04.12.2008
03.11.2006 16:16

Salkımsöğüt

 

Yerel ve amatör şiir grubu olan Salkımsöğüt, Latin Amerika ve Anadolu'nun sesini buluşturuyor. Grup üyeleri, "Muhalif ve amatör kalmak hoşumuza gidiyor" diyor.

 

Yerel ve amatör şiir grubu Salkımsöğüt, yıllar önce bir grup genç tarafından kuruldu. Şimdiye kadar birçok etkinliğe katılan grup, daha çok Nazım Hikmet, Ahmet Arif ve Pablo Neruda’dan şiirler okuyor.

Salkımsöğüt şiir grubu 5 yıl önce Almanya’nın Bielefeld kentinde yaşayan bir grup genç tarafından kuruldu. Önce amatör bir şekilde sahneye çıkıp, şiir okuyorlardı. Ardından yöntemlerini değiştirerek, tiyatro eşliğinde dinleti sunmaya başladılar. Ve uzun uğraşlar sonucunda bu yöntemde karar kıldılar.

Kardeş, kuzen ve arkadaşların biraraya gelmesiyle kurulan Salkımsöğüt şiir grubu, bu sürede birçok şehir dolaşıp, onlarca sahneye çıkmış. Grup üyeleri, şiirlerini okudukları şairleri şu sözlerle tanımlıyorlar: “Latin Amerika’dan gelen ezilenlerin sesi Pablo Neruda ile Anadolu’da yükselen Nazım Hikmet ve Ahmet Arif’in seslerinin ulaştığı nokta aynıydı. Bu şairler her ne kadar farklı coğrafyalarda ortaya çıktıysalar da konuştukları dil ve hissettikleri duygu aynıydı.“

‘Amatör bir ruhla çıktık’

Salkımsöğüt şiir grubunun yönetmeni Yeter Yalçıntaş, amaçlarının Bielefeld kentinde yaşayan göçmen çocukları birarada tutmak ve onları bu usta şairlerin eserlerinin mısralarında buluşturmak olduğunu söylüyor. İlk olarak, kendiliğinden ve amatörce bir çıkış olduğunu dile getiren Yalçıntaş, “Yurt dışında yaşamak başlı başına bir sorun. Buradaki gençler, 3 kültür arasında bir çatışmayı yaşıyor. Bizim grubumuz da bu arayış sonucunda ortaya çıktı. Amatörce başladık, ama bugüne kadar geldik“ dedi.

Yalçıntaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İlk başta yöntemsiz bir şekilde sahneye çıkıp, şiir okuyorduk. Bu böyle bir süre gitti. Baktık olmuyor. Daha sonra Erdoğan Egemenoğlu ile birlikte yaklaşık bir yıl çalıştık. Buradan aldığımız tecrübe ve deneyimle, grubumuz belirli bir yere geldi. Artık yöntem arayışına gittik. Ve teyatral bir şekilde şiir okuduk. Aynı zamanda okuduğumuz şiiri kendi bakış açımızla oyunlar eşliğinde dinleyicilere aktarıyoruz.“

‘İlk önce hissedip sonra aktarıyoruz’

Okudukları ilk şiirler arasında “Salkımsöğüt”ün bulunduğunu hatırlatan Yalçıntaş, “Grup olarak ilk çıktığımızda ismimiz yoktu. Ancak ilk okuduğumuz şiirlerin içinde Nazım Hikmet’in Salkımsöğüt şiiri vardı. O esnada ‘grubun ismi Salkımsöğüt olsun’ fikri çıktı ortaya. Herkes de bu ismi onayladı. Ve böyle ortaya çıktı ismimiz“ diye ekliyor.

Daha çok Nazım Hikmet, Pablo Neruda, Ahmet Arif gibi şairlerin şiirlerini okuduklarını söyleyen Yeter Yalçıntaş, kendi bakış açılarını, yaşam biçimlerini ve dünya görüşlerini ortaya koymak istediklerini ve bunun için de “ilk önce biz hissedelim sonra başkalarıyla paylaşalım” sloganıyla ortaya çıktıklarını sözlerine ekledi. Sanatın bir mücadele olduğunu belirten Yalçıntaş, bunu şöyle ifade etti: “Bunu ismi geçen sanatçıların, hem yaşamlarında hem de ortaya koydukları zenginliklerde çok açık bir şekilde görebiliyoruz. Biz de bu tarafın içinde yer alıp, onu aktarmak istiyoruz. Aslında biz o kadar iddialı ortaya çıkmadık. Yanlızca onların eserlerini aktarmak için ortaya çıktık. Amatör bir ruhla...”

‘Muhalif ve amatör kalmak hoşumuza gidiyor’

Grup üyelerinden Elif Demir de, okudukları şiirleri daha çok döneme göre seçtiklerini belirterek, güncel ve politik şiirleri tercih ettiklerini vurguladı.

Berivan Demir ise amaçlarını şu sözlerle dillendirdi: “Biz bu hayat içinde şiirlerle kendimizi ve düşüncelerimizi daha iyi ifade ediyoruz. Politik şiir de bu düzene karşı çıktığımızın, bunu kabul etmediğimizin bir mesajıdır. Önemle vurguladığımız ve önemsediğimiz bir nokta ise şiirlerini okuduğumuz şairlerin eserlerini yaşatmak ve onlara sahip çıkmaktır.”

Diğer grup üyesi Nurgül Aslan ise şunları ekledi: “Tabii bunun yanında güncel ve sevda şiirlerini de okuyoruz. Açıkçası söylemek gerekirse şiirin kendisi bir başkaldırıdır. Örneğin “bize mutlu olma imkanı verilmedi sevgili” mısraları da politik ve başkaldırıdır. Ama bir sevda şiirinde geçiyor.”

Grupta şiirlere müzik yapan Cihan Altun’a “neden albüm çıkarmıyorsunuz?” sorusunu yöneltiyoruz. Kesin bir cevapla karşılaşıyoruz: “Hayır. Öyle bir düşüncemiz olmadı. Muhalif ve amatör olarak kalmak daha çok hoşumuza gidiyor.” 7 yaşındayken gruba katılan ve şu anda 12 yaşında olan Ekim Doğan grubun en genç üyesi. Doğan, ilk sanheye çıktığında şiirini unuttuğunu ve o günü hiç unutamadığını söylüyor.

SALKIMSÖĞÜT

Akıyordu su
Gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birdenbire kuş gibi
vurulmuş gibi
kanadından
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!
Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!
Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!
Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgar kanatlılar!
Atları rüzgar kanat
Atları rüzgar
Atları
At

Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

Akar suyun sesi dindi.
Gölgeler gölgelendi
renkler silindi.
Siyah örtüler indi
mavi gözlerine,
sarktı salkımsöğütler
sarı saçlarının
üzerine!

Ağlama salkımsöğüt,
ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
el bağlama!
ağlama!

Nazım Hikmet

ALİ GÜLER

Özgür Politika/ 2 Kasım 2006

 


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4