12.10.2008
27.07.2007 17:56

Siyonistler Filistin’deki çatışmayı derinleştirmek için kolları sıvadı!

 

Filistin’de Hamas ve El Fetih arasında yaşanan çatışmalar gün geçtikçe boyutlanarak devam ediyor. Filistin hareketinin önemli bir bölümüne hakim olan bu iki örgüt arasındaki çatışma ise emperyalist-siyonist bloğun Ortadoğu hakimiyetine hiçbir dönem olmadığı kadar güçlü bir zemin yaratıyor. Zira emperyalist-siyonist blok, çatışmaları “birbirlerini yesinler” diyerek dışarıdan takip etmiyor. Aksine dört bir koldan sürece müdahil olarak çatışmanın süreklileşmesi için var gücüyle çalışıyor.

Şu an Filistin’de yaşanan tabloya kısaca göz attığımızda emperyalist saldırganlıkla iç savaşın birarada sürdüğünü görüyoruz. Bir yandan Ortadoğu’nun kalbine çöreklenmiş İsrail mikrobunun eliyle sürdürülen saldırıları göğüslemeye çalışan Filistin, diğer yandan El Fetih ve Hamas arasında dozu her geçen gün artan iç çatışmalarla başa çıkmaya çalışıyor. Emperyalistlerse bu iç çatışma sürecinin kendisini direniş ruhunun ve bilincinin yerle bir edildiği, Hamas’ın etkisinin kırıldığı, El Fetih’in ise bütünüyle emperyalist-siyonist bloğun uşağına dönüştürüldüğü bir sürece evriltmeye çabalıyor.

Hamas ve El Fetih arasında Haziran ayında derinleşen çatışmaların ardından El Fetih liderlerinin hükümeti feshetmesi ile beraber adeta iki ayrı Filistin devleti/hükümeti oluştu. Hamas’ın Gazze’de kontrolü sağlayarak yönetimi ele geçirmesinin ardından, El Fetih de Batı Şeria’ya Hamas’ın Gazze’deki hakimiyeti ölçüsünde olmasa da egemen oldu. İç çatışmaların böylesi bir sürece bağlanması ise emperyalist-siyonist dünyanın fırsatını uzun zamandır beklediği müdahale zeminini yaratmış oldu. Bir süredir gündeminden birleşik özgür Filistin mücadelesini ve direnişini çıkarmış, bu parçalı tablo içerisinde sözde iktidara kilitlenmiş olan El Fetih’i, direniş ve hükümeti birarada götürmeye çalışan ve El Fetih’e göre biraz daha diri duran Hamas’a tercih etti. Emperyalist-siyonist bloğun planı açıktı. İç çatışmanın taraflarından birini, diğerini bütün dünyanın gözü önünde terörist ilan ederek meşru bir zemin de yaratıp desteklemek ve bu sürecin sonunda iç huzursuzlukların da artmasıyla kitle desteğini kaybetmiş ve marjinalleşmiş bir Hamas ve tümüyle örgütsüz kalmış bir Filistin yaratmak. Ki bugünkü haliyle sözkonusu Filistin, Batı Şeria, Gazze gibi sınır kontrolleri ve aralarındaki toprak parçasının da İsrail’de olduğu ayrı ayrı kentler anlamına gelecektir.

 Bu çerçevede emperyalistler El Fetih’den hiçbir desteği esirgemiyorlar. Bugün itibariyle artık El Fetih uzun süredir ilerlediği uşaklık yolunda geri dönüşsüz bir mesafe katetmiş ve adeta siyonist dünyanın kuklası haline gelmiştir. Siyonistler tarafından Hamas’a ulaşan para kaynaklarının tümünün önü kesilmiş, El Fetih’e ise resmi (!) yardımlarda bulunulmaktadır. Dahası El Fetih militanlarına Hamas’la olan çatışmalarda işlerine yarayacak sınırda da olsa silah yardımında da bulunulmaktadır. Tony Blair’e emperyalist-siyonist dünyanın Ortadoğu düşünde yeni düşen görev de Filistin’in göbeğindeki bir sırça köşkten bu çatışmayı derinleştirmek ve El Fetih’in çatışma içerisinde bocalamamasını (!) ve gerekli rotada ilerlemesini sağlamaktır. Yani kısacası yıllarca kırbaçla eğittikleri uşağı bu kez diplomatik olarak eğitmek, yetiştirmek gerekmiştir ve bu göreve de Tony Blair layık görülmüştür.

Uşaklık konusunda kafası açık olmakla beraber birleşik (elbette çoktandır El Fetih için birleşik Filistin bizim anladığımız anlamda işgal altındaki bütün toprakların kurtarıldığı bir Filistin değildir) Filistin hedefi ile bugünkü konumlanışı arasında ciddi bir çelişki de oluşmaktadır. Emperyalist-siyonistlerin müdahalesiyle Gazze bütün dış dünya ile bağlantısı kesilmiş ve maddi açıdan tümüyle desteksiz kalmış bir haldedir. Buna karşın bütün kaynaklar El Fetih’e akıtılmaktadır. El Fetih ise bu çerçevede bir tercih yapmakla karşı karşıyadır. Ya Gazze’ye Hamasla olan bütün çatışmalara karşın maddi yardımda bulunacak ya da bulunmayacaktır. Ancak burada sorun maddi yardımda bulunmadığında işgalin bugüne kadar El Fetih tarafından kabul edilmeyen kısmının birleşikliğinden de vazgeçtiği anlamına gelecektir. En azından yardım etmemenin objektif sonucu bu olacaktır. Yardım ettiğinde ise emperyalist-siyonist dünyanın şimşeklerini üzerine çekecek ve uşaklık işinden bütünüyle çıkarılmayacak olsa bile çalışma koşulları ağırlaşacaktır. El Fetih bugüne kadar bu konuda net bir tutum açıklamamakla beraber, emperyalistlerle girdiği pazarlıklar sonucunda peşin aldığı bir takım rüşvetler karşılığında birleşik Filistin mücadelesini esasında satmıştır.

Geçtiğimiz haftalarda basına yansıyan ve İsrail’in 255 Filistinli tutsağı serbest bıraktığını işleyen haberlerde esasta bu bütünlüklü tablo içerisinde bir yere oturmaktadır. Ve El Fetih’in aldığı rüşvetlerden salt bir tanesidir, hatta İsrail hapishanelerinde 10 bine yakın Filistinli tutsak olduğu düşünüldüğü yerde çok da önemli değildir. 255 Filistinli’nin serbest bırakılması örneğinin rüşvet olduğu sonucuna varılmasına yol açan veri ise özgürlüğüne kavuşan tutukluların tamamının El Fetih militanı olmasıdır. Hamas karşısında emperyalist haydutlarca El Fetih’in sırtı sıvazlanmıştır.

Bu tablo eni sonu Hamas’ı da etkileyecektir. Hamas ya iyiden iyiye güçsüzleşecek ya da o da emperyalistlerle masaya oturduğu bir zemine çekilecektir. Zira Hamas’ın emperyalizme karşı mücadelesinin sınırı kendi toplam çizgisi ve Hamas örgütünün karakterinden kaynaklı budur. Bu tablo içerisinde Filistin halkının emperyalist-siyonist dünyadan da, El Fetih gibi açıktan mücadeleyi satanlardan da, Hamas’tan da daha büyük düşmanı emperyalizme karşı mücadeleyi doğru bir temelde örebilecek ve yükseltebilecek devrimci bir örgütten yoksun oluşudur. Zira artık Filistin sorununda Hamas’ın da El Fetih’in de oluşturabileceği zerre bir çözüm kalmamıştır. Onlar en fazla bir takım koşulların iyileştirilmesi açısından emperyalistlerle masaya oturup kalkabilmekle sınırlı kalabilirler. Ki Filistin’deki iç çatışmanın emperyalistlerin Ortadoğu’daki toplam projeleri çerçevesinde gerekli olduğu da düşünüldüğü yerde masa başında küçük de olsa bir takım adımların atılabileceği beklentisine girmek de yersiz olacaktır. Zira artık çözülme tablosu Filistin’in içinde ve dışında hiç olmadığı kadar hissedilmektedir ve bu noktada emperyalistler için atılacak adım salt bu çözülmeyi derinleştirecek olandır.

Ortadoğu’da yeni bir ortaoyunu sahnelenmektedir. Ve tablonun bu hale gelmesinden El Fetih kadar Hamas da sorumludur. Filistin’deki vahim tablo, direnişçi halkla dayanışmanın önemini her zamankinden bir kat daha arttırmaktadır. Filistin direnişiyle dayanışma, Hamas-El Fetih arasındaki gerici çatışmaları da mutlaka mahkum etmelidir. Zira bu çatışmalar sona erdirilmeden ve Filistin halkı emperyalizme karşı mücadeleyi anti-emperyalist ve devrimci bir temelde ele alan bir örgüte kavuşmadığı ölçüde Filistin direnişinin eski görkemine kavuşması mümkün değildir. 

 

(Kızıl Bayrak, Sayı: 29, 27 Temmuz 2007)


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2