27.07.2007 17:53
Seçimler ve liberal sol / KB
Seçimler liberal sol açısından özel bir önem taşıdı. Kaç seçimdir kurdukları meclis düşlerini nihayet gerçeğe dönüştürme olanağını yakaladılar. DTP’nin kontenjanından yakalan bu olanağı kullanan ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras meclise girdi.
Bu cenahta kendine özgü bir yeri olan ÖDP en parlak günlerini ‘90’lı yılların ikinci yarısında yaşadı. Gevşek bir muhalefet platformu olduğu için düzenin aktif desteğini aldı. Bu destek, devletin fiili ama gerçek anayasasında “ılımlı sol” adı altında tanımlanarak açıktan verilmekteydi de. Fakat burjuva medyanın yoğun desteğiyle girdiği ‘99 seçimlerinde hezimete uğraması ÖDP’nin siyasi iddiasını ve birliğini tümden yok etti. O günden sonra da baş aşağı tükenişe doğru yol aldı. Böyle bir çözülme ve dağılma sürecindeyken 2007 seçimleri ve bağımsız adaylık projesi ÖDP için bir umut ışığı oldu. Her ne kadar kendi içerisinde tartışmalı bir sürecin sonucunda da olsa Ufuk Uras bağımsız adaylığını açıkladı. Akabinde DTP’nin de desteğini alarak “Bin umut” adayları arasına adını yazdırdı.
Bu sürece, başka bir yoldan, devrimci bir konumdan liberal işçi platformuna geçiş yapan, bu zeminde zamanla pespaye bir parlamenterist parti haline gelen EMEP de dahil oldu. EMEP, ÖDP’den farklı olarak uzun süredir parlamento yolunu DTP’nin kuyruğunda açmaya çalışmaktaydı. Bu seçimlerde de EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel İzmir’den “Bin umut” adayı olarak ortaya çıktı. Fakat Tüzel, Uras’tan farklı olarak sandıktan çıkamadı ve EMEP’in meclis düşleri bir kez daha hüsranla sonuçlandı.
Farklı söylem ve iddialarda bulunan fakat aynı ortak zemini paylaşan liberal sol gruplar, aldıkları bu tutumlarını “solu yeniden umut haline getirmek” ve “Sola yeni bir heyecan getirmek” biçiminde gerekçelendirmekteydiler. Bu çerçevede kullanılan bir diğer argüman ise TİP’in parlamento deneyimiydi. Tarihsel gerçeklerin başaşağı edilmesiyle oluşturulan bu yanılsama, meclis hayallerinin körüklenmesi ve bu hayallerin ileri güçlere yayılması açısından önemli bir işlev gördü. TİP deneyimi bir toplumsal hareketin kıvılcımını çakmak ya da onun önünü açmak gibi bir işlevden çok, yükselen bir toplumsal dalganın sonucuydu. Bundan dolayı TİP milletvekilleri parlamentoda bu mücadelenin bir parçası olarak önemli bir işlev gördüler. Oysa bugünün liberal sol tayfası, toplumsal mücadelelere yönelik umutsuzluklarını meclis koridorlarında koşturarak telafi etmek derdindedirler. TİP, döneminde ilerici bir rol oynayarak, solun devrimci bir mecraya doğru evrimleşmesinin ilk halkasını oluşturmuştur. Fakat liberallerimiz devrimden çark ederek meclisin yolunu tutmuşlardır ve CHP’den boşalan düzen solunun yeni adaylarıdırlar.
Sol hareketi bulunduğu noktadan ileriye taşıyacak olan liberal sol partilerin meclise kapağı atmaları değil, toplumsal siyasal havayı değiştirmeye muktedir yegane güç olan işçi sınıfı ve emekçi hareketinin toplumsal mücadele sahasına çıkmasıdır.
Bu nedenle nihayet meclise adım atabilen liberal sol cenahtan işçi ve emekçi hareketine herhangi bir yarar sağlaması beklenemez. Şimdiden düzenin sol kulvarının adayı olmak üzere meyleden bu güçler, sınıf ve emekçi hareketinin ileri unsurlarını oyalamaktan başka bir işlev görmeyeceklerdir. Bu nedenle devrimci ideolojik-politik mücadelenin hedefi olmaya devam edeceklerdir.
(Kızıl Bayrak, Sayı: 29, 27 Temmuz 2007)