06.09.2008
25.02.2008 18:04

İsrail yeni saldırılara hazırlanıyor - Abu Şehmuz Demir

 

İsrail’in, Filistin topraklarında sürdürdüğü işgal ve Araplar’ı dize getirme stratejisi doğrultusunda devam eden sürecin, geçen yılın son aylarında ABD’de yapılan “Ortadoğu Konferansı” ve bu konferansın başta Filistin olmak üzere, bölgeye İsrailli gazeteci Amira Hass’ın deyimi ile “yeni bir ambalaj” paketlenmekte. Bu paketin içinde Filistin’de vahşi uygulamaların devreye sokulması ve İsrail’in bölgedeki konumunu güçlendirmek çerçevesinde bölgede devam eden musibetlere, yeni musibetler stratejisi eklenmesi bulunuyor.

Bu vesileyle de Tel-Aviv ve Beyaz Saray’daki silahlı aparat, İsrail’in Orchard olarak isimlendirdiği ve daha önce Suriye’nin Deir el-Zuhair’i vurduğu gibi, İran nükleer tesislerini vurma operasyonu ile İran’a bir ders vermek diplomasisi devam ediyor. ABD’li gazeteci Wayne Madsen’in bildirdiğine göre, Dick Cheney’in bilgisi dahilinde eski İsrail istihbarat görevlisi ve ABD’li hava generali Lawrence Stutzrien’in baş danışmanı Lani Kass tarafından oluşturulan Checkmate operasyonu doğrultusunda “İran vurulmalı”. Bu anlamda da Tel-Aviv’deki silahlı aparatın başı Ehud Olmert, “Bölgede ortadan kaldırılması gereken bir İran tehdidi var. ABD İstihbarat raporları ne derse desin, İran tehdidini ortadan kaldırmamız gerekiyor” diyerek, bölgede süreci kışkırtıyor.

Öyle görünüyor ki, İsrail’in İran eksenli algıladığı bu tehdit, önümüzdeki süreç içerisinde bu devletin bölgede bir dizi yeni çılgınlıklara hazırlandığını işaret etmekte. Bu meyanda suikastlar uzmanı Ehud Barak’ın Türkiye’ye ve Ehud Olmert’in de Almanya’ya gitmeleri, her ne kadar İsrail’in 60’ncı (Almanya için) yılı kutlamaları ile ilgili bir bağlantı olduğu söylense de, asıl arzu ve istek başkadır. Öyle ki İsrail’in önümüzdeki süreçte bölgeye yönelik girişeceği maceralar ekseninde, Türkiye’nin Lübnan’daki askeri gücünün, İsrail macerasına bir engel teşkil oluşturmamasının yanısıra, askeri teçhizat ve bölgeye yönelik istihbarat alış verişleri yapılacak. Yani Araplar (Hizbullah) ve Kürtler pazarlık konusu olacak. Öte yandan İsrail’in güvenliği için Lübnan deniz sahalarını kontrol eden Almanya’nın, İsrail’in bölgede girişeceği çılgınlıklarda nasıl bir görev üstleneceği konusunda Ehud Olmert, bu ülkenin yetkilileriyle özellikle İran konusunda bir dizi görüş alış verişi yapmakta.          

Öyle ki, son dönemde İsrailli yetkililerin İran ve bölgeye yönelik açıklamalarına baktığımız zaman, bölgede hayırlı bir gelişme ufukta görünmüyor. Tersinden, Ehud Barak, Benyamin Netanyahu ve diğerleri “İran etrafımızı askeri üsler haline getiriyor ve Lübnan’dan geri çekilmemizle beraber, İran Tel-Aviv’in yanı başında ikinci üs haline geliyor” diyerek, savaş çığırtkanlığı yapıyorlar. Bu gibi argümanlar üzerine de Ehud Barak, “yeni bir Lübnan savaşını kazanacağını” söyleyerek, İsrail kamuoyunu savaş psikolojisine hazırlıyor. Çok kahin olmamıza gerek yok ama, İsrail önümüzdeki dönemde birçok yönlü savaş, suikast ve saldırı hareketinin zeminlerini hazırlıyor. Altmış yıldır bu devletin stratejisinde ve onun bekası için çırpınan ABD ve müttefik Batı emperyalist merkezlerin ofislerinde, eğer “Tanrı yolunu şaşırmazsa” özgür bir Filistin’e dair bir gelecek görünmüyor.  

Her ne kadar İsrail Başbakanı Ehud Olmert, “Eğer iki devletli çözüm çökerse, bizler de tek bir devlet içinde Güney Afrika’dakine benzer eşit oy hakkı mücadelesiyle karşı karşıya kalırız” gibi yalan telkinlerde bulunsa da, onun ofisinde de özgür bir Filistin devleti bulunmamakta. Bundan birkaç hafta önce dünyanın üzerinde konuştuğu Filistin’de barış konusuna müsaadenizle bakıp gecelim. Öyle ki Eliyahu Winograd raporu vs. gibi içte sıkıntılarla karşı karşıya olan Olmert hükümeti, diyelim ki; Filistin’deki köklü sorunlardan mülteci sorunu, 1948, 67 işgali ve Kudüs vs. gibi sorunların bir tanesinin çözümüne yakın bir arzu ve duruş sergiledi. O zaman siyonistler dananın kuyruğunu koparır ve  Olmert’in politik hayatı noktalandığı gibi, böyle bir sadakati de İzak Rabbin gibi kanıyla öder. Ve ayrıca iktidar ortağı olan hükümetteki Şas Parti ve Yisrail Beit Partisi Olmert’in, çözüme yönelik atacağı herhangi bir yanlış adımda iktidarı devirirler. Zaten iktidar ortağı Ehud Barak mevzide yatmış bir avcı misali, Olmert’in hatasını bekliyor.

Yani Filistin konusunda, Ben Gurion ve Ariel Şaron felsefesinin geleneğinin ruhuna haykırı olan barış kelimesini, İsrail cephesinde siyonizmin etkisi altında bulunan yöneticilerden hiçbir kimse, Filistinlilerle barışı göze alamaz. Annapolis ve sonrası Olmert’in, Mahmud Abbas’la bir ritim içerisine girmemesi konusunda, Şas ve Evimiz Yisrail partisinin başkanları Eli Yizak ve Avigdor Liebermann’ın yanısıra İşçi Partili ve Savunma Bakanı Ehud Barak, Olmert’i tehdit ederek, “Tarihimize ekşi” (limoni) dökme diyorlardı. Günümüz İsrail yöneticilerinin salt Tevrat’ın barışı dışlayan ayetlerini kendilerine esin kaynağı olarak algılamalarından dolayı, o topraklarda barıştan söz etmek güç. Bu meyanda İsrail yöneticileri, bırakın Filistin’in köklü sorunlarını (göçü, işgali ve Kudüs’ü) konuşmayı, tersinden her iki halkın da barış içerisinde yaşamasına dair önlerinde böyle bir felsefi anlayış bulunmamakta. Bu vesileyle de, İsrail Batı merkezlerinden aldığı sınırsız destek ile Filistin topraklarında, havadan ve karadan devlet terörünü estirerek, mazlum Filistinliler’i açlığa, susuzluğa mahkum ederek, öldürmeyi sürdürmekte.

Altmış yıldır sistematik olarak mağduriyete uğramış Filistinliler’e dayatılan, adeta sömürge devletlerde olduğu gibi, İsrail’in sürdürdüğü her türlü zorbalığın meşru görülmesidir. Toprakları işgal edilmiş, halkı dünyanın dört bir yanına savrulmuş, hiçbir insani yaşamı bu halka reva görmeyen işgalci İsrail devletine karşı, Filistinliler vatanlarını savunmak için ellerindeki kısıtlı imkanlarla, İsrail’in elinin altındaki işgal topraklarına yönelik Kassam roketlerini göndermeye devam edeceklerdir. Çünkü İsrail yönetici erkinin ideolojik gıdasını aldığı siyonizm felsefenin önünde, bırakın Filistin’i, bir terslik olmazsa Ortadoğu’da dahi asla bir barış ve huzurdan yana değildir. Bu devlet Ortadoğu coğrafyasında çok yönlü faaliyet içerisinde olup, bölgenin hassas karnı olan noktalar üzerinde oynamakta. Yani ABD ve müttefiklerinin Irak’ı işgal etmesiyle beraber, İsrail Ortadoğu’nun merkezi olan Irak coğrafyasında bölge devletlerinin koltuğunun altına yerleşerek, bölge üzerinde tehdidini derinleştirmekte. Bu vesileyle de Irak’ı işgal eden güçlerin şu zaman bu zaman Irak’tan çekileceğiz gibi açıklamaları külli yalandan başka bir şey değildir. Zira ABD’deki başkanlık yarışında Cumhuriyetçiler’in adayı John McCain’in, “gerekirse Irak’ta bir yüzyıl daha kalırız” demesi ABD ve İsrail’in bölge üzerinde egemenliğinin derinleşmesinin ifadesidir.   

 Öyle ki, bölge üzerinde İsrail egemenliğinin pekişmesi için, Filistin cephesinde “barış için uzatılacak” bir el ve muhatap alınacak bir güç yok anlayışının yalan siyaseti hakim. Hal böyle olunca, bu mütekeb bir saçmalığı görüp, ona göre duruş alamayan ve gün geçtikse halkı tarafından temsili gücü sorgulanan Mahmud Abbas, anlamsız ve Filistinliler’e hiçbir şey kazandırmayan ABD ve İsrail dayatmacılığına adeta mendil açmakta. Yani geçen yıl ABD’de (Annapolis’te) yapılan Ortadoğu “Barış Konferansı” Filistin coğrafyasına yönelik birçok yönlü fitne-fücur süreci dayattığı gibi, Filistinliler arası birlik ve bütünlüğün parçalanması ve tahakküm altına alınması sürecini derinleştirmekte. Şöyle de ifade edebiliriz. İsrail işgal ettiği Filistin topraklarında işgali derinleştirerek, Filistinliler tarafından bu işgal ve zorbalığın meşru görülmesini istiyor. Bu zorbalığın meşruiyeti için de, uluslararası zorba güçlerin başı George Bush ve hükümeti, İsrail’in Filistin’de ve Filistin ötesi estireceği zulme meşruiyet kazandırmak için uluslararası topluluğu yanına çağırdı. Bu topluluktan güç alan işgalci İsrail devleti hiçbir kural tanımadan Gazze’yi havadan ve karadan bombalayarak mazlum insanları öldürmeyi sürdürüyor. Dört tarafı çevrili adeta bir ada cezaevine benzeyen Gazze’ye yönelik İsrail’in vahşi uygulamaları her gün bir ailenin canını alarak devam ediyor. İsrail’in havadan attığı serseri bombalara yönelik, El-Cezire ekranına yansıyan Filistinli yaşlı bir kadın kollarını açarak, “Ey tanrı neredesin, Yahudi zulmünü neden görmüyorsun” diyerek Tanrıya sitem ediyordu.

Bu saldırılara yeşil ışık yakan ABD ve müttefikleri, altmış yıldır çok “hüsnüniyet” gösterdiklerini söyleyerek, resmi olarak yirmi yıla yakındır tarafları biraraya getirip durmaktalar. Bunlardan biri olan Ortadoğu’ya “barışı” biz getireceğiz diyen, papazın kızı hariciye bakanı Condoleezza Rice’de, tıpkı diğerleri gibi, dünyanın gözünün içine baka baka şöyle bir yalanı tekrar edecek: “Biz Filistin-İsrail barışı için çaba harcadık ve harcıyoruz” ama olmadı. Papazın kızının İsrail’deki meslektaşı 51 yaşındaki İsrail Dışişleri Bakanı bayan Tzipi Livni’de, kendi bombalarının estirdiği zulmü görmeyip arada sırada Kasam roketlerini diline dolayarak, “Filistin devletinin kurulmasının mümkün olmadığını” tekrar edip durmakta. Öyle ya, aynı köyden gelen her iki politikacının babaları ise, 1931’de kurulan Irgun’nün (Yahudi gizli terör örgütü) üst düzey yöneticileriydi. Geçen Aylarda Tzipi Livni’nin anası öldüğünde Uri Avnery’in belirttiğine göre, Olmert ve Livni, mezarın başında “Betar” (Siyonist Gençlik Örgütü’nün) marşını söylüyorlardı.  

Yani sonuç itibarıyla kodlanmış ve genlerine işlemiş siyonist hareket yöneticileri tarihi Filistin topraklarını denizden, ırmaka ve çöle kadar olan alanda işgal ederek, Betar marşını dinleyerek Filistin’de zulmü ve yayılmacılığı devam ettiriyorlar. Bu yayılmacı ve işgalci devletin Filistinliler’e yönelik sürdürdüğü katliamları 2001’den bu yana 2007 Aralık’ında rapor eden, İsrail’deki insan hakları örgütü B’tselem’in açıkladığı raporda, İsrail saldırılarında 4.267 Filistinli öldürüldü ve bu sayının yanısıra, 861 çocuk hayatına mal oldu deniyor. 2001 tarihinden bu yana geçen süre içerisinde İsrail’in Lübnan saldırısı da dahil olmak üzere 467 İsrailli’nin hayatını yitirdiğini açıklıyordu. Yani tabloya bir baktığımız zaman, İsrail her vatandaşı için 10 Filistinli’yi katletmiştir.

13 Şubat 2008


YAZICIYA GONDER


September
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5