12.10.2008
26.05.2008 14:28

Çocuk ve Okuma Kültürü Sempozyumu sona erdi...

 

(26.05.07) - Eğitim-Sen Ankara Şubeleri ve Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından düzenlenen “Çocuk ve Okuma Kültürü Sempozyumu” 24-25 Mayıs tarihler arasında gerçekleştirildi.

Sempozyum Ankara Üniversitesi ATAUM Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sempozyum ilk gün TYS Ankara Temsilcisi Aydın Afacan ve Eğitim-Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı’nın yaptıkları açılış konuşmalarıyla başladı. Çocuk ve Okuma Kültürü Sempozyumu’nun düzenlemekteki hedefler, kitap okuma alışkanlığının her geçen gün azalması, kişi başına düşen kitap, kütüphane ve kahvehane oranlarını içeren rakamlarla birlikte aktarıldı. Gençlerden oluşan grubun sunduğu müzik dinletisinin ardından sempozyumun ilk bölümüne geçildi.

İlk bölüm metinin okuma kültüründeki belirleyici etkisiyle başladı. Yazar Çetin Öner, Adana Kadirli’de geçen çocukluğundan kesitler sunarak çocukluk döneminde kitaplarla kurulan ilişkinin önemini vurguladı. ‘Kitapların yakıldığı yılları ben yaşadım’ diyerek 50’li yılları kendi çocukluluğunun gözüyle anlattı. Ardından Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitimin Kültürel Temelleri Bölüm Başkanı Sedat Sever, “Metin ve Okuma İlişkisi Başlığı” altında toplanan sunumunu gerçekleştirdi. Okuma kültürünün yalnızca dilsel değil çok boyutlu uyaranların bir bileşkesi olduğunu belirterek, görsel ve işitsel araçların belirleyiciliğine değindi. İlköğretimde okullarda okutulan dinsel motifli, anti-bilimsel gerici içerikli kitapların bazılarından örnekler vererek, bu kitapların aklın kılavuzluğunda yaşamı sorgulamanın önünde engel olduğunu ifade etti. Okuma kültürünün özünde yaşamda temel bir alışkanlık haline getirilmesi demek olduğunu ifade eden Sever, okumanın bugün bir yetişkinin kendince doğru bildiğini çocuğa öğrenmesi biçiminde şekillendiğini vurguladı. Bunun yanlışlığının altını çizerek ilköğretimde okutulan Türkçe kitaplarından örnekler sunarak mevcut müfredata ve içeriğe sahip kitaplarla çocuğa okuma kültürünün edindirilmesinin ne kadar mümkün olabileceğini sordu. MEB bu konuda yapılan pek çok uyarıya karşın aynı çizgide ısrarlı olmasını değindi. Görsel ürünlerin okumayı sevdirmedeki önemini anlattı.

Ardından Maltepe Üniversitesi Türk Dil Edebiyatı bölüm Başkanı Yusuf Çötüken, görsel ürünlerin okuma kültürü edindirmedeki olumlu etkisini anlatan bir sunum gerçekleştirdi. Örnek olarak Nasrettin Hoca’nın fıkralarının çocuklar için karikatürleştirilmiş biçimlerini göstererek resimlerdeki metnin çocukların okuma alışkanlığı geliştirmesi ve düşünsel olarak gelişmesinde önemine vurgu yaptı.

İÜ. Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Necdet Nedim, çocuk edebiyatının ülkemizdeki gelişiminde çevrinin etkilerini anlattı. Çocuk edebiyatının gelişmesinin sosyal ve kültürel gelişmelerin bir bütünü olduğunu ifade ederek, modern çocuk edebiyatının 1760’lı yılların ardından Avrupa’da ortaya çıkmasıyla birlikte aydınlanma kültüründen ve sanayileşmenin etkilerinden etkilendiğini ifade etti. 18. yüzyıl ahlak ve fazilet anlayışının etkisiyle ideal insan tipi yaratma amacıyla eserlerin yazıldığını vurguladı. Türkiye Tanzimat dönemiyle birlikte çevrilmeye başlanan bu eserlerin o dönem çocuk edebiyatının eserlerinin ülke içinde olmamasının etkisiyle oldukça önemli bir yerde durduğu söylerdi ve ‘80 sonrasında çocuk edebiyatına ciddi darbeler vurulduğunun da altını çizdi. ‘95’li yıların ardından bu alanda klasik olarak tanımlanan eserlerin dinsel motiflerle yoğrularak çevrildiği, aslında yorumlanarak basıldığı ifade edildi. Bu bölüm soru-cevap bölümüyle sona erdi. 

2. ve 3. oturumlarda ise “Okuma Kültürü ve Sorunlar” ve bir süreç olarak okumanın önemi başlıkları ele alınarak tartışıldı.

25 Mayıs günü ise Okuma kültürünün geliştirilmesi biçimleri üzerinden bir tartışma yürütülmesinin ardından 2. günün çocuk buluşması başlıklı bölümüne geçildi. Bu bölüm sempozyumun en canlı ve katılım açısından en kitlesel bölümü oldu.

Eğitim Sen Ankara Şubeleri’nin örgütlü oldukları okullardan ilköğretim öğrencilerinin ve ailelerinin katıldığı program Tuzluçayır’dan Mehmet Çekiç İlköğretimden öğrencilerin gitar dinletisi ile başladı. Ardından Erdal Öz’ün anısına bir sunum yine çocuklar tarafından sunuldu.

Mamak İşçi Kültür Evi Çocuk Tiyatro Topluluğu yaklaşık 2 aydır sempozyumun başlığı üzerinden yola çıkarak çalıştıkları doğaçlama çalışmasını sergiledi. Kitaplardaki olumsuz yönleri tartışmanın ardından, çocuklar kitapların içerisinde görmek istediklerini kapalı kaldıkları kütüphane ortamında sembolik olarak Nazım’ın “Sevdalı Bulut”unu  canlandırarak gösterdiler. Ardından kütüphanede gördükleri rüya ile Behrengi’nin “Küçük Kara Balık”ını ve Antoine de Saint-Exupéry “Küçük Prensi”nin öne çıkan bölümlerini doğaçladılar.

Yaklaşık 500 kişinin katıldığı bu bölümde ağırlığı çocuklardan oluşan izleyiciler oyunla güçlü bağlar kurdular. Topluluğunun “kitapların içinde sevgi, dostluk, kardeşlik ve dayanışma istiyoruz” sözlerinin ardından verilen selam ve alkışların ardından oyun son olarak “kitapların içinde özgür olmak istiyoruz!” sözleriyle sona erdi.

Oyun topluluk tarafından büyük bir başarıyla sergilenirken büyük beğeni topladı. Mamak İşçi Kültür Evi Çocuk tiyatro topluluğuna teşekkür edilmesi ardından çalışma için gösterilen emek sempozyum düzenleme kurulunda yer alan Akif Coşkun tarafından yapılan konuşma ile onurlandırıldı. Mamak İşçi Kültür Evi temsilcisi Evrim Erdoğdu, kendisine sunulan çiçek ve çocuk kitapları armağanları ardından Eğitim Sen’in düzenlemiş olduğu sempozyumun anlamına değinilerek Eğitim-Sen Ankara Şubeleri’ne teşekkür etti. Çocukların kendi dünyalarında özgürce düşünebilecekleri olanakların artırılması gerekliliğine vurgu yaparak topluluğun bir kez daha alkışlanmasını isteyerek konuşmasını bitirildi.

Tiyatronun ardından forum bölümüne geçildi. Büyüklerin kitap okunmasını salık verip kendilerinin okumadıklarından yakınan çocuklardan, okutulan kitapları eleştiren çocuklara, “büyükler okumuyorsa biz örnek olmalıyız” diyenlere kadar oldukça canlı bir tartışma gerçekleştirildi. Ritim dinletisinin ardından çocuklara katılım belgeleri dağıtılarak sempozyumda stant açan yayın evlerinin kitaplarından birer kitap dağıtıldı.

Salon girişinde toplu halde okumanın resmini çizen çocuklar yaratıcıklarıyla okumayı resmettiler. Sempozyum bu etkinlikle sona erdi.

 

Sempozyumdan notlar:

* Sempozyumun ön çalışmasının kısa bir zamana sıkıştığı, bu nedenle yaygın bir çalışmanın yapılamadığı düzenleme kurulu tarafından kürsüden ifade edildi.

* Sempozyumda Eğitim-Sen Ankara Şube üyesi olan eğimcilerin sempozyuma ilgisi zayıftı. Çocuk buluşması katılım açısından velilerin ve çocukların yoğun ilgisiyle sempozyumun en anlamlı bölümü oldu. Emekçi semtlerden çocukların katıldığı etkinlik sosyal ve kültürel açıdan böylesi etkinliklerle sıklıkla buluşma fırsatı yakalayaman çocuklar ve aileleri için önemli bir yer de durdu.

* Sempozyum eksikliklerine karşın sınırlı sayıda eğitimcinin çabasıyla düzenlenen anlamlı bir etkinlik oldu.

* Mamak İşçi Kültür Evi Sempozyuma tiyatro ile katkı sunarak 2 aylık süreç boyunca kolektif bir emek üzerinden kurumsal olarak yoğun çaba gösterdi.

Mamak İşçi Kültür Evi çalışanları


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2