31.05.2008 11:27
Tayyip Erdoğan’dan bir “Diyarbakır çıkarması” daha… / KB
Kürt emekçilerine baskı ve yoksulluk dışında bir şey yok!
Hürriyet gazetesinin manşetinden duyurduğu biçimiyle, Erdoğan 12 bakanı ve 50’ye yakın milletvekiliyle Diyarbakır’a çıkarma yaparak 14,5 milyar YTL’lik “GAP Eylem Planı”nı açıkladı. Bu plan için, “bu proje bir sosyal restorasyon, kardeşlik projesidir” diyen Erdoğan böylelikle “terörün zeminini kurutacak”ları iddiasında da bulundu. Ayrıca, TRT’nin bir kanalının “bölgedeki dilleri sürekli anons eder hale” geleceğini söyleyen Erdoğan böylelikle ekonomik kalkınma yanında daha çok demokrasi de getireceklerini iddia etti. Hürriyet gazetesi, manşetinden verdiği bu “müjdeli” haberi iç sayfalarda, birbirinden parlak şu güzellemelerle sundu: Kurtuluş projeleri, topyekûn baht açılacak, okullaşma oranı yüzde yüz olacak, finansman kaynağı belli, 3.8 milyon kişiye iş kapısı açılacak vb...
Burjuva medyanın şatafatına şatafat katarak sunduğu Erdoğan’ın “Diyarbakır çıkarması” başta Diyarbakır halkı olmak üzere Kürt emekçileri tarafından gülümsemelerle karşılanmış olmalı. Çünkü, bu ülkede burjuva siyasetçilerinin en ünlü üfürmelerinin mekanı hiç kuşkusuz Diyarbakır olmalıdır. Mesut Yılmaz’ından Demirel’ine kadar Diyarbakır’a gelip de Kürt sorununu kabul etmeyen ve yatırım yapma sözü vermeyeni kalmamıştır. Hepsinin atıp tutmaları da şatafatta birbiriyle yarışan törenlere konu edilmiş, burjuva medya günlerce güzellemeler yapmıştır. Ama hepsi fos çıkmış, söylenenler söylendiğiyle kalmış, unutulmuş gitmiştir. Kaldı ki, Erdoğan’ın ilk de değildir. Kendisi daha önce de birkaç kez bu yollardan geçmiştir. İşte bundan dolayıdır ki, Kürt yoksulları ve emekçileri Erdoğan’ın sözlerine ancak gülüp geçeceklerdir.
Aslında Hürriyet gazetesi de herkesin malumu olan bu gerçeğin bilincinde olarak, manşetinde “12 bakanla devlet sözü” başlığını kullanmayı tercih etmiştir. Yani bu kez ciddi, bu Tayyip’in bir seçim manevrası değil, bu artık bir “devlet politikası” demeye getirmektedir. Böylece, Tayyip’in üfürmelerine inandırıcılık kazandırmaya çalışmaktadır.
Belirtmek gerekir ki, GAP için bir kaynak aktarılması muhtemeldir. Ama bu para da ne devletin, ne Tayyipler’in ne de patronların kasasından çıkmaktadır. Bu para işçilerin parasıdır. Sermaye hükümeti, “İşsizlik Sigortası Fonu”unda toplanan ve işçiye verilmeyen (çünkü işsizlik sigortasından yararlanmak neredeyse imkansızdır) devasa büyüklükteki kaynağın bir bölümünü GAP’a aktarma kararı almıştır. Yani işçinin parasıyla kahramanlık taslamaktadırlar. Ama bu para gerçekten Kürt emekçileri için kullanılsa, onlara iş, aş, barınacak konut vb. temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere harcansa işçilerin diyeceği bir şey olamaz. Ama böyle değil. GAP için aktarılan kaynağın gideceği yer, yine büyük toprak sahipleri ile Kürt büyük burjuvazisinin kasalarıdır. Sadece bunlar da değildir. Bölgede büyük yatırımlar yapan yerli ve yabancı tekeller de bu kaynaktan nemalanacaklar arasındadır.
Ayrıca, büyük toprak sahiplerine ve burjuvalara aktarılacak kaynağın gerisin geri Kürt yoksullarına iş ve aş olarak döneceği de tam bir aldatmacadır. Çünkü, burjuvaların kasasına girecek kaynak, daha büyük kârlar uğruna kullanılacaktır. Bu da, ülkenin ve tabii dünyanın her köşesinde olduğu gibi sömürü ve yağmadan başka bir sonuç yaratmayacaktır. Bu düzende az işçiyle çok üretim yapmak kural olduğu ölçüde işsizlik vb. sorunlarda en küçük bir değişim yaşanmayacaktır. Öyle ki, ildeki mevcut sanayi kuruluşlarının ipini çeken, et kombinaları ve TEKEL işletmelerini kapatan, maden ocaklarını tasfiye eden, böylelikle bölgedeki sınırlı iş imkanlarını da ortadan kaldıran bu aynı hükümet değil midir?
Burada Kürtçe TV gibi zaten pratikte fazlaca bir anlamı olmayan kırıntıların “demokratikleşme” diye yutturulması üzerinde durmak gerekmiyor. Bu ve benzeri adımların demokratikleşme ile en ufak bir ilgisi olmadığı gibi, inkar ve imha politikalarının üstünü örtmek dışında başka bir anlam taşımamaktadır.
Açıktır ki, şatafatlı gösterilerle sunulan Erdoğan’ın “Diyarbakır çıkışı” boş bir göz boyamadan öteye gitmemektedir. Açıklanan ekonomik ve sosyal teşvik paketleri de Kürt burjuvalarını ve toprak sahiplerini ihya etmek içindir. Kürt sorununda ise, en küçük bir açılım yoktur, verileceği söylenen hak kırıntıları ise daha kapsamlı saldırılara makyajdan öteye gitmeyecektir.
Kürt yoksulları ve emekçi halkı, yüzünü Erdoğan gibi azılı Kürt ve emekçi düşmanlarına değil, mücadeleye çevirmelidir. Çünkü başka bir kurtuluş yolu bulunmamaktadır. Her yeni gelişme bu gerçeği sadece doğrulamaktadır.
(Sosyalizm için Kızıl Bayrak, sayı 2008/22, 30 Mayıs 2008)