13.04.2008 08:10
Birleşik, kitlesel ve devrimci bir 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için!.. / KB
2008 1 Mayıs’ı yaklaşıyor. Bu yıl 1 Mayıs’ı, sermayenin işçi sınıfına ve emekçilere yönelik özelleştirme, SSGSS, kıdem tazminatı hakkının gaspı ve “istihdam paketi” saldırılarını yönelttiği bir süreçte karşılıyoruz. Bir yandan iktisadi-sosyal saldırılar sürerken, öte yandan faşist baskı ve terör her geçen gün tırmanıyor.
Emekçilere topyekûn bir saldırının yöneltildiği bu dönem, aynı zamanda sınıf içinde mücadele dinamiklerinin güçlendiği bir süreç olarak yaşanıyor. Yıllardır üzerine ölü toprağı serpili olan sınıf hareketi son aylarda kısmi kazanımlar (THY, Novamed, Telekom, SCT vb.) elde ederek ilerliyor. SSGSS Yasa Tasarısı’na karşı yürütülen mücadelede olduğu gibi, hem birleşik mücadelenin kanallarının açıldığı hem de tabanın mücadele isteğinin kitlesel ve birleşik bir tarzda alanlara aktığı bir süreçten geçiyoruz. Son haftalarda onbinlerce işçi ve emekçi alanlara çıktı, dosta-düşmana kendi gücünü gösterdi. En son 6 Nisan’da İstanbul’da gerçekleşen mitingte ortaya çıkan tablo, sosyal yıkım saldırılarına karşı emekçilerin mücadele azmi ve isteğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Kuşkusuz toplumsal hareketlilik açısından bir başka mücadele dinamiği Kürt emekçi kitlelerdir. Aralık 2007 tarihinde İstanbul’da Kürt hareketi ile devrimci-sol güçlerin biraraya gelerek devletin yürüttüğü operasyonlara karşı bir birliktelik oluşturması ve saldırılar karşısında ortak mücadelenin örülmesi yönünde bir adım atılması anlamlı bir gelişmeydi. Bu adım 2008 Newroz’unda alanlarda Kürt emekçiler ile devrimci-sol güçler buluşması biçiminde ortak mitinglerin örgütlenmesine varmıştır. Bu eylem birlikteliğini 1 Mayıs’a taşımak, Kürt emekçilerle sınıfsal talepler ekseninde buluşmak bugün büyük bir önem taşımaktadır. Böyle bir süreçte birleşik, kitlesel ve devrimci bir 1 Mayıs’ın İstanbul’da ve Taksim’de örgütlenmesinin zemini geçtiğimiz yıllara göre daha güçlüdür.
DİSK, KESK, Türk-İş 1 Mayıs’ta Taksim’de!
İçinden geçtiğimiz dönem sınıf ve sendikal hareket açısından sancılı ve karmaşık süreç olarak yaşanıyor. Aylardır yürüyen SSGSS karşıtı mücadele kritik bir evreye gelmiş bulunuyor. SSGSS karşıtı mücadelede Emek Platformu ile “uzlaşanlar”ın bir kısmı, tabanın eleştiri ve baskıları karşında “mücadele”ye devam demek zorunda kaldılar. Ancak ortaya ne ciddi bir mücadele programı koydular, ne de ilan ettikleri eylemlerin güçlendirilmesini sağlayacak bir çaba ve irade sergilediler. Mecliste saldırı yasasının maddeleri bir bir oylanıp geçerken yasaya “geçmiş olsun” diyen sendika bürokratları, şimdi de işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı yıllardır devletle açık bir irade çatışması haline gelen Taksim’de kutlamak için kolları sıvamış bulunuyorlar.
Açık ki bunda, geçtiğimiz yıl Taksim’in fiili-meşru bir direnişle kazanılması önemli bir rol oynuyor. Geçtiğimiz yıl sermaye devletinin kolluk güçlerinin tüm İstanbul’u sıkıyönetimi aratmayacak önlemlerle kuşatmasına, pervasızca sergilenen devlet terörüne, yüzlerce insanın gözaltına alınmasına rağmen emekçiler Taksim’e çıkmayı başarmış ve Taksim’i kazanmışlardır. Sendika bürokratları hem bu kazanım üzerinden fakat hem de SSGSS yasa tasarısı karşısında sergiledikleri ihanetçi tutumla bağlantılı olarak, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama “kararlılığı” sergiliyorlar.
Devrimci 1 Mayıs Platformu sürecin politik öznesidir!
Taksim kazanımının korunması ve kalıcı hale getirilmesi büyük bir önem taşıyor. Bu görev ve sorumluluk en başta Devrimci 1 Mayıs Platformu ile ilerici ve devrimci güçlere düşüyor.
Devrimci 1 Mayıs Platformu son üç yıldır 1 Mayıslar’ın sınıfsal ve tarihsel özüne uygun kutlanması için azami çaba harcamaktadır. Gerek işçi ve emekçilere yönelik çalışmalarla, gerekse de sendika, ilerici kurum ve kitle örgütlerine bu öze uygun davranma yönünde yaptığı çağrılarla önemli bir rol oynamıştır. Devrimci 1 Mayıs Platformu, bu yıl da misyonuna uygun davranarak çalışmalarını erken bir tarihte başlatmıştır. 24 Mart günü 2008 1 Mayıs’ının örgütlenmesine ilişkin deklerasyonunu kamuoyuna açıklayan Devrimci 1 Mayıs Platformu, “2007 1 Mayıs’ında Taksim alanına çıkanların, 2008 1 Mayıs’ında da Taksim’de olacaklarını” ilan ederek yürünmesi gereken yola kararlılıkla işaret etmişlerdir.
Platformun son üç yıldır uğruna mücadele ettiği talepler, 2008 1 Mayıs’ında da geçerliliğini korumaktadır. 1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesi, ‘77 katliamının sorumlularının yargılanması ve 1 Mayıs’ta Taksim yasağının sona ermesi taleplerinin yanısıra SSGSS Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesi talebini de temel bir talep olarak ileri sürmektedir. Yanısıra, yükselen saldırılar karşısında “halkların kardeşliği” şiarını da öne çıkarmaktadır.
Platform aynı zamanda 2008 1 Mayıs’ının temel talepleri ekseninde güçlü bir ön çalışma ile birleşik, kitlesel ve devrimci bir tarzda örgütlenmesi için ortak örgütlenme komitesinin oluşturulması çağrısı yapmıştır.
Taksim’in ortak örgütlenmesi zorunludur!
Devrimci 1 Mayıs Platformu, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da sürecin birlikte örgütlenmesi için çağrı yapmış bulunuyor. Tüm emek güçlerinin güçlü bir ön hazırlığına dayanan ve ortak olarak örgütlenecek bir 1 Mayıs tablosu, sınıf hareketinin ilerletilmesi bakımından anlamlı bir kazanım olacaktır.
Ancak bunun başarılması, başta konfederasyonlar olmak üzere tüm bileşenlerin buna uygun bir tutum içinde olmasıyla mümkündür. Geçen yıl bu açıdan belli bir mesafe alınmakla birlikte elde edilen sonuç yeterli olmamıştır. Gerek Devrimci 1 Mayıs Platformu gerekse de komünistler, bu tutuma uygun hareket etmeyen sendika bürokratlarını eleştirel bir tutumla mahkum etmişlerdir.
Geçtiğimiz yıl platformun sonuç bildirisinde şu değerlendirme yer alıyordu:
“DİSK geçmiş yıllara oranla ortak iş yapma konusunda daha açık davranmaya çalışmıştır. Ancak birçok noktada ortak iş yapmayı zedeleyen tavırlara girmiş, Taksim hassasiyeti nedeniyle platformumuz bu tür tavırları bir ayrışma nedeni olarak ele almamıştır. Örgütleme komitesinin biçimi, işleyişi, 60’a yakın kurumun neredeyse tamamının Mecidiyeköy’de toplanalım dediği bir noktada bir gün içinde karar değiştirip Dolmabahçe kararı alması, bu kararın talihsizliğinin 1 Mayıs sabahı bedellerin ağırlığı ile yaşayarak görülmesi, 1 Mayıs şehitlerinin anmalarındaki tavrı ve son olarak da hiçbir şekilde ortaklaşamayacağımız bir metni mitingin ortak metni diye önümüze koymaları, hassasiyetlerimizi gözetmemeleri, 1 Mayıs günü yaşanan binlerce gözaltıya yeterli duyarlılığı göstermemeleri, DİSK’in önemli eksiklikleridir. Genel olarak ise DİSK’in her ne nedenle olursa olsun Taksim kararının arkasında durması, devletin tehditlerine boyun eğmemesi anlamlı bir adımdır. 2008 1 Mayıs’ının bu değerlendirmeler ışığında örgütlenmesi ve kutlanması gerektiğini düşünüyoruz...”
Taksim’de kutlanacak kitlesel-birleşik bir 1 Mayıs, içinden geçtiğimiz dönemde ayrı bir önem taşımaktadır. 1 Mayıs’a katılacak tüm güçlerden oluşacak ve ön hazırlık çalışmaları ile alanda tam yetkili olacak bir ortak komite, mitingin kitlesel, birleşik ve devrimci temellerde gerçekleşebilmesi bakımından önemlidir.
Ortak örgütlenmeyi “mitinge katılacak tüm güçler” olarak tanımlamakla birlikte, devrimci ve sol güçlerin birlikte davranması, devrimci bir 1 Mayıs’ın örgütlenmesi bakımından tayin edici olacaktır. Ne yazık ki, sol güçlerin bir kısmı ile Devrimci 1 Mayıs Platformu şu ana kadar 1 Mayıs gündemli ortak bir zemin yakalayamamıştır. Oysa, Kürt hareketi de dahil olmak üzere tüm ilerici ve devrimci güçlerin ortak bir tutum alabilmesi, sonuçta 1 Mayıs’ın nasıl kutlanacağını da belirleyecektir. Sendikalardan gelebilecek muhtemel dayatmaları boşa çıkarabilmenin yolu, Kürt hareketi de içinde tüm ilerici ve devrimci güçlerin ortak hareket etmesinden geçmektedir.
Kitlesel ve devrimci bir 1 Mayıs’ı örgütlemek!
Taksim’de kitlesel bir biçimde kutlanacak güçlü 1 Mayıs, her bileşenin yürüteceği 1 Mayıs hazırlığının yanısıra tüm güçlerin ortak eksende yaygın ve etkili bir çalışma örmesini de gerektirmektedir. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanacağının açıklamasıyla birlikte devlet bugünden çok yönlü bir ideolojik saldırı başlatmıştır. Devlet terörü eşliğinde yürütülecek kirli bir propaganda ile emekçi kitleler sindirilmeye, Taksim ve 1 Mayıs’ın meşruluğu zedelenmeye çalışılacaktır. Bu saldırılara tok ve kararlı bir tutumun ifadesi yanıtların birlikte verilmesi zorunludur.
2008 1 Mayısı’nın güçlü ve kitlesel geçebilmesinin koşullarından biri de “iş bırakma” çağrısının yapılmasıdır. Başta sendikalar olmak üzere tüm devrimci ve ilerici güçler işçi sınıfına ve emekçilere bu çağrıyı tok bir şekilde yapabilmelidir. “1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesi” talebi tam da bu noktada büyük bir önem taşımaktadır.
1 Mayıs’ın devrimci bir içerikle kutlanabilmesinin bir diğer koşulu da, kürsünün nasıl kullanılacağıdır. Açıktır ki, üç sendika konfederasyonunun mitingi birlikte örgütleme kararı, 1 Mayıs’ın devrimci özünü karartma ve içini boşaltma riski taşmaktadır. Böyle bir sonuçla karşılaşmamak için bugünden harekete geçilmelidir. 1 Mayıs kürsüsünün işçi sınıfının devrimci kürsüsü olabilmesi, sınıfın taleplerini ve özlemlerini yansıtabilmesi için, bunu güvenceleyecek adımlar bugünden atılmalıdır.
Komünistler yaklaşan 1 Mayıs’ı bir yandan “Güvencesiz çalışmaya ve geleceksiz yaşamaya karşı 1 Mayıs’ta alanlara!” şiarıyla bağımsız bir çalışmaya konu ederlerken, diğer yandan tarihsel ve sınıfsal özüne uygun olarak Taksim’de kutlanması için etkin bir çaba ortaya koyacaklardır.
(Sosyalizm için Kızıl Bayrak, sayı 2008/15, 11 Nisan 2008)