05.12.2008
03.06.2007 08:47

Ülkeyi sınırsızca ABD emperyalizminin kullanımına açanların ikiyüzlülüğü / KB

 

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde, iki ABD F-16’sının 24 Mayıs’ta ülke hava sahasını dört dakika boyunca ihlal ettiğine dair bir haber yayınlandı. Bunun üzerine hükümet tarafından yapılan açıklama; ilgili raporun Genelkurmay’dan kendilerine ulaştırıldığı takdirde gerekli girişimlerde bulunacakları yönündeydi. Nitekim kısa bir süre sonra da Dışişleri Bakanlığı nezdinde ABD’ye hava ihlali üzerine “nota verildiği” bilgisi medyadan zafer edasıyla yansıtıldı.

Yaşanan olayın sermaye devleti için tamamen bir iç siyaset malzemesi olarak kullanıldığı su götürmez bir gerçekliktir. Zira olay tam da sınır ötesi operasyon tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gündeme gelmiştir. Önce Genelkurmay’ın internet sitesi, daha sonra da medya üzerinden servis edilen bu haberle, ABD emperyalizminin sadık bir uşağı olan sermaye devleti, son dönemde iyice açığa çıkan uşaklık görüntüsünü kurtarabileceğini umuyor olmalıdır.

Böyle bir ihtiyacın yakıcı bir hal aldığı, son yaşanan siyasal gelişmelerle bir kez daha açığa çıkmıştır. Zira Cumhurbaşkanlığı seçimleri ekseninde bir süredir kendi aralarında sürdürdükleri kavgada bile tarafların her durumda kafalarını kaldırıp ilk baktıkları yer ABD olmakta, Washington’un bu konuda neler söylediği dikkate alınmaktadır. Hükümeti ve ordusuyla sermaye devletinin Amerika’yla bağımlılık ilişkilerinin iyice teşhir olduğu bir süreçte, normal koşullarda gündeme dahi gelmeyecek böyle bir olayın, “ABD’ye nota verilerek” kamuoyuna yansıtılmış olması, teşhir olan bu imaja bir çeki düzen verme ihtiyacından başka bir şey değildir. Zamanlama açısından da yine bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılan “Amerika’ya rağmen sınır ötesi operasyon” tartışmalarının revaçta olduğu bir döneme rastgelmesi, sahte bir “bağımsızlık” iddiasının bedelinin en düşük ve en az risk taşıyacağı bir konu üzerinden pratiğe geçirilmesine vesile olmuştur.

Elbette bu durum sermaye devleti açısından böyle değerlendirilirken, efendisi ABD tarafından olaya hiçte aynı şekilde yaklaşılmadığı hemen ardından yapılan açıklamalardan görülmüştür. Olayın duyulmasının ardında ABD’li yetkililerin yaptığı ilk açıklama; güçlü ve hızlı iletişim kanallarının bulunmasına rağmen Genelkurmay’ın olayı internet sitesinden duyurmasına hiçbir anlam veremedikleri yönünde olmuştur. Öte yandan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson; durumun pilotaj hatasından kaynaklandığını ifade ederek, gündemden düşürülmesi yönünde de gerekli mesajı sermaye devletine iletmiştir. Bu açıklama, sermaye devletinin bu konuyu düzenin iç siyaset malzemesi olarak kullanılmasına ABD tarafından izen verilmediğini göstermektedir.

Her ne kadar sermaye devleti bu olayı bir iç siyaset malzemesi olarak kullanmak istese de, efendisi ABD’nin öfkesine uğramamak için oldukça temkinli hareket etmeye çalışmıştır. Örneğin hava ihlalinin yaşandığı süre boyunca Türk uçaklarınca önlem uçuşunun yapılmadığı açıklanmıştır. Bunun gerekçesi olarak da, NATO uyumlu, dost ve düşman uçaklarının ayırt edilmesinde kullanılan IFF kodlarının işlevselliği öne sürülmüştür. Oysa söz konusu olay Hakkari’de değil Ege’de yaşanmış olsaydı ve de ABD’nin yerine Yunan F-16’ları tarafından gerçekleştirilmiş olsaydı, günlerce propagandası yapılacaktı.

Hükümet de bu olayın sorumluluğunun kendilerine yıkılmasını engellemek için durumu geçiştirmeye çalıştı. Konunun gündeme taşınmasından sonra formalite icabı “nota” vermek zorunda kaldı. Ama “nota”, ABD’nin öfkesini çekmemek için, Büyükelçi Ross Wilson yerine alt düzey bir ABD’li diplomata iletildi.

Sermaye devleti bu tür haberler üzerinden toplumu manipüle etmeye çalışsa da, onun bir bütün olarak tüm kurumlarıyla ABD’nin emrinde ve hizmetinde olduğu apaçık ortadadır. Dört dakikalık hava ihlali üzerinden fırtına kopartanlar ve bunu “siyasal bağımsızlığın” vazgeçilemez bir unsuru olarak sunanlar, CİA uçaklarının her zaman Türk hava sahasını kullandığını, birçok havalimanında ikmal yaptığını, bunların ne tür gizli anlaşmalar ve pazarlıklar sonucunda yapıldığını çok çabuk unutuyorlar. Yaşanan tezkere kazasından sonra efendileri ABD’ye kendilerini affettirebilmek için kırk takla atanların aklına, hava sahasının, her türlü liman ve üslerin kullanıma açılması söz konusu olduğunda nedense “siyasal bağımsızlık” gelmiyor. Hatta ordunun en tepesindeki kişi zamanında, İncirlik Üssü’nden kalkan ABD uçaklarının yaptığı sortileri dile getirdikten sonra, en rezil bir şekilde efendisinin huzurunda af dileyebilmişti. O İncirlik Üssü ki, kendi ülkelerinde kendi askerlerinin ABD’li askerler tarafından her türlü aşağılamaya maruz kaldığı bir üstür. Bir pilot binbaşısı eşiyle birlikte İncirlik Üssü’nde ABD askerlerince yerlerde sürüklenerek, üstleri köpeklere aratılırken, “bağımsızlığın teminatı ordu” kendi binbaşısına bile sahip çıkamadığı için olayın üstünü örtmeye çalışmıştır. Ama bu aynı ordu, İncirlik Üssü’nün kapatılması için eylem yapanlara azgınca saldırarak, ABD’ye kölece bağımlı olduğunu sergilemekten hiçbir zaman çekinmemiştir.

Tek başına bu örnekler bile sermaye devletinin tüm kurumlarıyla ABD emperyalizminin sadık bir uşağı olduğunu ispatlamaya yeter de artar bile. ABD uçaklarının hava sahasını ihlal ettiğine ve de buna karşı gösterilen “tepkilere” dair haberler ise, bu utanç verici uşaklığın toplum tarafından görülmesini engellemek için yapılan maksatlı haberlerdir. Bağımsızlık ancak ABD emperyalizmine ve içerdeki dayanaklarına karşı mücadeleyle mümkündür.

(Kızıl Bayrak, Sayı: 21, 1 Haziran 2007)


   


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4