16.10.2008
25.03.2008 08:07

Kürtçe ağlayan kadın şairlerden Diyarbakır'da Kürtçe şiirler

 

Diyarbakır'da Nevruz ateşleri yakılıp halaylar çekilirken belediyenin konuğu olan dört ülkenin kadın şairleri, Kürtçe şiirler okudu. Farklı ülkelerin farklı imgeleri birbirleriyle buluştu

Nevruz arafesinde, Diyarbakır mahallelerinde her 20 Mart klasiği gibi tekerlekler yakılıp, halaylar çekilirken, dört ayrı ülkeden, aynı dili konuşan kadınlar bir araya gelip şiirler okudular. İran, Irak, Suriye ve Türkiyeli Kürt kadınlar, "İnsan hangi dilde ağlıyorsa, o dilde yazabilir" diye özetledikleri dil serüvenlerini, coğrafyalarının imgeleriyle bütünleştirip, şiir sever herkesi heyecanlandıracak, umutlandıracak şiirler okudular.

Ağırlıklı olarak Kürtçe kitaplar basan ve dört ayrı ülkede yaşayan Kürt yazarların tümünü 'değerlendiren' Avesta Yayınları, bir süre önce başlattığı 'Şahmaran serisi'nin kadın şairlerini, 'Kırdım kaderin bilindik aynasını' dizesiyle buluşturdu. Türkiye Kürtlerinden Fatma Savcı ile Gülizar, Suriye Kürtlerinden Jana Seyda, Irak Kürtlerinden Kejal Ahmed ve İran Kürtlerinden Nahid Huseyni, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda, Diyarbakır Sanat Merkezi'nin (DSM) de desteğiyle bir araya gelirken, Kürtçenin Kurmanci ve Sorani lehçelerinde okunan şiirlerin Türkçe çevirileri ise Jülide Kural tarafından okundu.

Dinleti ve söyleşi biçiminde geçen etkinliğin açılışında, Kürtlerde sözlü anlatı geleneğinin 'stanlara' yani müzikal anlatılara dayandığı ifade edilirken, zamanla yazılı dil ve edebiyatın yükselişinin, çeşitli engellere takıldığına vurgu yapılıp, "Ama yine de bir dil yasaklansa da, unutulsa da hakların hafızasındaki varlığını güçlü biçimde koruduğu görülmektedir" denildi.

Ve peşi sıra gelen şiirler, bir yandan bütün bu tanımlamaların sağlamasını yaparken, bir yandan da ayakları üzerinde durmaya başlayan Kürt edebiyatı ve şiirinin aslında bulunduğu ülke sınırlarından bir başka biçimde beslendiğini, her bir parçada farklı imgelerin ortaya çıktığını gösterdi.

Hangi dağa gizlendi gülüşün

'Şahmaran'ın şairlerinden ilki Fatma Savcı'ydı. "Kuş kavminin kızı" diye başladı şiirine. "Şimdi hangi dağa gizlendi gülüşün" diye sorarken, Türkiye Kürtlerinin aslında siyasal serüvenlerini, imgelerini peş peşe sıralıyordu. Randevusuna gelmeyen Şahmaran'ı, Evdalê Zeynike'nin kavalını ninnileri, kasırları ve tabii ki dağları imgeliyordu.

Hakeza Gülizar da benzer imgeler etrafında dönüp, ama açık söylemek gerekirse daha kadınca sıralıyordu dizelerini. Diyarbakır'ı, Diyar-ı bakire diye ifadelendirirken de, "Bu kış bir eldiven ördüm onun için/ sadece sağ eline/ ellerim olmadan/ sol eli üşüsün istedim" derken de...

Dedik ya, aynı dilin şairleri, ayrı coğrafyalarda yaşadıkları için, her birinin imgesi farklıydı. Irak Kürtlerinden Kejal Ahmed, sonrasında söyleşide de ifade ettiği gibi Saddam dönemini yaşamış bir şairdi. Ve ilk şiir kitabı yasaklanmıştı. Ta ki 1990'larda Irak'ın kuzeyi federe devlet olup da kimi yanlarıyla 'özgürleşinceye' kadar. Bu nedenle Kejal Ahmed, şiirlerinde hem aşiret yapılarını hem de enfali, yani Kürtlerin yaşadığı toplu katliamları imgeliyor. Ve Mevlana nasıl ki Kejal Ahmed'in şiirinde bir yerde yüzünü gösteriyorsa, "Senin denizin yok, İstanbul" diyen Suriye asıllı şair Jana Seyda'nın şiirinde de İstanbul şaşırtıcı bir ifadeyle yer alıyordu.

İran'dan gelen Nahid Huseyni ise İran'ın yasaklarını imgeliyordu şiirinde. 'Emrihanla bir kadeh' şiiri, secde, yazgı, sema, günah ve şarap ifadeleriyle akarken, bir yerlerde, "Havva ve Ademlerin varlığından sıkılıp, Şeytan'a adım atmak istiyorum" diye, kendi kalıbını yırtıyordu.

Heybetli kelimeler

Şiirlerin peşi sıra gerçekleşen söyleşi ise kimi zaman traji komik anlar yarattı. Kürtçenin tüm lehçelerine hakim birinin çeviri yapması gerekiyordu ve bunun için en iyi adres, Kawa Nemir idi. Genellikle dünya klasiklerinden Kürtçeye çeviriler yapan Kawa Nemir, "Kadınlar erkeklerden daha zekidir"den, erkek egemen sistemin analizine ve oradan da rahim olmadan spermin işe yaramayacağına varana kadar her şeyi, üstelik de imgelerle konuşulunca daha da zorlaşan her şeyi teker teker, kadınlar deryasının içinde çevirmek zorunda kaldı. Yer yer takıldıysa da son sözü söyledi kadınlar: Kadınlar kelimelerden korkmaz! Heybetli kelimeler kadınlara yaraşır!

Radikal / 25.03.08


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2