06.02.2008 06:58
Lübnan saldırısını inceleyen komisyonun raporu yayınlandı...
Irkçı siyonistler Lübnan hezimetini itiraf ettiler!
İsrail savaş uçakları Lübnan’a bomba yağdırmaya başladıktan kısa süre sonra bir medya ordusunun karşısına çıkan ABD Dışişleri bakanı Condolezza Rice, kendinden emin bir edayla “yeni Ortadoğu”nun şekillenmekte olduğu “müjdesi”ni vermişti.
İsrail savaş makinesinin 2006 yazında gerçekleştirdiği saldırı 12 Temmuz’dan 14 Ağustos’a kadar sürmüş, Güney Lübnan başta olmak üzere İsrail işgaline karşı direnişin başını çeken Şii’lerin tüm yaşam alanları, emperyalist-siyonist güçlere yaraşır bir vahşetle yakılıp yıkılmıştı. 34 gün süren saldırıyla Lübnan nüfusunun dörtte birini yerinden yurdundan eden İsrail ordusu, ezici çoğunluğu sivillerden oluşan 1200’ü aşkın insanı katletmiş, binlercesini yaralamış, öncelikle çocukları hedef alan çok sayıda salkım bombasını ise Lübnan topraklarına serpiştirmişti.
Bu kadarlık “başarı” siyonist savaş makinesini zafere ulaştırmaya yetmemiştir. Lübnanlı direnişçilerin kararlılığı 150’ye yakın işgalci askerin hayatına mal olmakla kalmamış, bu direngenlik, “yenilmez güç” olmakla övünen İsrail savaş makinesinin kibrini de yerle bir etmiştir. Tabii bu sayede savaş kundakçısı çete adına böbürlenen Rice’ın küstah burnu da sürtülmüştü.
Lübnan Hizbullah ile Lübnan Komünist Partisi militanları tarafından gösterilen militan direniş, hem emperyalist-siyonist zorbaları şaşkınlığa uğratmış hem olası bir saldırıda İran’ın safında yer alacağı varsayılan direniş odaklarına ağır bir darbe vurma hevesini kursaklarında bırakmıştır.
Saldırının Lübnanlı direnişçilerin kaçırdığı iki işgalci İsrail askerini kurtarmak için yapıldığı iddiasının ise düzmece olduğu, “uzun zamandır bu saldırıya hazırlanıyorduk” diyen siyonist şefler tarafından itiraf edilmiştir.
Lübnan yenilgisi, siyonist rejimde bir travmaya yol açmış, dokularına kadar militarize olan bu rejimde ordu, ağır suçlamalara maruz kalmış, genelkurmay başkanı dahil bazı üst düzey şefleri harcamak zorunda kalmıştır. Sert suçlamalara maruz kalan İsrail başbakanı Ehud Olmert ise istifa etmeyi reddetmiş, ancak savunma bakanını tereddütsüz harcamıştır. Koltuğunu korumasına rağmen baskılara maruz kalan başbakan, Lübnan saldırısının fiyaskoyla sonuçlanmasını araştırmak üzere bir komisyon görevlendirmek zorunda kalmıştır.
Başına atanan emekli yargıç Eliyahu Winograd’ın adıyla anılan “Winograd Komisyonu”, bir buçuk yıllık araştırmadan sonra nihai raporunu açıkladı. İsrail savaş makinesinin yenilgisinin tescil edildiği raporda, esas suçlunun ordu şefleri olduğu ifade ediliyor. Başbakanla savunma bakanını eleştiren rapor, Lübnan halklarına karşı yapılan vahşi saldırıyı ise savunuyor.
Raporu açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında, savaş kararı alınmasının gerekli ve doğru olduğunu iddia eden Winograd komisyonu başkanı, “Bilerek ve planlanarak yapılan bir savaşta, böyle yanlışlıklar yapılması daha sakıncalı durumlar yaratabilirdi veya çok daha büyük bir savaşa neden olabilirdi” dedi.
Savaşta İsrail ordusunun etkili bir şekilde kullanılamadığını, kara kuvvetlerinin de gereken başarıyı sağlayamadığını ifade eden komisyon başkanı, strateji konusunda gereksiz zaman harcandığını, gerekenlerin zamanında yapılamadığını, bu nedenle de BM’nin savaşın durdurulmasını öngören kararından sonra 33 İsrail askerinin öldüğü gereksiz bir kara harekatına başvurulduğunu dile getirdi.
İsrail savaş makinesinin direniş karşısındaki yenilgisini saptayan raporun açıklanması, itibarsız başbakanın istifasını isteyen seslerin bir kez daha yükselmesine yol açtı. Ancak alternatifi olmadığını savunan siyonist başbakan koltuğunu terk etmeye niyetli görünmüyor. Ehud Olmert’in sevmeyenleri tarafından da dile getirilen bu görüş, siyonist rejimdeki çürümenin vardığı safhayı göstermektedir.
Bu arada raporu hazırlayan komisyon, sivillerin katledilmesi, yerleşim alanlarının yıkılması, köprülerin, hastanelerin, süt üretim ve depolama tesislerinin bombalanmasının sözünü bile etmiyor. İnsanlığa karşı işlenen bu ağır suçları savunan İsrail başbakanının atadığı komisyon bileşenleri de, ırkçı-faşist zihniyetle maluldür.
Nitekim, Winograd Raporu’nu “derin kusurlu” olarak niteleyen Af Örgütü, Lübnan’da bini aşkın sivili katleden İsrail’in savaş suçlarına raporda yer verilmemesini eleştirdi. Lübnan işgal girişiminin soruşturulması için bağımsız bir komisyon kurulmasını önerdi.
İsrail saldırısı sona erdiğinde zaferini ilan eden Lübnan Hizbullah liderleri, raporun kendilerini teyit ettiğini belittiler. Örgütün basın sorumlusu Hüseyin Rahhal, “Rapor, Hizbullah’ın uzun zamandır dile getirdiğini kanıtlıyor. İsrail hedeflerinin gerçekleştirilmesinde tamamen başarısız olmuş ve Hizbullah’a karşı hezimete uğramıştır” diye konuştu.
Raporu değerlendiren Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Lübnan Genelkurmay Başkanı Michel Süleyman, “İsrailli yetkililerin, hükümet ile orduyu kamuoyu önünde kınayacakları aklımıza gelmezdi. Rapor, yasaları hiçe sayarak Lübnan’a savaş açanın İsrail olduğunu doğruluyor” dedi.
Lübnan direnişi emperyalist-siyonist güçlere önemli bir yenilgi yaşatmıştır. Ortadoğu halklarının emperyalist-siyonist güçlerle bölgedeki işbirlikçilerinden kurtulabilmesi, bu tür zaferlerin yaygınlaştırılmasıyla mümkün olacaktır.