05.09.2008
31.12.2007 07:12

“Prekarite/Prekar” ücretler zamanı / Yüksel Akkaya

 

Nereye kadar?

 

Akademik camianın “düşünme özgürlüğü” hakkımı kullanarak ücretlerle ilgili yeni bir kavram ortaya atıp, bunun üzerinden tartışmak istiyorum. Zira, şimdilik sınırlı çevrelerde tartışılan “temel gelir”, “vatandaşlık geliri” gibi yaklaşımları daha iyi anlayabilmek için bir kez daha tarihe ve bu tarihsel sürecin arka planında kapitalizme bakmakta yarar var. Ancak, başvurduğumuz Fransızca sözcük olan “precarite” yi  “Türkçeleştirmek” biraz sorunlu (Sözcük Almanca ve İngilizce’de de var, sadece Fransızcaya özgü değil). İstihdam açısından tam açıklayıcı olmasa da az-çok sorunu dile getiren “güvencesizlik, iğretilik, kararsızlık, sağlam olmayış” gibi çeviriler “anlaşılabilir” olsa da ücretler açısından bu tür çeviriler üzerinden tartışmak “sorunlu” görünüyor. Bu nedenle, sözcüğü “Türkçeleştirmek” yerine onu Türkçeye taşımak daha “doğru/anlamlı” gibi.

Kasım ayında Fransa’nın istatistik kurumu bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı (umar ve dileriz ki bizde de eski DİE yeni TUİK bu işi yapar). 1978-2005 dönemi ücretlerine dair bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuç “küreselleşme” rüyasına kapılmamış az sayıdaki dinozor için sürpriz olmasa da çok sayıdaki “saftirik” için sürpriz! Zira, bu “fırsatlar döneminde” Fransa’da ücretler 1978’den 2005’e reel olarak hiç ama hiç değişmemiş. Üstelik, 2000-2005 döneminde binde beş düşmüş. Ve, “üstelik” kişi başına milli gelir artmışken! Ehh, bizde de Türkiye’nin “uçurulmasını” bir türlü babalar gibi satılacak özelleştirme adayı kurumlardan biri olmayı beceremeyen Türkiye Kömür İşletmeleri’nin ürettiği kömürün dağıtımını valilere, kaymakamlara vazife kılan; kendisi de iyi bir tüccar olan ve önümüzdeki yıllarda kişi başına milli geliri ikiye katlamayı düşünen bir başbakanımız varsa, sonumuz Fransa’dan farklı olmayacak gibi. Kişi başına milli gelir artacak, ama reel ücretler değişmeyecek, hatta azalacak! İyi, hoş da Fransa gelir ortalaması bize göre daha iyi, sosyal politikası daha ileri, sosyal güvenliği daha kapsamlı olan bir ülke. Oradaki bu durum “anlaşılır”. Peki, bize ne olacak? Soru bu.

Sorunun yanıtını Dünya Bankası’nın Türkiye taşeronları Ayşe Buğra ve Çağlar Keyder sosyal demokrasi adına veriyorlar: Temel gelir! Hay Allah, Fransa’nın istatistik kurumu yaklaşık çeyrek yüzyıldır reel ücretlerde bırakalım artışı, sona yıllarda düşüşün yaşandığı bir dönemin yaşandığını itiraf ederken, biz “temel geliri” Türkiye’de de tartışmaya açıyoruz. Bizce sorun yok, işte hendek işte deve, buyrun tartışalım.

Örneğin, Fransızlar işgüvencesi sorununu ücretler ile ilgili riskler ile ilişkilendirip, “prekarite”yi bu sorun üzerinden tartışırken A. Buğra ve Ç. Keyder derlemesi “kitap” bu “yoksullaştırma zamanlarında”  işgüvencesini, istihdamı yok sayarak bir öneride bulunur: Herkese hayatını sürdürecek kadar para! Nasıl sosyalist bir toplumda kapitalist toplumun temel yasaları imkansızsa, Buğra ve Keyder’in taşeronluğunu yaptığı bu “vakitsiz” öneri de kapitalist düzenin işleyiş yasalarına aykırı olarak yersizdir. Peki neden böyle bir şeyi önermekte ve tartışmaktadır “insanlar”; örneğin yakın zamanlarda Türkiye’yi de ziyaret edip birkaç kentte konferans verdirilen E. O. Wright bu sürecin neresinde durur?

Evet, bir parça gecekondu devrimciliği, bir parça “Kürt sorunu” devrimciliği ile donanmış olan ufkumuzu yeniden Marksizm’in, sosyalizmin temel sorunlarına çevirmekte yarar var. “Prekarite ücretler” asgari ücretin neresinde durur, temel ücret “çıkışı” neyi amaçlar? Kapitalizmde sosyalizm önerenler, neden açıkça sosyalist mücadelede yer almazlar da kapitalist düzenin en iyi düzleyicisi olan sosyal demokrasi saflarından çıkmazlar? Ve, neden yanlış doğru, kendisine solculuk atfedilmiş sendikalar, en akil uzmanları şu “temel gelir” meselesine girmezler? Hay Allah, tam da bu aralar Fransa, 1978-2005 döneminde ücret gelirlerinde bırakalım bir olumlu değişikliği, tersi yönde bir gelişmeye işaret etmişken ne zor sorular bunlar!...

www.kizilbayrak.net, www.mavidefter.org ve www.sendika.org’da tartışmaya açtığımız bu “meseleyi” sürdürmek bir maskeyi düşürmek için gerekli. Umar ve dileriz ki tartışmacıları çok ve tartışması “heyecanlı” olur.

(Sosyalizm için Kızıl Bayrak, sayı: 49, 28 Aralık 2007)


YAZICIYA GONDER


August
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 31 1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31