05.12.2008
07.07.2006 06:34

Kapitalist hayata karşı koyuştan teslimiyete, teslimiyetten nereye?/II - Yüksel Akkaya

 

III. Ludist hareketten ''mevzuatiçi'' sendikacılığa: ''Kısa'' devrim çağı ve ihanetin ''yüzyılına'' giriş

''Ya ekmek, ya kan!'' diye bir kez daha kapitalizmin dayattığı yaşam ve çalışma koşullarına başkaldıran ludistler, son öncü/lider militanlarını da hüzünlü 1816 yılında kaybettiklerinde, bayraklarını, flamalarını toplayarak ''ricat'' ettiler. Hayır, toptan tarih sahnesinden ve sınıf mücadelesinden çekilmediler. Bir kısmı, bu uygarlık dışı, zalimane baskıdan yıldı, bir daha o ''eski günleri'' anımsamak istemedi. Ancak, ihmal edilmeyecek bir kısmı, yeni ''yapılarda'', ''yeni'' mücadelelere aktif olarak katılmaktan kaçınmadı; yasaklanmış olan siyasal ve toplumsal hareketlerde yer almaya devam ettiler ve Thompson'un ifadesi ile ''Çoğu Cobbett, Hunt ve Feargus O'Connor'un izleyicisi oldu''. Hatta, Chartist hareketin içine katılanları da oldu. Yaşlılık günlerinde, bunadıkları düşünülen zamanda torunlarına Ludist şarkılar söylediler.*

 

Eski ''yaşlı'' Ludistler'in torunlarına görkemli başkaldırılarının şarkılarını söylediği günlere doğru, işçi sınıfı sosyalizm kavramı ve tartışmaları ile tanışmaya başladı. Böylece, pusulasız çıktıkları büyük bir mücadelede, kapitalizme karşı verdikleri mücadelede teoriden yoksun pratiğe yönelmiş olan Ludistler'in torunları, atalarının şarkılarının yanısıra sosyalizm düşüncesi ile de tanışmaya başladı. Fransız işçilerinin bir kısmı, Ludistler'in ana karargahı İngiliz işçi sınıfının önemli bir kısmı bu düşünceyi benimsemekten kaçınmadı. Hobsbawm'ın da yerinde ifadesi ile sosyalist düşünceyi benimseme sürecinde, önderlik, ütopik bir sosyalist olan Robert Owen'e ''düştü''.** 1830'larda, ''kısa devrim çağı''na girilmeden hemen önce, proletarya, sınıf bilinci konusunda önemli mesafe kaydetmiş ve bazı toplumsal amaçlara da sahip olmaya başlamıştı. Kuşkusuz bu durum, burjuvazinin çok canını sıkacak ve arayışlara itecekti. Hele, 1831 ve 1834 yıllarında Lyon'da başkaldıran ipek işçilerinin, kenti üç-dört gün teslim alması, ilk komün girişiminde bulunması, hiç unutulacak gibi değildi, adeta 1848 devrimlerinin ''öncü sarsıntıları'' idiler. Ne yazık ki, Ludist harekette olduğu gibi, bu ''isyanlarda'' da ders çıkaran burjuvazi olmuştur. Komünist Manifesto 1848'de ne kadar büyük bir heyecanla yazıldı ise, Lyon Komün denemeleri ve 1848 Devrim yenilgileri bir o kadar ''düş kırıklığı'' yarattı. Kuşkusuz, bu devrim girişimlerinin, başarısız olacağı gerekçesi ile ''erken'' bulunması da bu düş kırıklığında etken olabilir. 1830'ların ikinci yarısı ve 1848 arası İngiliz işçi sınıfının Çartist hareketine tanıklık eden bir dönemdir. Bir bakıma, bu hareket, işçi sınıfının kapitalizm karşısında daha geri mevzilere çekilmesinin, burjuvazi ile pazarlıklar sonucunda bazı ''temel'' hakları elde etmenin karşılığında düzeni red yerine, onun kabulü ve onun içinde onunla mücadelenin benimsendiği bir geri harekettir. Kısacası, ''mevzuatiçiliğin'' ön plana çıkarıldığı ve önemsendiği bir hareket olarak kabul edilebilir Çartist hareket. Dante'ye inat cehenneme giden yolun taşlarını ''iyiniyetle'' kurmaya çalışmaktadır. İlk ve kötü bir örnek olarak, kuşkusuz. 1848 yılında doruğuna ulaşıp geri çekilen Çartist hareketten geriye kalan miras izleyen yıllarda, kapitalist düzenin kırmızı çizgilerini, sınırlarını belirlediği yasalar ve mevzuat içinde kalan bir sendikacılığa hapsolmaktır. Kapitalist hayatı ve çalışma koşullarını retten, birlikte yaşamayı kabule gelinmiştir. Kuşkusuz, hala devrim ve sosyalizm hayalleri ve mücadelesi sürmektedir. Ancak, kapitalizm içinde yaşamak, mevzuatı içinde kalarak mücadele etmek, düzeni değiştirmemek gibi temel ilkeler de işçi sınıfı için de ihmal edilmeyecek kadar kök salmıştır. 19. yüzyılın sonu geldiğinde, kendisini Lassalcılıkta bulacak olan bu anlayış, işçi sınıfının büyük ütopyasına ağır bir darbe de indirmiş olacaktır.

 

19. yüzyılın sonlarına doğru, terbiye edilmiş sendikacılık, pek çok kapitalist ülke tarafından kabul görmeye ve yasalarla mevzuat içi bir faaliyete mahkum edilmeye başlanmıştı. Temel eğilim, çalışma yaşamı ile sınırlı bir sendikacılık yaratmaktı. Kuşkusuz zaman alacaktı, ancak ''uzun'' sermaye çağının bu konuda büyük bir sabrı da vardı. Sabrın bittiği yerde, zulmün ikamesini unutmamak kaydı ile!.. Ele avuca gelmeyen, özgürlük düşkünü, sınırsız otlaklarda yaşamaya alışmış, vahşi bir atın ilk terbiye girişimleridir bunlar. Büyük çözülmenin bir ödül ve ödün pazarlığı başlamıştır artık. Bu, ihanete niyet etmekten başka bir şey de değildir. İşçi sınıfı, Ludist hareketten sonra, tarihinin ikinci büyük yenilgisini bu pazarlığa başlamakla yaşamıştır. Ludist atalarının coşkulu, heyecanlı, kararlı, asi şarkılarını unutan bir kuşak, şimdi bir avuç şeker karşılığında özgürlüğünden vazgeçmeye hazır bir konuma gelmiş bulunmaktadır. Almanya'da Bismarck'ın sosyal güvenlik adı altında başlattığı bu büyük operasyon, ne yazık ki II. Dünya Savaşı'ndan sonra bir adım daha ileri taşınacaktır. 19. yüzyıl biter, 20. yüzyıl başlarken, ''kısa'' devrim çağı unutulmuş, kapitalist sistem içinde nasıl uyum sağlanacağı ve nasıl daha fazla nimetlerden yararlanabileceği düşünülmeye başlanmıştır. İhanet virüsü işçi sınıfının bünyesine girmiş ve yayılmaya başlamıştır. Bir sonraki dönem ihanetin hikayesine şahit olunan dönemdir.

*   E.P. Thompson, İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu, Birikim Yayınları, İstanbul, 2004, s.599.

** E.J. Hobsbawm, Devrim Çağı: 1789-1848, Vyayınları, Ankara, 1989, s. 389.


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4