05.07.2008
10.05.2008 10:10

1 Mayıs direnişi ve CHP’nin hesapları!

 

2008 1 Mayısı devlet terörünün şiddeti ve Taksim kararlılığı ile çokça gündeme geldi. 1 Mayıs’ın sürpriz konukları ise hiç şüphesiz ki CHP’liler oldu. Yıllardır icazetli mitinglere bile üç-beş kişi katılan, lafta bile solculuktan bahsetmekten kaçınan, şoven propagandayı kendine temel dayanak yapan, MHP ile üstü kapalı ittifaka girmiş bir partinin 1 Mayıs öncesi yaptığı açıklamalar kimseye inandırıcı gelmemiş, alanda olacağını söylemesine gülünüp geçilmişti.

1 Mayıs sabahı CHP’nin planlarının açıklama yapmaktan çok daha fazlası olduğu ortaya çıktı. Sabah erken saatlerde AGOS binasının önüne gelenler, CHP binasından çalınan devrimci marşlar ile karşılandılar. Tabii arada Deniz Baykal’ın konuşmalarından pasajlar ile beraber... Saatler ilerledikçe CHP binasının önü farklı ilçe örgütlerinden gelen ve ağırlığını gençlerin oluşturduğu kitleyle dolmaya başladı. Bir süre sonra milletvekilleri ve CHP’li belediye başkanlarının da katılımıyla CHP eylemde üst düzeyde de temsil edilir hale geldi.

AGOS önünde, Şişli’de ve DİSK önünde toplanan CHP kitlelerine birkaç kez polis gaz bombaları ve tazyikli su ile saldırdı. Üstelik CHP’li milletvekilleri bile hedef alındı. Ağırlığını semtlerden gelen ve belli ölçülerde militan diye tanımlayabileceğimiz genç CHP’lilerin oluşturduğu bir kitle pek çok yerde ilerici ve devrimci güçlerle bir arada durdu, polis terörüne karşı direndi. Oysa DİSK binasında gaz yediği için şikayetçi olan CHP milletvekili Nur Serter daha birkaç yıl önce İstanbul Üniversitesi’ne öğrencilere saldırmak için gelen çevik kuvvete bizzat yol gösteriyor, polis şefi gibi devrimci öğrencilere karşı yürütülen operasyonu yönetiyor, polise nereye gaz atması gerektiğini  söylüyordu. 

CHP’nin onyılların ardından böylesi bir polis terörünün karşısına çıkabilmesi düzen kliklerinden birinin doğrudan temsilcisi olan bir parti için hiç de raslantı ya da fiili bir durum olarak görülmemelidir. Bu CHP tarafından özenle planlanmış bir süreçtir. Sürecin AKP’nin demokrat maskesini düşüreceğinin ve ona önemli bir kozu kaybettireceğinin farkında olan CHP kurmayları, bu öngörüden yola çıkarak ve bilinç düzeyi geri olan dinamik unsurlarını harekete geçirerek 1 Mayıs’ı düzen içi gerilimin bir cephesine eklemeye çalışmıştır. Doğallığında böylesi bir direnişin düzen sınırlarına hapsolması mümkün değildir, ancak belli manevralarla süreç CHP tarafından değerlendirilerek çıkar sağlayacak ve AKP karşısında elini güçlendirecek imkanlara dönüştürülebilmiştir.

Konfederasyon başkanlarının kitleye dönük konuşmalarını DSP ve CHP binalarından ve araçlarından yapmaları bile tek başına verilen önemli bir mesajdır. Yapılmak istenen bir yandan AKP’nin yıpratılmasında aktif rol alınırken diğer yandan işçi ve emekçilerin yanında olunduğu mesajı vermeye çalışmaktır. Burjuva basın da çoğu zaman DTP milletvekillerinin açıklamalarına yer vermezken bilinçli olarak CHP’lilerin açıklamalarını ön plana çıkararak propagandaya katkı sunmuştur.

Oysa CHP ve SHP iktidarları döneminde estirilen polis terörü 2008 1 Mayısı’ndan hiç de aşağı değildir. Tüm düzen partileri gibi onlar da kırmızı çizgileri savunmuş, sınırı aşanlara en sert müdahalelerde bulunmuştur. Bugün ise devrimcilerin öznesi olduğu süreçleri kendi hanelerine yazmaya çalışarak AKP’ninki benzeri bir demokrat maskesine bürünmeye çalışmaktadırlar.

Bu tehlikeli yaklaşıma karşı müdahale etmek 1 Mayıs süreci üzerinden de bir zorunluluktur. Sonuç yerine komünistlerin düzen içi çatışmaya ve sınıf mücadelesinin bu iki cephe karşısındaki konumlanışına dair değerlendirmelerini hatırlamak bize yeterli perspektifi sunmak için yeterlidir:

“... bu çatışmada taraflardan birinden birine hiçbir biçimde herhangi bir olumlu misyon atfetmekten, bunun sonucu olarak taraflardan birine karşı şu veya bu biçimde ya da ölçüde hayırhah bir zayıflık sergilemekten özenle kaçınmaktır. Önümüzdeki çatışma işbirlikçi büyük burjuvazinin iki kliği arasında geçmektedir. Taraflar aynı ölçüde emeğe ve özgürlüğe düşmandırlar, aynı ölçüde emperyalizmin ve siyonizmin hizmetindedirler, aynı ölçüde devrimin ve sosyalizmin yeminli düşmanıdırlar. Tüm kanatlarıyla burjuva gericiliği bu çatışmanın en sert anlarında bile işçi sınıfına, emekçilere ve Kürt halkına yönelik saldırılarını kesintisiz olarak sürdürmekte, dahası iç çatışmanın tozu dumanına rağmen bu konuda açıktan ya da örtülü olarak dayanışma içinde hareket etmektedirler. Devrimci tutum bu çatışmanın üstünde ve tam karşısında olmak, çatışmadan devrimci amaçlarla yararlanmak, ama bunu hiçbir biçimde çatışan taraflardan birinden birine karşı en ufak bir zayıflık ya da hayırhah tutum sergilemeden yapabilmektir.” (EKİM, Sayı: 251, Mart 2008, Başyazı)

 


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3