04.07.2008
23.12.2007 10:48

Emperyalist/siyonist güçlerin izole etmeye çalıştığı Hamas… / E. Bahri

 

Bush yönetimince muhatap alınmayı talep ediyor!

Dinci bir akım/parti gerek özel mülkiyet/ücretli emek sömürüsü karşısındaki tutumu, gerekse de programatik olarak sunduğu toplum projesi açısından anti-emperyalist olamaz. Zira kapitalist üretim ilişkileri dışına çıkamayan bir programın, son tahlilde tutarlı anti-emperyalist olması eşyanın tabiatına aykırıdır.

Günümüzde dini referans alan bu tür akımların en özgün örnekleri Lübnan Hizbullah ve Hamas’tır (Filistin İslami Direniş Hareketi). Bu hareketlerin ikisi de İsrail’in vahşi işgaline ve yoksulluğa mahkum edilen toplumsal zeminlerde boy vermiştir. Hizbullah, Lübnan Komünist Partisi’nin (LKP) temel kitle tabanı olan yoksul Güney Lübnan’daki Şiiler arasında yer bulmak için saldırgan taktiklerle işe başlamış, 80’li yıllarda komünistleri katletmiştir. Hamas ise Suudi Arabistan gibi ortaçağ kalıntısı bir rejimden aldığı destekle işe başladığında, herhangi bir direnme perspektifinden yoksun İslamcı bir akımdı. Bundan dolayı İsrail, ilk dönemde Gazze merkezli örgütlenen Hamas’ın güçlenmesi için alan açmayı çıkarlarına uygun bulmuştur.     

Bu iki parti, işgalci baskının sınıfsal baskıyla harmanlandığı bir toplumsal zeminde gelişip serpildikleri için, alttan gelen bir basınçla kısa sayılabilecek bir sürede bölgelerinin başat direnişçi akımları olarak sivrilmişlerdir. Kaynağı dışarıdan gelse de (Hizbullah İran’dan, Hamas Suudi Arabistan ve Mısır’dan yüklü miktarda mali destek alıyor) yürüttükleri sosyal hizmet programlarının da katkısıyla güçlü bir toplumsal destek bulabilmiş, halen de bu destekten beslenmektedirler. Buna karşın, İsrail savaş makinesine utanç verici bir yenilgi tattıracak kadar sağlam örgütlenen Hizbullah, “sosyal hizmetleri dışlamayan” serbest piyasa ekonomisini savunuyor. Hamas’ın toplum projesinde de kapitalizme aykırı herhangi bir yön bulunmuyor. 

Gazze Şeridi’ndeki fiili hükümetin Başbakanı İsmail Haniye’nin siyasi danışmanı Ahmed Yusuf’un, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’a hitaben yazdığı açık mektupla kendinden söz ettiren Hamas, genelde emperyalistlere, özelde ABD emperyalizmine karşı tutumunu bu mektup aracılığıyla üst dile getirmiş oldu.

Belirtmek gerekir ki, Hamas adına daha önce de buna benzer birçok girişim olmuştur. Seçimlerin gerçekleştiği 2006 Ocak ayından bu yana Hamas liderleri tarafından Washington Post, New York Times, Los Angeles Times, The Guardian gibi ABD ve İngiltere’de yayınlanan gazetelere makaleler yazılmıştır. Yine de Yusuf’un savaş kundakçısı Rice’a doğrudan hitap eden açık mektubu, öncekilerden farklıdır.

Mektubunda, Hamas hareketinin Amerikan aleyhtarı, Avrupa aleyhtarı veya dünyada herhangi bir başka ülkenin aleyhtarı olmadığını belirten Yusuf, Washington ve diğer Batılı ülkeler için Hamas’la konuşma zamanının geldiğini savundu.

Ahmed Yusuf’un basın kuruluşlarına gönderdiği mektupta, Hamas’ın barıştan hoşlanmadığını varsayan çok sayıda kişinin yanlış düşündüğü ifade edilerek, “Tam tersine, biz sürekli olarak ABD ve Avrupa ülkelerine diyalog teklifinde bulunduk” denildi.

Mektubunda Rice’a hitap eden Yusuf, “ABD yönetimi, Filistin’de seçilmiş bir hükümetin meşruluğunu görmezden gelmeyi sürdürmeye devam ederken, çözüme yönelik anlamlı adımlar atılamaz. Hamas’ı izole etme politikası etik olmadığı gibi, faydası da olmayacaktır. Yönetiminiz, ortadaki gerçekleri dikkate almamaktadır” dedi.

Mektupta, “Bizi tanımanızı dilenmiyoruz; partimiz, işgal topraklarında meşru olarak seçilmiş bir partidir. Filistinliler de özgür bir seçimle, Hamas’ı seçtikleri için cezalandırılmaktadırlar” ifadeleri yer almakla birlikte, ABD’nin barışa katkı yapacağından medet uman Ahmed Yusuf, Rice’a “Eğer bu çatışmada tarafsız olsaydınız, bizimle açıkça bağlantı kursaydınız, barış fırsatı önemli ölçüde artacaktı” diye de seslendi.

Hamas’ı “değişim ve reform partisi” olarak tanımlayan Yusuf, örgütün başarısını görmemenin sadece nafile bir çaba olmayıp, aynı zamanda bölgedeki Amerikan çıkarlarına da zarar verdiğini, Ortadoğu ve İslam dünyasında Amerikan karşıtlığını derinleştirdiğini de dile getirerek ABD-Hamas işbirliğinin önemine dikkat çekti.

Ahmed Yusuf’un Haniye ve diğer Hamas liderlerine olan yakınlığına işaret eden Filistinli kaynaklar, bu liderlerin de mektubun içeriğinden haberdar olduklarını belirtiyorlar. Mektubun zamanlamasını da dikkat çekici bulan kaynaklar, son günlerde Suudi Arabistan ve Mısır’ın, Gazze’de Hamas ve El Fetih gruplarını biraraya getirme çabalarını sürdürdüğüne, Hamas’ın Şam’daki siyasi büro Şefi Halid Meşal’in bu amaçla Riyad’da yapılacak görüşmelere çağrıldığına işaret etti.

Hamas örgütü kısa süre önce, geçen aylarda kontrolünü tamamen devraldığı Gazze Şeridi’ndeki güvenlik ve hükümet binalarını Filistin Ulusal Yönetimi’ne devredebileceğini açıkladı. Suudi sermayesiyle Londra’da Arapça yayınlanan “Eş Şark El Avsat” gazetesi ise, Gazze’deki Hamas liderlerinden Hüseyin Ebu Kavik’in, “Hamas Siyasi Büro Şefi Halid Meşal, Gazze’nin kontrolünün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a devredilmesini onayladı” açıklaması yaptığını yazdı.

Gazze’de yönetim devri öneren, Haydutbaşı Bush yönetimini “Filistin’deki gerçekleri görmeye, Hamas’ı muhatap almaya, Filistin-İsrail çatışmasında tarafsız olmaya” davet eden Hamas liderleri, gelinen yerde siyonizmin baş hamisi ABD emperyalizminden medet umabilmektedir. ABD, İsrail, AB, gerici Arap devletleri tarafından yürütülen izolasyona karşı direnemeyen Hamas, Filistin halkının düşmanlarından oluşan bu koalisyonla işbirliği yapma açmazına düşmüştür. Bu ise Hamas’ın emperyalist güçlerin onaylayacağı bir “çözüm projesi”ne hazır olduğuna da işaret etmektedir. 

Filistin halkının en direngen toplum kesimlerinden destek almasına, uzun süreden beri ağır bedeller ödeyen bu kesimlerin emperyalist/siyonist güçlerle çıkarlarının zıt olmasına rağmen Hamas’ın bu noktaya gelmesi, esas olarak bu örgütün ideolojik/programatik çizgisinin kaçınılmaz sonucudur.

İşgale, zulme, sömürüye… karşı yükseltilen her direniş meşru ve haklıdır. Bu yönüyle ve bu sınırlar içinde desteklenmeyi hak eder. Ancak Lübnan’da olduğu kadar, Filistin’de de direniş dinamiklerinin halkları özgürleştirmesi, bu dinamikleri anti-siyonist/anti-emperyalist bir program etrafından birleştirecek devrimci önderlikleri zorunlu kılmaktadır.


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3