04.12.2008
20.06.2006 23:51

70. ölüm yıldönümünde Maksim Gorki

 

(1868-18 Haziran 1936)

Yalçın Yusufoğlu

 

Adı Aleksei Maksimoviç Peşkov’du. 1868’de doğdu, 5 yaşında babasını kaybedince anneannesinin yanına gönderildi; çok bağlandığı yaşlı kadının anlattığı masallar, öyküler, menkıbeler küçük Aleksei’nin hayal dünyasının genişlemesinde önemli rol oynadı.

 

8 yaşında okulu terketti, çeşitli işlerde çalıştı, delikanlıyken anneannesinin ölümünden çok etkilendi, intihara bile kalkıştı. Yıllarca Rusya’yı dolaştı. Gemilerde miçoyken okumaya merak saldı, sonra da ilk öykülerini yazdı.

 

16 yaşındayken Kazan’a geldi, hem çalışıp ekmeğini kazanıyor, hem kendisini yetiştiriyordu. Bu üniversiteler kentinde üniversiteye gidemedi, ama hayatın üniversitelerinde pişti, bilgilendi, bilgeleşti. Devrimci gruplarla tanıştı, ihtilalci örgütlenmelere girdi, Volga köylerinde siyasi çalışma yaptı.

 

Yaşamının o evrelerini sonradan "Çocukluğum" (1914), "Ekmeğimi Kazanırken" (1916) ve "Benim Üniversitelerim" (1923) kitaplarından oluşan ünlü otobiyografik üçlemesiyle romanlaştıracaktı.

 

İlk romanını 1899’da yayınlayan Gorki 1902’de St. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi’ne kabul edildi, 1905 Devrimi yenildikten sonra yurtdışına gitti, ABD’yi gezdi, sonra Capri Adasına yerleşti. En tanınmış romanı Ana’yı 1907’de yayınladı. 1913’te Rusya’ya döndü. Devrimi ülkesinde yaşadı. Lenin’le 1902’de tanışmıştı, sonra da bazen tartıştılar, hatta çatıştılar, bazen barıştılar ama hep dost kaldılar. Örneğin, RSDİP’deki Bolşevik—Menşevik ayrışmasında Bolşevik’leri destekledi, 1917 Ekim Devrimi öncesinde Menşeviklerden yanaydı.

 

1921—1928 arasını tekrar İtalya’da geçirdi. Tüberkülozdu. 1928’de dönünce Yazarlar Birliği Başkanlığına seçildi. 18 Haziran 1936’da Moskova’da öldü. Doğduğu Nijni Novgorod'un adı Gorki olarak değiştirildi, 1991’de eski isimlere dönülene kadar öyle kaldı.

 

Çocuk yaşından başlayarak, onun kadar ezilmiş, horlanmış, acı çekmiş, hatta yazarlık adını bile “acı” anlamındaki Gorki olarak seçmiş bir kimsenin içinde kinler, kompleksler, hasetler, sevgisizlikler biriktirmesi mümkünken, tam tersine bütün o süreçlerden bilge bir insan süzülüp çıkmıştı. Gorki’nin birey olarak asıl büyüklüğü buradadır.

 

O, 19. yüzyılın büyük Rus edebiyatının devamıdır, yüzyılın son çeyreğiyle, ertesi yüzyılın ilk çeyreğinin büyük çalkantılarının, siyasal, toplumsal alt üstlüklerin, yoksullukların, baskıların, insansızlıkların olduğu kadar, isyanın, devrimin, özgürlüğün ve erdemliliğin çocuğudur.

 

En ünlü yapıtı “Ana”dır. Yapıtın başarısı, genç işçi Pavel’le annesi Palage’nin sevecen ilişkileri, evlerine gelen, devrimci, özgürlükçü konuşmalar yapan işçilerin sunduğu sınıf panoramasının ya da kocası sağken de, oğluyla yalnız kalınca da, dış dünyaya kapalı yaşamış ananın toplumsal bilinçlenme süreci kadar, öykünün bize yansıttığı insan sıcaklığındadır. Anlatının, devrim öncesindeki çalkantılı toplumsallıkta geçmesinden ya da bir işçi sınıfı romanı olmasından çok, bize insanı, birey olarak ve toplumsal ilişkilerin toplamı olarak capcanlı yansıtmasındadır. Yoksa, “Ana”yı siyasi bir romana indirgemek edebi değerini anlamamak demektir.

 

TÜRKÇEYE ÇEVRİLMEMİŞ ESERLERİ

 

Hepsi Türkçe’ye çevrilmemiş eserleri: Makar Çudra, Çelkaş, Malva, Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız, Foma Gordeyev, Aralarından Üçü, Bir İtiraf, Okurov Şehri, Küçük Burjuvalar, Halk Düşmanı ( Türkçe’de ‘Yararsız Bir Adam’), Matyeva Kojemyakin’in Hayatı, Ayaktakımı Arasında (tiyatro), Ana, Artamonovlar, İtalya Hikayeleri, Şahinin Türküsü, Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim, Tolstoy - Çehov ve Andreyev’den Kalan ( Türkçe’de ‘Tolstoydan Anılar’), Güncemden Yapraklar, Lenin (Türkçe’de ‘Gorki Lenin’i Anlatıyor’)...

 

NAZIM HİKMET GORKİ İÇİ NE DEMİŞTİ?

 

Nazım Hikmet Gorki için şöyle diyor:

“Yeryüzündeki bütün gerici kuvvetlerin, barış ve milli bağımsızlık düşmanlarının, faşistlerin ve her çeşit yalancı, düzmece demokratların en korktukları yazıcılardan biri de Gorki’dir. Neden? Çünkü Maksim Gorki yalnız kendi halkına değil, bütün halklara yurtlarını, hürriyeti, barışı ve birbirlerini sevmeyi öğretir. Çünkü o, insanın, insanlığın geleceğinden, güzel günler göreceğinden emindir. Çünkü o, emekçi insanı, koluyla, kafasıyla çalışan insanı gerçek, biricik efendisi sayar. Gorki insanlar yaşadıkça yaşayacaktır. Çünkü yeryüzünün en büyük şairidir.”

 

(sesonline’den alınmıştır...)


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4