05.09.2008
07.05.2008 15:43

Mehdi Ordusu’nu tasfiye saldırısı sürüyor…

 

Ezilen halkların direnme iradesi kırılamaz!

 

Irak’ı işgal eden emperyalist zorbalar güdümünde çalışan Bağdat’taki kukla yönetim, Mart ayında Sadr Hareketi’ne karşı başlattığı saldırılara devam ediyor.  Mukteda el Sadr liderliğindeki harekete bağlı Mehdi Ordusu’nun merkezlerinden biri olan Necef’te başlayan saldırı, son haftalarda başkent Bağdat’ta yoğunlaştı.

Mehdi Ordusu’nu tasfiye etmek hedefiyle başlatılan saldırıyı savunan kukla başbakan Nuri el Maliki, ülkede hükümet dışında hiçbir silahlı gücün varlığına izin verilmeyeceğini iddia etmişti. “Devlet otoritesini tesis etmeye kararlı başbakan” pozları takınan el Maliki, varlığıyla Irak topraklarını kirleten, dahası ülke halklarının kanını akıtan 150 bini aşkın işgalci askere dair söz söylemekten kaçınıyor. Daha da vahim olanı, el Maliki ve onun izinden giden işbirlikçi soysuzların derdi ülkeyi emperyalist işgalden nasıl kurtaracakları değil, işgale karşı çıkan “rakip” bir gücü silahsızlandırıp etkisizleştirmek. Bekleneceği gibi bu uğursuz işin üstesinden gelmek için işgalci efendileriyle suç ortaklığı da yapıyorlar.

Irak’taki kukla yönetime bağlı güçlerin tetikçilik yaptığı saldırıya işgal orduları komuta ediyor. Saldırının yoğunlaştığı Bağdat’taki Sadr semti sık sık ABD uçakları tarafından bombalanıyor. Bombardımanlarda evler, işyerleri, hastaneler hatta ambulanslar vuruluyor, yıkımın yanısıra çocukların da dahil olduğu sivil halktan insanlar katlediliyor. Sadece son çatışmalarda katledilen yüzlerce insanın ancak bir kısmı direnişçidir. Diğer çoğunluk ise, yoksul Şii Arap emekçilerden oluşan mahalle sakinleridir.

Mukteda el Sadr’ın çatışmaları önlemek için, süresi biten altı aylık ateşkesi uzatıp Mehdi Ordusu’na bu karara uyma çağrısı yapması, işgalcilerle Bağdat’taki kuklaları tarafından karşılık bulmadı. İşgal güçlerinin bu küstah tutum, işgali reddeden Mehdi Ordusu’nun “öncelikli hedef” olarak belirlendiğine işaret ediyor.

Saldırının hedefindeki Mehdi Ordusu komutanları da işgalcilerle suç ortaklarının planının farkındadır. Zira el Sadr’ın çağrısına rağmen Mehdi Ordusu’na bağlı direnişçiler hem saldırılara karşı aktif bir direniş sergiliyor hem bazen karşı saldırılar gerçekleştiriyor.

Karşı saldırıların en etkilisi, “yeşil bölge” diye adlandırılan alanların havan topuyla vurulmasıdır. Zira bu bölge hem işgal ordularının komuta merkezi hem kukla yönetim mensuplarının kendilerini güvede hissedebildikleri tek alandır. Çatışmaların Sadr Mahallesi’nde yoğunlaşmasından sonra “yeşil bölge”yi hedef almaya başlayan Mehdi Ordusu, defalarca bu bölgeye havan topuyla saldırılar düzenledi. 

İşgal karşıtı tutumu net olmakla birlikte Sadr hareketi aktif bir direniş çizgisi izlemiyor. Kimi zaman işgalcilerle sert çatışmalara girmekle birlikte, son aylara kadar sistemli bir silahlı direnişe başvurmayan Mehdi Ordusu, buna rağmen tasfiyeyi temel alan saldırıların öncelikli hedefi durumundadır.

İşgalcilerle kukla yönetimin fütursuz saldırganlığının bir nedeni, yaygın kitle desteğine dayanan bu hareketin, aynı zamanda yaygın bir silahlı gücünün bulunmasından duyulan rahatsızlıktır. Bu durum sadece işgalcileri değil, kukla yönetimin şeflerini de rahatsız ediyor. Ancak görünen o ki, sorun bundan ibaret değildir. Çünkü Sadr hareketinin İran’la yakın işbirliği içinde olduğu varsayımına göre tavır geliştiren ABD emperyalizmi, İran’a olası bir saldırıdan önce Mehdi Ordusu’nu tasfiye etmeyi, olmazsa gücünü kırmayı önemsiyor.

Washington’daki gelişmeleri yorumlayan birçok gözlemci, Bush liderliğindeki savaş kundakçılarının İran’a saldırı hazırlığında oluklarına dair verilerdeki artıştan söz ediyor. Özellikle Ortadoğu’daki ABD işgal kuvvetlerine komuta eden Oramiral William Fallon’ın İran’a karşı saldırıya açıkça karşı çıktığı için istifaya zorlanması, yerine Bush’a yakınlığı ve İran’ı hedef alan çıkışlarıyla tanınan Orgeneral David Petraeus’un getirilmesine dikkat çekiliyor. Bu arada Bush’un yardımcısı Dick Cheney’in bir süre önce gerçekleşen Ortadoğu gezisinin İran’a saldırı gündemli olması ve Washington’da İran’a karşı söylemin giderek saldırganlaşması gibi veriler de saldırı olasılığını yükselten nedenler arasındadır. 

Bu durumda Mehdi Ordusu’na dönük saldırıyı, emperyalist-siyonist zorbalığa karşı direnen güçlerin tasfiye edilmesi saldırısının bir halkası saymak gerekiyor. 

Filistin, Lübnan, Irak...

Ezilen halkların direnme iradesini kırmaya odaklanan bu gerici saldırının nihai hedeflerine ulaşması mümkün değildir. Zira ezilen halkların direnme kararlılığı, bizzat emperyalist-siyonist işgale duyulan tepkiden güç almaktadır. Gerici zorbaların saldırganlığı halklara ağır bedeller ödetiyor, ancak direnişin güçlenmesi için uygun koşulları da yaratıyor ya da var olan dinamikleri pekiştiriyor. Dolayısıyla, hakların direnme iradesinin kırılmasına odaklanan saldırının başarı şansı yoktur. Şu veya bu akım belki tasfiye edilebilir, ancak ezilen hakların direnme iradesi kırılamaz!


YAZICIYA GONDER


September
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5