22.11.2008
13.10.2007 14:30

Mehmed Uzun sonsuzluğa uğurlandı

 

Yazdığı romanlarla Kürt dilinin gelişmesine büyük katkıda bulunan Mehmed Uzun, ebedi yolculuğuna Diyarbakır'da 30 bini aşkın kişi tarafından uğurlandı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde sabah saatlerinde alınan Mehmed Uzun'un cenazesi, Ulu Cami'ye getirildi. Ulu Cami'de 30 bin kişi Uzun'u son yolculuğuna uğurlamak için bir araya geldi.

Uzun'un vasiyeti üzerine cenazede Yaşar Kemal, Ahmet Türk ve Şerafettin Elçi'nin yanısıra Osman Baydemir konuştu.

Yaşar Kemal yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Benim en yakınım öldü. Ölüm acıdır ama bu kadar kişinin toplanması çok önemlidir. İlk defa bir romancının cenazesine bu kadar kişi geldi. Mehmet benim her şeyimdir. Mehmed bir halkın gözbebeğidir. Zorluklarla yazmak Mehmet gibi insanların işidir. Mehmed'en sonra da bu dil gelişecektir. Roman kültür demektir. Kürtçe'nin romanını Mehmet yarattı. Ben Kürt kökenliyim ancak Kürt yazar değilim. Mehmet Kürt yazarıdır. Kürt diline romanının dikenli yolunu açtı Mehmet."

Cenazede Kürtçe konuşma yapan Şerafettin Elçi ise şunları söyledi: "Kekê Mehmed Kürtler'in gülüdür. Fakat bu gül erken soldu. Mehmet Kürt halkı için bir aydınlıktı. Fakat bu aydınlık erken söndü. Bu aydınlığı yaşatmak Kürt halkının elindedir. Mehmet acılar içinde yaşadı. Hapis ve zindanlarda kaldı. Hakkında bir sürü dava açıldı. Ülkesinden sürgün edildi. Bunlar Mehmet'in içinde çok büyük yaralar açtı ve hasta olmasına neden oldu. Mehmet sadece fiziksel olarak gitti. O bizim gönlümüzdedir. Kendi yaşamını Kürtler'in yaşamı üzerinde kurmuştu. Çünkü yaşamı Kürtler'in içinde devam edecektir. Mehmet halkına aşıktı. Asuri, Kürtler, Ermeniler, Keldaniler için de bir sesti. Onlar da kendilerini Mehmet'in romanlarında görüyorlardı. Nobel Ödülü'nün Uzun'a verilmesi gerekiyordu. Mehmet Uzun iki şeye önem veriyordu. Bir diline, bir de tarihine ve kültürüne. Mehmed biliyordu ki, bir halk tarih ve kültürüyle vardı. Ben inanıyorum ki, Kekê Mehmet Kürtler'in gönlünde hep var olacak ve amacına ulaşacaktır."

Ahmet Türk ise şunları söyledi: "Başımız sağ olsun. Yüreğimizde, beynimizde, Mehmed'i yaşatıyoruz. Halkına sunduğu hizmetleri unutmayacağız. Az önce Şerafettin Elçi bir şey söyledi. 'Mehmet Uzun Nobel Edebiyat Ödülü'nü almayı hak ediyordu diyordu. Onun için Nobel değil halkın vereceği ödül önemliydi. Bu halk bugün ona ödülünü verdi buraya gelmekle. Onu çok genç yaşta kaybettik. Kürt halkı onu çok seviyordu. Bir söz var Kürtçe, 'Öküz ölür yalnız derisi kalır. Yiğit ölür ismi kalır.' İşte Mehmet'ten kalan bu büyük isimdir. Fazla yaşamak insanlara bir şey katmaz. Bir insan ürettikleriyle, yarattığı eserlerle ölümsüzdür." 

Osman Baydemir, Kürtçe yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Halkının dostu, sözünün sahibi bugün bayramdır. Kimse siyah elbiselerimize bakmasın. Üzüntümüze bakmasın. Yüzyılldır bizim topraklarımızda bayramlar üzüntülü geçiyor. Buruk bir şekilde geçiyor. Bugün de bayramımız karadır. Ancak halkımız bu zahmetlerimizi gökteki kar ve buzu eritecek. Umutlarımız, sizin umutlarından geliyor. Değerli halkım; gün gelecek bu karabulutlar ve karanlık dağılacak. Bütün yazarlar, ne sürgünde ne cezaevinde, ne de çıranın ışığıdır. Çünkü onlar, yıldızların ışığıdır. Ayın ve güneşin ışığındadırlar. Onlar, özgür duygularımızı yazdılar. Bugünlerin yaklaşması için senin güneşin bizi bir araya getirdi. Senin emeğin büyüktür. Ehmedê Xani'nin, Melayê Ciziri'nin, Feqiye Teyra'nın yolunda yürüdün. Zindan, sürgün yokluk, yalnızlık senin payına düştü. Ancak sen hiç bir zaman aşkını, halkının dostluğunu bırakmadın."

Konuşmaların ardından Uzun'un cenazesi alkış ve zılgıtlarla cenaze aracına konuldu. Cenaze aracına 2 çocuğu, eşi ve ailesi de bindi. 2 kortej halinde Ulucami'den Mardinkapı'ya doğru yürüyüş sırasında sık sık "Şehit namirin" sloganı atıldı. Yürüyüş kortejinin en önünde, Uzun'un fotoğrafının bulunduğu bir pankart taşındı.

Kaynak: ANF / 13.10.07

 

 


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30