08.11.2007 06:29
Toplum için bilimi savunanlar yönünü sosyalizme dönmelidir!
Ercan Görür’e açık mektup...
Ayşe Aydın
Sayın Görür,
Deprem konusundaki çalışmalarınızı dikkatle, saygıyla ve elbette aynı zamanda da büyük bir kaygıyla izlemekteyiz. Kaygımız, anlaşılabileceği gibi, sizinle değil, araştırmalardan çıkardığınız sonuçlarla ve bir süredir her vesileyle yinelediğiniz kaygılarınızla ilgili.
Siz fen dalında çalışıyorsunuz. Bense bir sosyalist olarak daha ziyade sosyal bilimlerle ilgilenirim. Bilimsel çalışmanın her türlüsüne saygı duyduğum, merak ve ilgiyle izlemeye çalıştığım halde, esasen sosyal bilimlerle ilgilenmemin, sizin deprem konusunda yinelediğiniz haklı kaygılarla nedensel bir bağlantısı var.
Sanat sanat için, bilim bilim için gibi bir saçmalığı, herhalde artık tekrarlayan yoktur. Nitekim siz de, yaptığınız açıklamalarla, yürüttüğünüz çalışmada insanlığa hizmet amacı güttüğünüzü, bir biçimde ifade etmiş bulunuyorsunuz. Tek bir insanın bile burnunun kanamayacağı şekilde tedbir alındıktan sonra da, kuşkusuz, fay hatlarını gözetim altında tutmayı sürdüreceksiniz. Ancak bugün, bu vurdumduymazlıklar, bu tedbirsizlikler altında, çok büyük can kayıpları verilirken, bu hassasiyeti göstermek, sizin, insani vasıflarınızı koruyabildiğinizi de gösterir.
Benim nedensel bağlantıma dönersek; bilimsel çalışma -genelde- insanlığın gelişmesine, ilerlemesine hizmet eder, etmelidir. Ancak bu genel amaca tam ters amaçlı ‘bilimsel’ çalışmaların varlığından, içerden biri olarak, siz bizden daha fazla haberdar olmalısınız. Silah sanayi ve onu geliştirmek üzere yürütülen çalışmalar bunun başında geliyor. Hakim sermaye düzeninde en büyük devletler en fazla harcamayı bu alana yapmaya devam ediyor. Her türlü bilimsel çalışmanın sadece insanlığın ilerlemesine ve gelişmesine hizmet genel amacında birleştirilebilmesi, bugün bu amaca aykırı çalışmalara yatırım yapan, bir başka ifade ile, insana refah değil mezar hazırlayan sistemin değişmesiyle mümkün olabilecektir. Daha ziyade sosyal bilimlerle ilgiliyim, çünkü her tür bilimsel çalışmanın insana ve topluma hizmet amacına nasıl ulaştırılabileceğini, insanlık için büyük tehlike yaratmaktan nasıl uzaklaştırılabileceğini müthiş merak ediyorum.
Ya siz?.. Çalışmalarınızın tam olarak teşvik edileceği, araştırma sonuçlarınızın anında toplumun hizmetine sunulacağı bir toplumsal düzenin mümkün olup olmadığını hiç düşündünüz mü?
Haklı olarak yakınıyorsunuz. Bu devletin deprem diye bir kaygısı bulunmadığını söylüyorsunuz. Sizce bunun bir nedeni yok mu?
Aslında ne sizin, ne de başka kimsenin oturup ince ince düşünmesine gerek de yok. 90 yıl önce bugün (7 Kasım 1917) insanlığa sosyalizmin yolunu açan Büyük Ekim Devrimi, herşeyin mümkün olabileceğini somut gelişmelerle kanıtlamış bulunuyor. Bilimi insanlığın hizmetine sunmak mümkündür. Feodal despotluk altında yüzlerce yılda tüketilemeyen bir yolun birkaç on yılda katedilmesi mümkündür.
Ve elbette, deprem için önlem almak, sosyalist Sovyetler Birliği’nin uğraştığı onca sorunla karşılaştırıldığında, son derece basit ve ucuz bir iştir.
Bugün, tek amacı kâr, daha fazla kâr olan sermaye sistemi altında yoksulluğun, işsizliğin, açlığın pençesinde kıvranan milyonlarca işçi ve emekçi var. Haber verdiğiniz depremde ilk ölecek olanların da onlar olduğunu, İstanbul’un yerleşim düzenine bakarak bile görebilirsiniz. Ama biz, zaten, her gün her saat bu sistem tarafından öldürülmekteyiz. Değişik biçimlerde. Adını “iş kazası” koydukları cinayetlerle örneğin.
Hiç tersane işçilerinin feryadını duyma imkanı buldunuz mu bilmiyorum. Bir süredir her hafta sonu Tuzla’dan kalkıp Taksim’e giderek taleplerini kamuoyuna duyurmak için eylem yapıyorlar. Sesimizi Tuzla’dan duyan yok, belki buradan duyulur diye. Özelleştirilen, taşeronlaştırılan gemi yapım ve onarım sanayi, tam bir insan kıyım makinesine dönüşmüş durumda.
Ya trafik kazaları? Sizce suçlu gerçekten ‘trafik canavarı’ mı? Peki kimdir bu trafik canavarı? Bakkalda satar gibi ehliyeti parayla satan sistem mi, yoksa onu alıp kullanan cahil cühela takımı mı? Raylı taşımacılığı ‘komünisti işi’ gören, adeta dünya otomotiv sanayini geliştirme yemini etmiş gibi davranan sistemin sorumluluğu ne kadar?
Sahi, raylı taşımacılık neden komünist işidir? Taşımacılıkta daha ileri, daha ucuz, daha güvenli olduğu için olabilir mi acaba?
Sistemi değiştirme ihtiyacının daha binlerce nedeni sayılabilir. Ama bizim konumuz sizin çalışma alanınızdı değil mi?
O zaman alanınızdan bir örnekle bitireyim mektubumu.
Biz, gelecek güzel günler hayaliyle avunan ütopistler değiliz. Sosyalistiz ve şimdiden yeni toplumun kuruluşuna ilişkin programımızı hazırlamış bulunuyoruz. Bu programın ‘konut ve kentleşme’ başlığı altında, ‘herkese ihtiyaca uygun sağlıklı ve güvenli konut sağlanır’ sözü verdik ve bu sözümüzü tutacağız. Elbette sözümüzü tutabilmemiz için size ve yapı bilmiyle uğraşan arkadaşlarınıza ihtiyacımız olacak. Hiç kuşkum yok, bu deprem ülkesinde el üstünde tutulan bilim dallarının başında sizinki gelecektir.
Ancak topluma hizmet için sosyalizmin kuruluşunu beklemeniz gerekmiyor. Bakın, biz beklemiyoruz, kurmak için uğraşıyoruz. Bence artık sizlerin de yönünüzü sosyalizme dönmenizin zamanı geldi de geçiyor.
7 Kasım 2007