15.09.2006 04:44
Kapitalizmin hamalları: Çocuk işçiler - Yüksel Akkaya
Makinalaşmayla birlikte kapitalist sistem niteliksiz emek gücünü de istihdam eder oldu. Bu süreçte, önce kadınlar, sonra çocuklar emek piyasasına dahil edildiler. Acımasız bir sömürü düzeninin kurulduğu sanayileşme adı verilen bu uzun işkence çağında, ayakta durmayı öğrenen çocuklar emek piyasasının bir parçası yapıldı, 5 yaşından 18 yaşına kadar. Daha ucuz ve daha uysal bir emekti çocuk emeği, o nedenle çok sık tercih edilirdi, kömür madenlerinden dokuma tezgahlarına kadar. 19. yüzyıl romanları insanı anlatırken daha çok bir trajedi olarak çocukları da anlatır.
Makinalaşmayla birlikte, reis olan ve görece daha yüksek ücret alan “babanın” pabucu dama atılırken, emek piyasasına dahil edilen her çocuk ve kadın ücretleri daha da düşürür, babanın pazarlık gücünü zayıflatırdı. Ama, aynı zamanda eve üç kişinin “geliri” girmesine rağmen masraflar da artardı. Zira bazı yaşamsal malları üreten anne de artık çalışmaktadır, dolayısı ile bunlara da para ödemek gerekmektedir. Bu nedenle, gelir gider dengesini sağlamak için çocuk da emek piyasasına girmek zorunda kalır. Tüm aile kapitaliste çalışırken yoksullaşır, emeğin üzerinde büyük bir tahakküm kurmuş olan kapitalist daha da zenginleşir, servetine servet, sermayesine sermaye katar. Böyle olduğu içindir ki, 19. yüzyılın başında Ludistler çocukların çalıştırılmasına karşı çıkar.
Her yoksulluk ve işsizlik dönemi kapitalistler için de bir vurgun dönemidir. Gözler hızla çocuklara çevrilir. Biçare kaldığını düşünen anne ve baba, eve ekmek getireceğini düşündüğü çocuğunu emek piyasasına salmaktan çekinmez! Aslolan hayatta kalmaktır. Dün olduğu gibi, bugün de geçerlidir bu. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre yaklaşık 400 milyon çalışan çocuk vardır. İnanılmaz bir sayıdır bu. Peki, uygarlığı temsil eden bu kapitalist sistem niye bu kadar acımasızdır? Kuşkusuz daha fazla kâr ve sermaye birikimi için. Zira, çocuklar kapitalizmin hamallarıdır. 13 Eylül tarihli Akşam gazetesi Türkiye’nin de bu acımasız sömürü çarkına ne kadar adapte olduğunu gösteriyor ve daha fazla söze gerek bırakmıyor:
“Anadolu'nun en ücra kasabalarından, köylerinden, para karşılığı toplanan çocuklar, tuğla fabrikalarında köle gibi çalıştırılıyor. 10-15 yaşları arasında, bıyığı bile terlememiş işçiler, Doğu'nun kötü kaderini ve bileklerine takılan yoksulluk zincirini böyle kıracaklarını sanıyorlar. Tuğla fabrikalarında 45 derece sıcakta, yarı aç ve çıplak çalışan bu çocuklar, Avrupa Birliği kapısında bekleyen Türkiye'nin çirkin yüzü olarak kare kare görüntüleniyor.
'Çavuş' adı verilen çocuk tacirleri, binlerce çocuğu haraç mezat sadece kâr marjı düşünen insafsız kişilere peşkeş çekiyor. Dünya Çocuk Hakları Haftası kutlamaları arifesinde Türkiye'nin çocuk fotoğrafına bakıldığında, 2.3 milyon 14 yaş altı çocuğun ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmakta olduğu gözleniyor. Uluslararası Çalışma Örgütü İLO'ya göre, sadece Güneydoğu'da, 12-17 yaş grubu arası 90 bin çocuk olumsuz ve ağır koşullarda çalıştırılıyor.
Sivas'ın Gemerek İlçesi kırsalında bulunan bir fabrikadaki görüntülerde, tuğla tozları arasında koşturan çelimsiz bacaklar, en acımasız koşullarda cılız bedenleri ayakta tutmaya çalışıyor. Bakımsız, bir deri bir kemik kalmış bedenler, bize Nazi Almanya'sının çalışma kamplarını hatırlatıyor. Körpecik ciğerleri tuğla tozu soluyan bu çocuklar, ranza usulü yatakhanelerde, ot yataklarda kalıyor. Kapıları kırık tuvaletler, asit ve amonyak kokusundan göz yaşartıyor. Soğuk akan duşlar, çocukların en büyük işkencesi. Yemek ise tek çeşit. O da neredeyse, suya tirit...
Haber Özel'in çekmeyi başardığı görüntülerde henüz bıyığı terlememiş çocuklar 45 derece sıcakta, küçücük elleri, incecik parmaklarıyla tuğla sarıyor. Sabahın 05.00'inde başlayan işkence akşam 17.00'de bitiyor. Polis baskınıyla alıp götürülen çocuklar, ailelerine teslim ediliyor”. Elbette, aileler tarafından da tekrar aynı işyerlerine gönderiliyor!
Kuşkusuz bu çocuklar sadece Doğu’da, Güneydoğu’da değil, İstanbul’da, Adana’da, İzmir’de, Bursa’da ve gelişen “Anadolu kaplanı” tüm kentlerde aynı kaderi paylaşıyor. Kapitalizmin doğuş sürecinde olduğu gibi bugün de gelişme, eğitim ve oyun çağında olan çocuklar kapitalizmin hamalları olarak emek piyasasına dahil edilmekte, ücretleri düşürücü bir rekabetin unsurları olarak kullanılmaktadır.
Sınıf mücadelesinin temel faaliyetlerinden birini kapitalizmin hamalları çocuklara sahip çıkmak oluşturmalıdır. Yarınımız ve geleceğimiz için!..