05.07.2008
25.12.2007 10:28

Lübnan’a istikrarsızlık, Suriye’ye tehdit!..

 

Kürt halkının özgürlük özlemlerini boğmak için savaş makinesini harekete geçiren Ankara’daki işbirlikçilerine destek veren ABD emperyalizmi, diğer komşu halkları hedef alan küstahça saldırganlığa devam ediyor. Siyonist suç ortaklarıyla Filistin, Irak ve Lübnan halklarına saldıran ABD, son günlerde Suriye’ye dönük tehditlerinin dozunu arttırmaya başladı.

Yıl sonu vesilesiyle uğursuz konuşmalarından birini daha yapan haydutbaşı Bush, Suriye’yi hedef alan çirkin tehditler savurdu. Suriye konusunda sabrının uzun zaman evvel tükenmiş olduğunu söyleyen savaş çetesinin şefi, Suriye lideri Beşar Esad ile bir diyaloğa girmeyi düşünmediğini kaydetti.

ABD tekelleri tarafından başkanlığa seçtirildikten bu yana defalarca Suriye’ye benzer tehditler yönelten Bush, bu ülkeyi de “şer ekseni” listesine dahil etmişti.

Fütursuz tehditleriyle Suriye’yi hedef alan Washington’daki gangsterler çetesi ile şefleri Bush’un öne sürdükleri iddialar, Beşar Esad yönetiminin “terör” örgütlerini desteklediği, Hamas, Hizbullah gibi örgütlerin Şam’da barındığı, intihar eylemcilerinin bu ülke üzerinden Irak’a gittiği, Lübnan’da istikrarsızlık yarattığı şeklinde sıralanıyor.

Suç ortaklarıyla birlikte halkları köleleştirme seferini sürdüren savaş kundakçılarının sadece Irak’ta 1 milyon 200 bin insanı katlettikleri gözönüne alındığında, Suriye’ye yönelttikleri suçlamaların ciddiye alınacak tarafları olmadığı kendiliğinden anlaşılır. Suriye’nin Hamas ve Lübnan Hizbullah’a belli sınırlarda destek verdiği doğrudur. Ancak bilindiği gibi bu örgütlerin işi terörle değil, İsrail işgalini sona erdirmekle ilgilidir. Zaten “terörist örgütler” listesine alınmaları da siyonist işgale karşı direniş çizgisi izlemelerinden dolayıdır.

Lübnan’ı istikrarsızlaştıran, dahası etnik, dinsel, mezhepsel açıdan bir mozaik olan bu ülkedeki halkları birbirine kırdırmak için karanlık planlar yapan, ABD-İsrail ikilisinden başkası değildir. Aylardır cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını Lübnan’daki soysuz işbirlikçileri aracılığıyla engelleyen, herşeye rağmen taraflar arasında anlaşma ihtimali doğduğunda Hizbullah’a yakın olduğu söylenen bir generali suikastla öldüren güçlerin de -daha önce işlenen pekçok siyasi cinayette olduğu gibi- ABD-İsrail destekli olduğu bildiriliyor.

Suikasta kurban giden general Francois el Hac’ın yakında genelkurmay başkanı olması bekleniyordu.

Eylül ayından bu yana düzenlenemeyen, geçen hafta ise 10. kez ertelenen seçimlerin 29 Aralık’ta yapılacağı söyleniyor. Görünen o ki, seçimler bir kez daha ertelenmezse, Lübnan Genelkurmay Başkanı Michel Süleyman cumhurbaşkanlığına seçilecek.

Cumhurbaşkanı’nın da siyonistlerle işbirliği yapmaya hazır düşkünler arasından seçilmesini dayatan ABD emperyalizmi, bu kirli amacına ulaşamayınca kışkırtıcı müdahalelerle bugüne dek seçimleri engellemeye muvaffak olabilmişti. 

Hem siyasi hem askeri açıdan Lübnan’da etkin bir taraf olan Hizbullah, müdahalelerinin sonuç vermeyeceği konusunda ABD’yi uyardı. Örgütün iki numaralı ismi Şeyh Naim Kasım, ABD Başkanı’na atfen, “Bush, emrin yerine getirilmeyecek ve vasiliğin ise reddedildi. Lübnan, istediğin gibi at koşturabileceğin çiftliğin değil” dedi. Gelişmelerle ilgili konuşan Hizbullah milletvekili Hasan Fadlallah ise Bush’un açıklamalarının, ABD yanlısı iktidar ittifakı ile Hizbullah ve müttefiklerinin başını çektiği muhalefet arasındaki olası anlaşmayı tehlikeye attığını belirtti.

Bu arada Bush yönetimini eleştiren Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim de, ABD’yi bir çözüme varılması yolundaki girişimlerin önünü kesmekle suçlamıştı. Görüldüğü üzere Suriye ve ona yakın duran -başta Hizbullah olmak üzere- güçler, Lübnan’ı istikrarsızlaştırmıyor, ancak ABD-İsrail planlarının uygulanmasını engelliyor. Bu kadarı da savaş kundakçıları tarafından hedef alınmak için yeterlidir.

Suriye’nin hedef alınmasının daha kritik nedenleri de var kuşkusuz. İlkin, Beşar Esad yönetimi, pekçok tutarsızlığına rağmen siyonist İsrail’in Golan Tepeleri’ni ilhak etmesi önündeki en ciddi engeldir. Bir diğer önemli nokta ise, Suriye ile İran arasındaki çok yönlü ilişkiler ve işbirliğidir. Suriye haklı olarak Golan Tepeleri iade edilmeden İsrail ile herhangi bir anlaşmaya imza atmıyor. Öte yandan Şam’daki yönetim -pragmatist politika izlese de- İran’la ittifakına sadık kalacağı teminatını veriyor. Bu ise, ABD istihbarat örgütlerinin aksi yöndeki raporuna rağmen İran etrafındaki ablukayı sürdüren savaş kundakçılarının neden Suriye’yi hedef tahtasına çaktığını göstermeye yetiyor.

ABD emperyalizmi, himayesindeki siyonist tetikçilerle birlikte Suriye yönetimini ablukaya alarak ya da askeri bir saldırı ile geri attırmaya muvaffak olabilir. Ancak bu, hiç de zafer anlamına gelmez. Zira emperyalist/siyonist haydutlara karşı direnen rejimler değil, halklardır, daha özel planda ise halkların emekçi tabakalarıdır. Direnen emekçi halkları ise hiçbir güç yenemez!

 


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3