07.05.2008 09:16
Tribeca'da en iyi yönetmen Hüseyin Karabey
Şişman Türk kızıyla, orta yaşlı kel Kürt’ün gerçek aşk hikayesini beyazperdeye taşıyan yönetmen Karabey New York'tan ödülle döndü.
Tribeca Film Festivali’nde ‘en iyi yönetmen’ ödülünü bu yıl ‘Gitmek: My Marlon and Brando’ filmiyle Hüseyin Karabey kazandı.
Festival jürisi, Karabey’e bu ödülü, belgesel tarzı ile klasik bir aşk hikayesini harmanlamada, ayrıca son derece modern ve gerçekçi ama bir o kadar uluslararası alanda benzersiz bir kadın kahraman yaratmada gösterdiği beceriden dolayı verdiğini açıkladı. Film, festivale doğrudan Festival Yönetmeni Peter Scarlet tarafından davet edilmişti. ‘Gitmek’, daha önce politik belgeseller çekmiş Hüseyin Karabey’in ilk uzun metrajlı sinema filmi. Şişman bir Türk kızıyla, orta yaşlı kel bir Kürt’ün gerçek hayatta da yaşanan aşkını konu alıyor. Filmde, birçok kişi kendini oynuyor. 2003’de Amerika’nın Irak’a saldırmasından önce bir film setinde tanışan Ayça ve Hama Ali, 20 gün birlikte olup sonra ayrılmak zorunda kalıyorlar. Filmde, bu iki antikahramanın savaş ortamında buluşmaya çalışmaları anlatılıyor.
Festivalde ‘En İyi Film’ ödülünü ise İsveç yapımı, yönetmen Tomas Alfredson’un ‘Let the Right One In’ adlı filmi aldı. Tribeca’da bu yıl 41 ülkeden 121 uzun metrajlı, 79 kısa film gösterildi. Ünlü oyuncu Robert de Niro ve New Yorklu zenginler Jane Rosenthal ile Craig Hatkoff tarafından 11 Eylül 2001’deki terör saldırısından sonra başlatılan festival, büyük festivaller arasına girmeye çalışıyor.
New York Tribeca Film Festivali'nin 25 bin dolarlık verdiği yönetmen Hüseyin Karabey, "Bu kariyerimin en önemli ödülü" dedi.Karabey, ödülü kazandıktan ABD’de Türk kültürünü tanıtmak için faaliyet gösteren "Moon and Stars Project", "Amerikan-Türk Cemiyeti-American Turkish Society" ile New York Üniversitesi "Sanatçılar ve Küresel Değişim Enstitüsü" işbirliğinde "Sınırları Geçmek: Batıdan Doğuya Sinematik Bir Yolculuk" adlı panele katıldı. Karabey'in yanında , yapımcı Lucinda Englehart, başrol oyuncusu ve senaristi Ayça Damgacı ve eleştirmen-gazeteci Bilge Ebiri de vardı. Filmin 2000 film arasından ilk 12’ye kalıp festivalin yarışmalı kısmına seçildiğinde büyük heyecan duyduklarını anlatan Karabey, filmin festivalde güzel bir ilgi gördüğünü, gösterimine ait tüm biletlerin satıldığını söyledi.
Daha önce Türkiye’nin belgesel film dalında Pelin Esmer’in "Oyun" adlı filmiyle ödül aldığını anımsatan Karabey, kendisinin de Türkiye’den ilk kez "kurmaca" dalında ödül alan yönetmen olduğunu söyledi. Karabey, festivale geçen yıllarda "Takva, Beş Vakit" gibi Türkiye’den son derece iyi filmlerin geldiğini anımsatarak, "Demek ki Türk sineması New York’ta seviliyor" diye konuştu.
Sinemaya kendi hikayelerihi ekranda göremek istediği için girdiğini belirten Karabey, 12 yıldır film çektiğini söyledi. Tribeca’da kazandığı ödülün filmin Türkiye’deki gösterimine olumlu etkide bulunacağına inandığını söyleyen Karabey, "Ödül umarım bizim gibi farklı yerlerden sokağı anlatan hikayeleri yapan yönetmenlerin çoğalmasına yardımcı olur" dedi.
'Gitmek'in ilk uzun metrajlı filmi olduğunu vurgulayan Karabey, 10 belgesel, 5 kısa film çektiğini söyledi. Bundan sonraki projelerinin daha iddialı olacağını anlatan Karabey, Türkiye’de yaşanan temel sorunları filmlerinde işleyeceğini belirtti. Karabey, panelde yaptığı konuşmada ise özellikle Yılmaz Güney’den çok etkilendiğini ifade etti ve Kültür Bakanlığı’ndan aldığı maddi destek için teşekkür etti.
Başrol oyuncusu mutlu
Filmin başrol oyuncusu ve senaristi Ayça Damgacı da, son derece mutlu olduğunu, ödüllerin sanatçıların yaratıcılığına verildiğini söyledi. Damgacı, filmde kendi başından geçen öyküyü anlattıklarını anımsatarak, bu rolü canlandırmasının zor yanları olduğunu belirtti. Hüseyin Karabey’in son derece "hakiki ve samimi bir göze sahip" çok iyi bir yönetmen olduğunu söyleyen Damgacı, Karabey’e çok güvendiğini, ama önce kendisinin kendisini eleştirdiğini belirtti. Damgacı, filmin ortak senaryo yazarı olmasının ise işini kolaylaştıran bir yanı olduğunu vurguladı. İstanbul Film Festivali’nde en iyi oyuncu ödülünü alan Damgacı, bundan sonra tiyatro oyuncusu olarak çalışmalarını sürdüreceğini, yer alacağı yeni projelerde yine önce kendi içine sinmesine önem vermeye devam edeceğini söyledi. Damgacı, "Anlatacak hikaye, paylaşacak hikaye olduktan sonra yoluma devam edeceğim" diye konuştu.Filmin yapımcısı İngiliz Lucinda Englehart ise filmin ödül almasından son derece memnun olduğunu, ödülün filmin tüm dünyada gösterimini kolaylaştıracağını ve kendisinin de filmin festivallerde gösterilmesi için yoğun çaba harcadığını belirtti.
DHA / 07.05.08