15.06.2007 02:24
Washington’un kuklaları / Mumia Abu-Jamal
Batılı devletler küreselleşme döneminde işgal ettikleri
ülkelerde kuklalara muhtaçtırlar!
G 8 zirvesinin Pazar günkü konuşmaları hala kulaklarda çınlamakta oldukları için, ABD ve diğer NATO ülkelerinin hükümetleri “demokrasinin başarıya ulaşabilmesi için” yardımda bulunacakları ve bundan dolayı savaşları devam edeceği için, bazı rahatsız edici gerçekler üzerine konuşmanın zamanıdır.
Batılı ülkelerin genelde demokratik rejimler yerine kukla rejimler oluşturdukları bilinmektedir. Halklar, bu politikacıların kendi ülkelerinin çıkarlarını değil, yabancı ülkelerin ve uluslararası tekellerin çıkarlarını savunduklarını bildiklerinden dolayı Afganistan’daki Karzai, Lübnan’daki Sinyorine ve Irak’taki El Maliki iktidarlarını reddetmekteler.
Afganistan ve Pakistan’da halkların kini, ülkelerini vahşet, barbar ve işkence ile yöneten ABD ve müttefiklerine yöneliktir. Bu kızgın başkaldırı için birçok neden var ama bütün nedenleri sembolize eden iki terim var: Ebu Garip ve Irak işgali. ABD’nin kara birliklerinin tutumu -Irak halkına karşı davranışları, ülkede yarattıkları kaos- direnişi ülke sınırlarının dışına taşırdı, dünya geneline yayılan protestolara neden oldu. Irak savaşı bütün sonuçlarıyla ABD’yi dünyada en çok korkulan ve en çok nefret edilen ülke konumuna getirdi.
Batının “demokrasi için mücadele”ye ilişkin konuşmalarının gerisinde uluslararası sermayenin çıkarları ya da son dönemlerde kullanılan kavramı kullanırsak, küreselleşme yatmaktadır. “Küreselleşme” kavramı kapitalizm denilen eski ekonomik işleyişin güncel ifadesinden öte bir anlam taşımaktadır. Yukarıda sıraladığımız ülkelerde kapitalist yapıyı yerleştirme ya da ayakta tutabilmek için kukla rejimlere ihtiyaç vardır.
ABD’nin Irak’ta fosfor bombaları ve İsrail’in Lübnan’da keza aynı bomba türünü kullandığını kanıtlayan bağımsız yazar Dahr Jamail, Sinyorina rejiminin eleştirmenlerindendir: “Orta sınıf ve alt tabakanın artık dinlenilmediği ülkede şu an iktidarda olan rejimde sadece zenginler söz sahibidirler. Bu rejime sınıf zihniyeti hakimdir.” (Asheville Global Report, 3-7 Mayıs 2007)
Gerek Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan ve gerekse de Irak’ta olsun, ABD ve müttefiklerinin egemenliği altında yaşamak gerçekten de basit değil. Bu ülkelerde kim gerçekten demokrasi için mücadele ederse, ya gösterilerde ya da karanlık işkence odalarında bu rejimlerin polislerinin bütün vahşetini kendi bedenlerinde hissederler.
Hayır, George W. Bush yönetimindeki ABD rejimi Irak’a ordusunu demokrasi ve özgürlük, ya da bununla uzakta yakında alakası olan herhangi bir şey götürmeleri için göndermedi. ABD'nin bu ülkelere neden asker gönderdiği bilinmektedir. Milyonlarca insan da bunu biliyor. Trajik olan, ABD halkının büyük çoğunluğunun halen hükümetlerinin bu çılgınlıklarının arkasında olmalarıdır. Ortadoğu’da sözkonusu olan gerçekten de demokrasi olsaydı, ABD’nin kuklaları şimdi ya işsiz kalırlardı ya da hükümet konaklarındaki avizelerinde sallanır olurlardı. Ve ABD ve İngiltere’de demokrasinin kuralları işliyor olsaydı, hükümetlerin kuşaklar boyunca popüler olmayan temsilcileri çoktan iktidardan kovulmuşlardı.
Çeviri: J. Özgür
(Junge Welt’in 9/10 Haziran ‘07
tarihli sayısından alınmıştır)