22.11.2008
22.08.2008 08:25

Hikâye ve romanın tek bayrağı sensin

 

Sabahattin Ali’nin ailesinde kalan tüm mektupları ‘Hep Genç Kalacağım’ adıyla yayımlandı. Gençlik yıllarından itibaren dostlarıyla yazışmaları Sabahattin Ali’nin siyasi mücadele ve edebiyatla geçen yıllarını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor

Sabahattin Ali’nin karısı Aliye hanımda kalan mektupları ve kartları bir kitapta toplandı. Hep Genç Kalacağım adlı kitap adını Sabahattin Ali’nin karısına yazdığı bir mektuptaki sözlerinden alıyor. Kızı Filiz Ali’nin desteğiyle oluşan kitabı hazırlayan ise edebiyat araştırmacısı Sevengül Sönmez. 1922 yılında öğrenci Sabahattin Ali’nin ailesinden aldığı mektuplarla başlayan kitap, yurtdışındaki eğitim yılları, öğretmenlik , hapis, mahkemeler, Marko Paşa’yı çıkarttığı dönemi kapsıyor. Çoğu arkadaşlarından gelen mektuplardan oluşan kitapta Sabahattin Ali’nin karısı Aliye hanıma ve bazı arkadaşlarına yolladığı çok sayıda mektup da var. Sabahattin Ali’nin Yaşar Nabi Nayır’a yazdığı Garip akımı şairleri hakkında espiriler yapan, tefrika parasını ödemeyen Cemal Hakkı Bey’e yazdığı öfkesini ifade eden, mektuplarıyla Nihal Atsız’ın ona solculuktan hapse girdiği için sitem eden, Nâzım Hikmet’in yazarlığını öven, Marko Paşa’yı birlikte çalıştığı Aziz Nesin’in ise aralarındaki tartışmaları ortaya döken mektuplarından küçük alıntılar yaptık.

Oğlum Sabahattin,

Yine deliğe girmene canım sıkıldı. Sen deliğe girdin diye değil, yine bu budalaca işi tekrar ettirdiğin için. Ben seni zeki bir insan tanırım. Budalaca hareketleri sana yakıştıramam. Hele senin gibi bir dâhi namzedinin Nâzım Hikmet gibi, falan gibi bir-iki satılık herife inanıp d kendi memleketinin aleyhine neticeler verebilecek fikirlere iştirakini senin zekânla kabil-i telif bulmam.

Sen bir zamanlar adamakıllı milliyetperverdin. Birkaç salak senin fikrini nasıl çeldi de şu zıkkıma meylettin (daha doğrusu meyleder göründün) anlayamıyorum. Senin hiçbir zaman komünist olamayacağını biliyorum. Fakat biraz üzerine iradeni takın! Tam serserilikten vazgeçip, ananı ve kardeşini yanına aldığın ve hele tam ‘Kürşad’ı bitirdiğin bir zamanda bu darbe, hiç hoşuma gitmedi. Bir kere sen asker oğlusun. Veraset dolayısıyla sende elbette bir şeycikler vardır. Sana hiçbir zaman benim gibi şoven nasyonalist, faşist militarist ol demem. Fakat artık çocukça hareketlerden de vazgeçmeni tavsiye edebilirim...

Nihal Atsız (1933)

İki gözüm Yaşar

Bizim şu genç şairlerin, yani Orhan Veli (Kanık) ile Oktay Rifat’ın başlarına gelene pek müteessir oldum. Zavallı çocukların genç yaşta cinnet getirecekleri hiç tahmin edilemezdi. “Acaba onların şiirlerini neşre delalet ettiğim için bu hazin akıbetten ben de mesul muyum?” diye vicdanen pek muazzep oluyorum. Bilhassa edebi cinnet, muşaplarını sadece akraba ve tanıdık muhitlerinde değil, nispeten geniş ve daha merhametsiz bir kalabalık muvacehesinde de gülünç edegeldiğinden merhamet ve esef duygularım bu nispette şiddetli oluyor. Bu patolojik âsârın mütehassısı bir kalem (mesela Abdülhak Şinasi [Hisar] Bey) tarafından yapılacak (ruhi, edebi, tıbbi) bir tahlilini bütün kariler beklemekte ve o şiirleri zaten sırf böyle bir etüdün mukaddemesi telakki etmektedirler. Nahit Sırrı Bey müvesvis ve vehham bir zattır. Bu delikanlıların ani bir buhran neticesinde kendisine saldırıvermelerinden korkmuyor mu?

Sabahattin Ali (1937)

Muhterem Cemal Hakkı Bey*

Bütün mektuplarınızı, tahrir hayatının latif hatıraları olarak saklayacağım. Yalnız tavsiye ederim işlerinizin imkân verdiği bir anda kendi vicdan rahatı için bir saniye düşünün ve Hakikat gazetesine karşı almış olduğum tavırda dürüst olmayan bir cihet bulmaya çalışın. Verdiğim sözde durmadım mı? Hastaneden 39 derece ile hasta yatarken evden, bir gün bile aksamadan yazılarımı gönderdim. Parasını alamayan her muharririn yapması mutat olan bazı göndermemek tehdidini, yazdığım halde yapamadım. Ve muhtaç olduğum, hak etmiş olduğum bir parayı istemek için, izzetinefsimi ayaklar altına alarak, üst üste, yalvarırcasına mektuplar yazdım. On mektuba bir cevap ve bir vaat aldım; onun da yerine getirilmediğini görünce haddimiz olmadığı halde, asabileştim. Yukarıdaki kanaatime, yani muharrirlerin en haysiyetsiz meslek erbabı olduğu hakikatine uymayan bir asabiliğin cezasını mektubunuzla idrak ettim. Bir daha yapmam. Biz kimiz ki patronlardan hakkımızı isteyelim; cevap bekleyelim, biz sadece susmak ve önümüz merhameten atılacak bir lokma alıp ömrünüze dua etmekten başka ne ile mükellefiz?

Sabahattin Ali (1941)

*Kürk Mantolu Madonna’yı tefrika eden Hakikat gazetesinin sahibi.

Kardeşim Sabahattin

Sana biraz da hapis edebiyat dünyasından haber vereyim: Kemal Tahir, Malatya hapishanesinde birbirinden nefis ve her biri ötekinden değerli hikâyeler -büyük hikâyeler bilhassa- yazıyor. Bir roman bitirdi Sağırdere isminde. Yeni bir romana başlıyor.

Burda, Bursa Cezaevi’nde Raşid Kemali adında bir delikanlı var. Suçu benimki gibi. Altı ay sonra da cezasını bitirip çıkıyor. Çok istidatlı ve şimdiden cidden güzel, nevi şahsına münhasır şiirleri ve hikâyeleri var. Altı ay sonra dışarı çıkınca siz ağabeylerinin yardımını bekler.

İsmail Hakkı Balamir’e tümen tümen selam ederim. Oradaki adresi değişmedi mi, ona mektup yazmak istersem hangi adrese yazayım? Sonra ona söyle onu İstanbul’da şimdi “Çamlıca Altunizade No:9-11”de oturan bir yengesi vardır ki benden sonra o kadıncağızın en iyi arkadaşı, en yakın dostu İsmail Hakkı’ydı. Ona mektup yazsın, halt etmesin.

Zeki’ye çok çok selamlar.

Seni hasretle kucaklarım kardeşim.

Nâzım Hikmet (1943)

Kardeşim

Romanını nasıl sabırsızlıkla ve ne büyük güvençle beklediğimi tasavvur edemezsin. Bak konkre konuşuyorum: Hikâye ve romanda bugün sen varsın, senden sonra Kemal Tahir var, sonra Orhan Kemal var, Suat Derviş var. Kemal Tahir’le Orhan Kemal biri daha ilerde, biri henüz civciv, fakat dehşetli vaatlerle dolu bir civciv; biri yazdıklarını neşretmek imkânsızlığı içinde, ötekisinde bu imkân henüz belirmiş, Suat Derviş’e gelince galiba artık yazmıyor, velhasıl büyük Türk hikâye ve romanının tek bayrağı bilfiil sensin. Bugünkü durumda bu böyle.

Nâzım Hikmet (1943)

Azizim Sabahattin

Dinle beni: Bana gönderdiğin ilk mektubunda, Aziz, diye başlıyor ve arka arkaya yedi madde sıralıyor, bu maddelerde de öyle nasihatlar ediyordun ki, sanki benim Markopaşa ile hiçbir alakam yokmuş da, senin maaşlı bir memurunmuşum gibi. İşe başladığımız günden beri, aynı jest. Bunu açıkça konuşalım ki her türlü isim, imza, kolay şöhret ve günlü ihtiraslardan âri (böyle mi yazılır?) olarak, bu neviden -dikkat et, bu neviden- ya emir, ya tavsiye yarı nasihat yollu sözler ve yazılar canımı sıkmaktadır.

Darılma, hakikati ve hislerimi olduğu gibi söyleyen adamım. Bu Markopaşa işinde, hiçbir zaman seni itip öne geçmek, görünmek sevdasında değilim. Bunu ilerideki münasebetlerimde de anlarsın. Fakat, ne şekilde olursa olsun, geriye itilmeye, kakılmaya gelemem. Biliyorsun ki, fikir halinden iş haline kadar Markopaşa bana aittir.

Aziz Nesin (1946)

Azizim Sabahattin

Gazetenin sahipliği ve değişmesi meselesinde nezaketten bahsediyorsun. İş arkadaşını bilmem lazımdır. Aziz Nesin olacak herif nazik değildir. Kabadır. Namusludur. Beraber iş yaptığı adamın menfaatlerini, kendi menfaatinden üstün sayar. Nezaketle kaybedecek zamanım yok. Hele bu sıralarda. Bugünlerde işler düzelir gibi oldu. Bak sana mektuplar yazıyorum. Sonra bu meseleler öyle mektupla izah edilir ufak şeyler değildir. Benden hiçbir zaman nezaket bekleme. Sana karşı kabalık yaparsam beni mazur gör ve affet. Allah’ın ıslahına gelince, sen benden çok daha fazla ıslaha muhtaçsın. Hele o son mektupların bir rezalet olarak tarihe mal olacaktır.

(...)

Daha hafif, daha alaylı başmakale beklerim. 19’uncu sayıyı beğenmeyeceksin. 20’nci sayı güzel olacak. Bizi kapatmak için fırsat arıyorlar. Tasvir’i, Demokrasi’yi kapadıktan sonra. Öyle Ankara’dan cart cart atmak kolay değil azizim. Başmakaleni koymadım diye darılma. Hürmetler ederim.

Aziz Nesin (1946)

HEP GENÇ KALACAĞIM

Sabahattin Ali

Hazırlayan: Sevengül Sönmez

Yapı Kredi Yayınları

2008, 559 sayfa

29 YTL.

Radikal / 22.08.08


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30