 Mart’ın sınıfsal özünü ve tarihsel anlamını 1986 yılında örgütlü bir işyerinde çalıştığı için öğrendiğini belirtti. Anne ve babalara da seslenen Arslan, çocuklarının örgütlenmelerine engel olmamalarını istedi. “Örgütsüz işçi demek, köle demek” diyen Arslan, şunları söyledi:

Daha dün madenlerde işçi arkadaşlarımız öldü. Sürekli duyuyoruz, madenlerde, limanlarda hergün birileri ölüyor. Bunların nedeni örgütsüzlük. Örgütsüz yerlerde denetim yok. Patronlar malzemeyi işine gelirse alıyorlar. Kötü sendikalar var ama örgütlenmek gerekli. Daha önce sendikalı yerde çalıştığım için söylüyorum bunları. Bir makinede arza varsa, sendika müdahale eder, makine yapılıp yada yenisi gelene kadar, o işçiyi orada çalıştırmaz. Sendikasız yerde de çalıştım. Bozuk makinede seni çalıştırırlar, mal hatalı çıktığında, suçlu sen olursun. 20 yılı aşkın bir süredir çalışıyorum. Ankara’da direnen TEKEL işçilerini de ziyaret ettim. Esnaf, halk şikayetçi diyorlar. Ama gittim yerinde gördüm, esnafı da halkı da işçilerin mücadelesini destekliyor. TEKEL işçisi bir arkadaşımız vefat etti. Bu arkadaşımızın ölümünden ben şüpheliyim. Ben, direnişte bir çok şey yaşadığım için bu ölümden şüpheliyim. Kasıtlı olabilir. Araştırılabilir, ama araştıranlar belli. Bu araştırmadan da bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Sendikama, eşime ve tüm emek dostlarına direnişimde beni yalnız bırakmadıkları için çok teşekkür ediyorum.”

7 Mart'ta Kadıköy'e çağrı

Sinter Metal’de direnen Murat Öküncü’nün eşi de bu bölümde söz alarak bir konuşma yaparak, direniş süresince eşine destek olduğunu belirtti. Sonuna kadar eşini destekleyeceğini söyledi.

ENTES direnişçisi Gülistan Kobatan ise konuşmasında, sınıf bilinçli bir işçi olarak yapması gerekeni yaptığını ve direniş yolunu seçtiğini söyledi. 8 Mart’ın 100. yılında kadın-erkek tüm işçi ve emekçileri 7 Mart'ta Kadıköy’de yapılacak mitinge çağırdı.

Direnişçi kadınlara yaptıkları konuşmaların ardından EKK adına çiçekler sunuldu. Daha sonra Sefaköy İşçi Kültür Evi’nden emekçi bir kadın arkadaşın kızıl bayraklarla yaptığı 'Sokak Dansı' büyük bir ilgiyle izlendi. Dans gösterisinin ardından müzik dinletisi sunuldu. Hep bir ağızdan türkü ve marşlar söylendi. Etkinlik, 7 Mart 2010 tarihinde “100. Yılında Şan Olsun 8 Mart’ı Yaratanlara! New York’tan TEKEL’e direniş sürüyor, mücadele büyüyor!” şiarıyla Kadıköy'de gerçekleştirilecek mitinge çağrı yapıldı.

150 kişinin katıldığı etkinlikte, “8 Mart kızıldır kızıl kalacak!”, “Kadınlar sokağa, eyleme, özgürleşmeye!”, “Kadın erkek elele örgütlü mücadeleye!”, “Kadınlar Partiye, devrime, sosyalizme!” sloganları atıldı.

Toplumcu Mühendis Mimar Şehir Plancı Kadınlar, Ekim Gençliği ve Devrimci Liseliler Birliği gönderdiği mesajlarla etkinliği selamladı.

Kızıl Bayrak / İstanbul


YAZICIYA GONDER


Şubat
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
30 31 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 1 2 3 4