05.09.2008
04.06.2008 14:04

İstanbul Barosu N.Hikmet’i andı...

 

(04.06.08) - İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonu dün akşam saat 18.30’da Orhan Aydın Konferans Salonu’nda Nazım Hikmet’i ve siyasal nedenlerle hapse girmiş sanatçıları anma gecesi gerçekleştirdi.

Sunuculuğunu Tolga Köseoğlu ve Bilgesu Erenus’un yaptığı gecede açılış konuşmasını Kültür Sanat Komisyonu başkanı Ömer Yasa yaptı. Açılış konuşmasının ardından Tiyatro Simurg Nazım Hikmet’in şiirlerinden oluşan bir şiir dinletisi sundu. Program boyunca başından sonuna kadar 80’li yılların anlatıldığı sinevizyon eşliğinde devam etti.

Gecenin sanatçılar adına açılış konuşmasını Sennur Sezer yaptı. Sennur Sezer konuşmasında hergün sayısı artan F Tiplerine dikkat çekti. Tiyatro Simurg etkinlik boyunca konuşma aralarında, Nazım Hikmet’in de aralarında olduğu yaşamlarının büyük bölümünü hapishanelerde geçiren şairlerin şiirlerinden oluşan şiir dinletisi sundu. Programa konuşmacı olarak katılan birçok sanatçı ve avukatın buluştuğu gecede, yaşamının büyük bir kısmını cezaevinde geçiren sanatçılar ve bugün hayatta olmayan avukatlar hakkında bilgiler verildi.

Nazım Hikmet’in şiirlerinin ve mektuplarının da okunduğu gecede tutsakların avukatlarıyla görüşmelerinin içerdeki bütün tutsaklar için önemine vurgu yapıldı. Avukatların getirdiği özgürlük kokusunun içerdekilere hayatını devam ettirme gücü verdiği dile getirildi.

Geceye katılan Av. Behiç Aşçı ve Av. Ümit Altaş’a yöneltilen “Neden 80 sonrası hapishanede artık sanatçı yok? Artık içerde sanatçı olmayışı ülkemizde ifade özgürlüğünün ilerlemesi gibi görülebilirmi?” sorusuna Av. Ümit Altaş “bakıp görebilen için F Tiplerinde bir hayli yazan çizen olduğunu” söyledi. Behiç Aşçı konuşmasında demokrasi ve bağımsızlık için mücadelede bedel ödemek gerektiğini vurgulayarak sanatçıdan beklentisinin yaşadığı çağın, dünyanın sorunlarını ortaya koyması ve bunun için mücadele etmesi olduğunu vurguladı.

Geceye Tersane İşçileri Birliği Derneği Başkanı Zeynel Nihadioğlu ve bir tersane işçisi dernek üyesi konuşmacı olarak katıldı.

Zeynel Nihadioğlu konuşmasında şunları ifade etti. “Bugüne kadar tersane havzasında resmi olmayan rakamlarla yüzü aşan iş cinayetleri yaşanmıştır. Bu iş cinayetlerini tersane patronları ve boyalı basın gizlemektedir... Behiç Aşçı demokrasi ve bağımsızlık için mücdelede bedel ödemek gerekiyor demişti, biz demokrasi mücadelesinin dışında en hayati olarak, “biz artık ölmek istemiyoruz” diyoruz, polis jopuyla karşılaşıyoruz.  Verilmeyen ücretlerimizi istiyoruz, tersane patronlarının ve taşeronlarının kurşunlarıyla karşılaşıyoruz. Tersaneler cehenneminde en temel hakkın için bile mücadele etmen gerekiyor. Biz Nazım’ı devrimin ve sosyalizmin şairi olarak görüyoruz. “Ve elbette sevgilim, elbet dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet” diyen Nazım’ın işçi sınıfının mücadelesine olan inancını görebiliyoruz. Elbetteki Nazım’ın dediği gibi mücadele ediyoruz.”

Nihadioğlu,15 Haziran’da TİB-DER’in gerçekleştireceği, işçilerin ve ailelerinin de katılacağı geceye çağrı yaptı.

Daha sonra TİB-DER üyesi tersane işçisi yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Yaşadığımız toplumda tarihsel ve toplumsal olarak mücadele eden iki sınıf vardır. (...) Nazım Hikmet hümanist ve aşkın şaiiri değil, o işçi sınıfının, komünizmin şairiydi. O bu toplumdaki en temel toplumsal güç olan ve bu sistemi yıkacak tek güç olan işçi sınıfının tarihsel misyonunu görerek “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” diyerek sosyalizmi anlatan Nazım’dır. YKM Nazım’ı tekeline alarak içini boşaltıyor ve  piyasalaştırıyor.”

15 Haziran çağrı yaptıktan sonra konuşmasının ardından anma etkinliği sona erdi.

Kızıl Bayrak / İstanbul


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31