27.05.2006 14:05
Kürt yazar Mehmet Uzun ağır hasta
İSMET KAYHAN- ANF
STOCKHOLM (27.05.2006)- İsveç'te yaşayan ünlü Kürt romancı Mehmet Uzun kanser hastalığına yakalandı. Doktorlar Uzun'un çok az ömrü kaldığını söylediler.
Kürt yazar Mehmet Uzun İsveç'in başkenti Stockholm'de geçen hafta aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. İsveç'in en büyük hastanesi Karolinska'da tedavi altına alınan Kürt yazar Uzun'a kanser teşhisi konuldu.
Doktorlar, Mehmet Uzun'da görülen 'kötü huylu' tümörün başka organ ve dokulara yayılan türden olduğunu belirttiler. Karolinska hastanesi doktorları çok az ömrü kalan yazar Uzun'un hayata sıkı sarılması durumunda ömrünün en az 6 ay uzayabileceğini söylediler.
Üzülme ve moral çöküntüsü ise kanserin hızla yayılmasına neden olacağına dikkat çeken doktorlar, bu hafta Mehmet Uzun'a radyoaktif iyot tedavi yöntemi uygulayacaklar.
'AUERBACH'IN UMUDU' ÜZERİNDE ÇALIŞIYORDU
Geçen yıl Avrupa Parlamentosu'na davet edilen Kürt yazar Mehmed Uzun yaptığı Kürtçe konuşmada, üzerinde çalıştığı son romanı 'Heviya Auerbach' (Auerbach'ın Umudu) hakkında bilgi vermişti.
Doğu'ya ait bir dille Batı edebiyat tarihinin düşünürlerinden olan Auerbach'ın İstanbul'daki yaşamını romanlaştırmasını Uzun şöyle anlatmıştı:
''Auerbach, Batı edebiyat tarihinin en önemli yapıtlarından Mimesis'in yazarı Erich Auerbach. Romanımın konusu ağırlıkla Auerbach'ın İstanbul'daki yaşamı. Çok ilginç bir yaşam bu; kamu hayatına katılmayan, her şeye kıyıdan, köşeden bakan, aynı koşullarda yaşayan çok dar bir muhacir grupla sosyal, kültürel, entelektüel ilişkiler sürdüren tipik bir sürgün yaşam.
1892 yılında Berlin'de doğan dilbilimci ve edebiyat tarihçisi Auerbach'ın Nazi Almanya'sından kaçışı ve Türkiye'de yaşadığı yılları kitaplaştırıyorum. Auerbach, İstanbul’dan 3.1.1937 tarihinde, Paris’te sürgünde yaşayan dostu yazar Walter Benjamin’e yazdığı uzun bir mektupta, Türkiye’ye ilişkin gözlemlerini de anlatıyor. Doğrusu heyecan verici ve ilginç notlar var.”
KÜRTÇE’YE ROMANLARIYLA HAYAT VERDİ
Kürtçe'nin bir edebiyat dili olmasında önemli katkıları olan Mehmet Uzun aynı zamanda modern Kürt romanının da kurucusu sayılıyor. Asimilasyon ve yasaklarla boğuşan bir dil olan Kürtçe'ye romanlarıyla hayat veren Mehmed Uzun, 1953 Siverek'te doğdu. 1977 yılından beri İsveç'te yaşayan Uzun, Kürtçe, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. 1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan Uzun hakkında Türkiye'de çok sayıda dava açıldı.
Mehmet Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca İsveç Pen Klübü ve Uluslararası Pen Klüp'te aktif çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe roman yazdı.
Mehmed Uzun, "Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık" romanı ve "Nar Çiçekleri" adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılandı. Aynı yıl Türkiye Yayıncılar Birliği'nin her yıl verdiği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü'nü, roman sanatına ilişkin belirleyici katkılarından dolayı Berlin Kürt Enstitüsü'nün Edebiyat Ödülünü, yarattığı edebiyat ve sözün özgürlüğüne ilişkin duruşundan dolayı İskandinavya'nın en önemli ödüllerinden olan Torgny Segerstedt Özgürlük Kalemi Ödülünü ve 2002'de İsveç kültür yaşamına sunduğu değerli katkılarından dolayı İsveç Akademisi'nin Stina-Erik Lundeberg Ödülü'nü aldı.
MEHMET UZUN'UN ESERLERİ
TU (Sen), Roman, 1985; Mirina Kalekî Rind (Yaşlı Bir Rind'in Ölümü), Roman, 1987; Siya Evînê (Yitik Bir Aşkın Gölgesinde), Roman, 1989; Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê (Evdalê Zeynikê'nin Günlerinden Bir Gün), Roman, 1991; Destpêka Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyatına Giriş), İnceleme, 1992; Hêz û Bedewiya Pênûsê (Kalemin Gücü ve Görkemi), Denemeler, 1993; Mirina Egîdekî (Bir Yiğidin Destanı), Destan-Ağıt, 1993; Världen i Sverige (Tüm Dünya İsveç'te), Edebiyat Antolojisi, M. Grive ile Birlikte, 1995; Antolojiya Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyat Antolojisi), Antoloji, iki cilt, 1995; Bîra Qederê (Kader Kuyusu), Roman, 1995; Nar Çiçekleri, Deneme, 1996; Ziman û Roman (Dil ve Roman), Söyleşiler, 1997; Bir Dil Yaratmak, Söyleşiler, 1997; Dengbêjlerim, Deneme, 1998; Ronî Mîna Evînê - Tarî Mîna Mirinê (Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık), Roman, 1998; Zincirlenmiş Zamanlar Zincirlenmiş Sözcükler, Deneme, 2002; Dicle'nin Sesi I - Hawara Dîcleyê (Dicle'nin Yakarışı), Roman, 2002; Diclenin Sesi II - Dicle'nin Sürgünleri, Roman, 2003.
ANF NEWS AGENCY
--------------------------------------
Mehmet Uzun hakkında...
MEHMED UZUN
Yaşar KARADOĞAN
26 Mayıs 2006
Kürdistan Post’taki haberi okuyunca neye uğradığımı şaşırdım.
Ölüm artık her gün bir tanıdığı, dostu , yakını yoklamaya başladı.
Ki ölüm her zaman var.
Biz ancak yakınlarımızda gezindiği zaman onu hissediyoruz.
Geri kalan zamanlarda hayatın acımasızlığı içinde, kimin ne zaman öleceğini bile düşünmeden yaşıyoruz.
Mayıs ayı deyince ben önce Edip Karahan abiyi hatırlarım.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Kaypakkaya ve Diyarbekir cezaevinin kahramanlarının aramızdan ayrılıp gittiği netameli bir aydır Mayıs.
28 Mart’ta Diyarbekir’de öldürülen Kürd çocuklarının o resimlerinin verdiği hüzüne her gün yeni bir hüzün ekleniyor.
Daha bir kaç gün önce merhum Mustafa Budak’ın 30 yaşlarında filinta gibi oğlunu Zana’yı kaybettik.
Onu Nevzat Sağnıç izledi.
Bugün de Mehmed Uzun’un kanser olduğu haberi geldi.
Ne kadar doğru bilmiyorum.
Tek yapabileceğim onu aramaktı.
Öyle yaptım.
Kendisiyle görüşemedim. Bir arkadaşı ve saygıdeğer eşi ile görüştüm.
Adı Karolinska mıdır nedir, bu hastahanenin adını duyunca tüylerim diken diken oluyor.
Orhan Kotan ve Mahmud Baksi de orada yaşamlarını yitirmişlerdi.
Sevgili Mehmed Uzun’un da orada tedavi gördüğü söyleniyordu.
Akşamleyin konuştuğum eşinin metanetli sesi bana umut verdi.
Mehmed uzun yanlış ve eksikleri ile bir Kürd. Yazarı ve edebiyatçısı.
Abartılı ya da abartısızlıklarıyla da bir Kürd edebiyatçısı.
Yıllardır Kürdçe yazıyor.
Kimisi onun kaprisli olduğunu söyler, kimisi ise çalışmalarını küçümser.
Fakat alfabesinin harfleri ve noktaları, inceltme işaretleri üzerinde bile yıllarca kavga ettiğimiz Kürdçede nerden baksanız 25 yıllık bir emeği ve ürünleri var.
Kuşkusuz her edebi çalışma eleştirilir.
Eleştirilmeyen eserin edebiliğinden şüphelenmek gerekir.
Mehmed Uzun siyaseten kimseyi tatmin etmese bile Kürdçe yazın alanında çalışmaya karar vemiş olması, övülmesi gereken siyasi bir karardır.
Yazarlar ve sanatçıların davranışları, refleksleri farklılıklar arzediyor çoğu zaman.
Ve bu davranışlar çoğ zaman da anlaşılmaz.
Mehmed Uzun’un kişiliğinde onun edebiyatına yapılan haksızlıklar insanı düşündürüyor.
Mehmed Uzun’lar kolay yetişmiyor.
Bunu kabul etmemiz gerek.
Sanatçı ve aydınlarımıza, yazarlarımıza sahip çıkmak gerek.
Hele moral ve sevgiye muhtaç oldukları zaman onları yalnız bırakmamak gerek.
Kürd siyasetinin prensipsizlikler dünyası maalesef çok gaddar ve ahde vefa nedir bilmiyor.
Mehmed Uzun Kürd edebiyatının dünyaya açılmasında önemli bir iş yaptı.
Kimisi onun ‘ilk Kürd romancısı’ olduğu şeklindeki iddiaya kafayı takarak, onun emeğini küçümsemeye çalışıyor.
Fakat bu onun bir Kürd romancı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
Yıllar önce geldiği Londra’da kendisiyle yaptığımız sohbetlerde kendisi bizzat ilk Kürd romancısının Erebẽ Şemo olduğunu söylüyordu.
Hatta SOAS üniversitesinin kütüphanesinde Erebẽ Şemo’nun romanını bulmuştu. Kendisindeki kopyayı bir defa da benim için çoğaltmıştık.
Mehmed Uzun’un kişisel olarak katılmadığım bir çok özelliği veya siyaseten eleştirdiğim bir çok ‘yanlışı’ var.
Fakat bu onun edebiyatçılığının gerçekliğini tartışma hakkını kimseye vermiyor.
Mehmed Uzun’a yaklaşımda bir metot sorunu ile karşı karşıyayız.
Şimdi böyle önemli bir anda, hayatının en kritik anlarından birinde bu metodik yanlışın bir şekilde devam ettiğini görmek insanı üzüyor.
Şu ana kadar kimse Mehmed Uzun ile gidip çalışmalarını nasıl yaptığı, eserlerinin kurgusunu nasıl yaptığı konusunda bir söyleşi yamadı mesela.
Ben biliyorum ki, Mehmed Uzun ‘Bira Qederẽ’ eserini yazmadan Malta’ya bile gitmişti.
Denebilir ki sevgili Mehmed Uzun kendisiyle ilgili önyargılı ve küçümseyici yaklaşımlara biraz da kendisi yol açtı.
Ama bu onun emek ve uğraş verdiği Kürd edebiyatına verdiği hizmetleri yok sayan tutumları haklı kılar mı?
Bence hayır.
Mehmed Uzun’un 1976’da hapishaneden çıktığı dönemi hatırlıyorum.
Kendisi benden yaşça büyüktür.
Ben de o sıralarda Diyarbekir cezaevinden tahliye olmuştum.
Ergani’da bizim Rızgaricilerin meşhur mekanı olan ‘Pasaj’da, Reşit Yolcu ile Muharrem Demir’in ortak çalıştırdığı kahvede Hasankeyf (Hasan Çakır) tarafından tanıştırılmıştık.
O sıralar Mehmed Uzun yurt dışına çıkmaya çalışıyordu ve bu nedenle bizzat Ergani özelinde bu tutumu tartışma konusuydu.
Sonradan İsveç’e geçtiğini, orada Rızgariya Kurdistan adlı derginin çıkarılmasında görev aldığını öğrendim.
1980 sonrası da Ala Rızgari ile birlikte davrandı.
Sonra Kürdistan Press deneyimi var.
Galiba 1992 yılıydı. Londra’ya dil eğitimine geldi.
O süre içinde sık sık birlikte olduk.
İlk romanı üzerinde tartıştık.
O romanın ana temasının Kafka’nın bir eserinden alındığı şeklinde görüş ve eleştiriler vardı.
Bunu da kendisiyle konuşmuştuk.
Maalesef bu ilk çalışması üzerinde yapılan tartışmalar sonradan başka şekillerde sürdü.
Belki de Mehmed Uzun’un edebi çalışmalarının Kürdler arası birleştirici bir öğe olma şansını ortadan kaldırdı.
Parti şeflerinin her şeye kadir olduğu Kürdlerin zavallı ‘siyasi’ dünyasında edebiyatçı olmak bile bile ‘deli gömleği’ giymek gibi bir şeydir.
Mehmed Uzun Londra’ya gelip de Shakesepere’nin doğduğu yere gitmeyi akıl eden, hatta bunu merak eden ender Kürdlerdendir.
Birlikte Şerko Bekes’in şiir dinletisine gitmiştik. Ömer Debbabe ile birlikte olmuştuk.
Dolu dolu günler geçirdik.
Onun konuşma yapacağı bir ‘Kürd edebiyatı’ semineri de düzenledik ve açılış konuşmasını Vedat Türkali yapacaktı.
Fakat o sıra eşi Zozan Türkiye’den dönmüştü ve hamileydi. Mehmed Uzun bu toplantıyı gerçekleştiremeden gitmek zorunda kalmıştı.
Sonra kendisi, merhum Mahmut Baksi, Kendal Nezan, Fatoş Güney Mart 1994’te Londra’da yapılan ‘Living Fire’ (Yaşayan ateş) adlı Kürd haftasına geldiğinde görüşmüştük.
Yıllardır kendisini izliyorum.
Şunu da söylemeliyim ki, kod adıyla yaşamaktan vazgeçmeyi bana önerenlerden birisi Mehmed Uzun’dur.
O zaman bizdeki adıyla Ferzende ile kendisi gırgır geçerdi.
Konuştuğu kişiler Türkçe konuştuklarında, ‘Bi Kurdi’ diye uyarıda bulunurdu.
Aradan bunca yıldan sonra bugün kendisini aramak istedim.
Kürdler olarak birbirimize çok muhtaç olduğumuz günler içindeyiz.
Mehmed Uzun gibi Kürd edebiyatının ağır işçilerinden sevgimizi ve saygımızı esirgememeliyiz.
Ona acil şifalar diliyorum.
Saygı ve sevgilerimi yolluyorum.
yekitigulbaran@hotmail.com