06.07.2008
12.05.2008 06:14

Emperyalist/siyonist saldırganlık bir kez daha Lübnan direnişe çarptı!

 

Ortadoğu’daki güçlü direniş odaklarından birini barındıran Lübnan’ın, emperyalist/siyonist güçlerin öncelikli hedeflerinden biri olduğu biliniyor. Temmuz 2006’da Washington’daki savaş kundakçılarının talimatıyla Lübnan’a saldıran İsrail savaş makinesinin utanç verici bir hezimete uğraması, bu ülkedeki direnişi ezme girişimlerinin ilkini boşa düşürmüştü. Lübnan direnişinin isabetli vuruşlarıyla ciddi kayıplar veren İsrail ordusu, “yenilmez güç” iddiasını da geride bırakarak Lübnan’ı terk etmek zorunda kalmıştı.

 34 gün süren saldırıda yenilen emperyalist/siyonist güçler, elbette kirli planlarından vazgeçmediler. Nitekim Washington ve Tel Aviv’deki savaş kundakçılarının yeni planlar üzerinde çalışmaya başladığı, Ortadoğu’daki gelişmeleri analiz eden farklı çevreler tarafından dile getirilmiştir. Bu arada İsrail savaş makinesi Filistin, Lübnan ve Suriye’ye dönük provokatif girişimlerini sürdürmüştür.

Lübnan hükümetinden direnişe karşı yeni hamleler…

14 Mart ittifakı diye adlandırılan güçlerden oluşan Fuad Sinyora başkanlığındaki Lübnan hükümeti, peş peşe attığı iki adımla Hizbullah’a karşı yeni bir saldırı başlatma hazırlığı içinde olduğunu hissettirdi.

ABD işbirlikçisi 14 Mart’çıların son derece “cüretli” kabul edilen ilk adımı, Hizbullah’ın kurduğu telefon şebekesinin yasadışı ilan edilerek hedef alınması oldu. Hükümetin tutumunu açıklayan Enformasyon Bakanı Gazi el Aridi, “Hizbullah’ın Lübnan toprakları üzerinde kurduğu telefon şebekesi yasadışı ve gayrimeşrudur. Ve bu şekilde, devletin egemenliğine ve kamu fonlarına da bir saldırıdır. Bu işe karışmış oldukları kanıtlanan birey kuruluş, parti ya da şirketlere karşı cezai kovuşturma başlatacağız. Hizbullah’ı korumanın bu gibi şebekeler kurulmasını gerektirdiği şeklindeki iddiayı ise reddediyoruz” diye konuştu.

ABD işbirlikçisi hükümetin ikinci adımı, Hizbullah ile işbirliği yaptığı gerekçesiyle Beyrut Havalimanı güvenlik şefini görevden almak oldu. Sinyora hükümeti, kararını, sözkonusu görevlinin Hizbullah’ın havaalanına kamera sistemi yerleştirmesine izin verdiği iddiasına dayandırdı.

Krizin derinleştiği günlerde gerçekleşen genel grev…  

Emperyalistlerden feyz alan Sinyora hükümetinin Hizbullah şahsında direnişi hedef alan adımları, aylardır devam eden Lübnan’daki krizi daha da derinleştirdi. Politik krizin yanısıra son aylarda benzin ve gıda maddelerinin fiyatlarında yüksek oranlı artışlar da oldu. Yıllardır sabit tutulan asgari ücretin son aylardaki zamlarla iyice erimesi üzerine harekete geçen Genel İşçi Sendikaları Federasyonu (GFLU), asgari ücrete yüzde 300 oranında zam yapılmasını talep etti. Sinyora hükümeti, 200 dolar olan asgari ücreti ancak 333 dolara yükseltebileceğini açıklamakla yetindi. 

Hükümetin önerisine tepki gösteren sendika yönetimi, ücretlerde 1996’dan bu yana artış yapılmadığını, petrol ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle reel ücretin gerilediğini söyleyerek asgari ücretin en az 600 dolar olmasını talep ederek genel grev kararı aldı.

Üyelerinin hayat şartlarını yükseltmek için mücadele ettiklerini ifade eden GFLU genel başkanı Gassan Ghosn, genel greve çıktıkları gün Beyrut’un merkezindeki el Hamra semti boyunca yürüyüş yapmayı planladıklarını, ancak hükümet yanlısı güçlerin tehditlerinden dolayı yürüyüşü iptal etmek zorunda kaldıklarını belirterek, Sinyora hükümetini işçileri bölmeye çalışmakla suçladı. 

Genel greve destek veren Hizbullah tarafından yapılan açıklamada ise, GFLU’nun yaşam şartlarının artırılmasına dair haklı talebinin desteklendiği vurgulanarak tüm Lübnanlılara greve katılma çağrısı yapıldı. Bu arada muhalefetteki Hıristiyan Ulusal Özgürlük Hareketi (FPM) lideri Michel Aoun da, kitlesine gösterilere katılma çağrısı yaptı. Sendikanın yürüyüşü iptal etmesine rağmen, muhalefet güçleri desteğinde alanlara çıkan işçiler, karşılarında hükümet destekçilerini buldu. Ortamın gergin olduğu günlerde gerçekleşen bu karşılaşmanın çatışmaya dönüşmesi kaçınılmazdı. Elbette genel grev çatışmanın nedeni değildi, ancak koşulları oluşan çatışmanın patlak vermesine vesile olmuştur. 

 “Savaş ilanı”na Hizbullah’tan sert yanıt!

Hükümetin saldırgan tutumuna sert tepki gösteren Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, iletişim ağını kapatma kararıyla ilgili açıklamasında “Hükümet bu hareketiyle Hizbullah’a karşı savaş ilan etmiştir” dedi. “Yepyeni bir döneme giriyoruz. Bize uzanan elleri kırarız” diye konuşan Nasrallah, “Hükümetin bu kararı direnişe karşıdır. Amerika ve İsrail’in yararınadır” dedi.

İletişim ağını kapatma kararının kaldırılmasını, görevden alınan Beyrut havaalanı güvenlik müdürünün ise göreve iadesini talep eden Nasrallah, çatışmaya ancak bu talepleri kabul edilirse son vereceklerini söyledi.

Kısa sürede batı Beyrut’u kontrol altına alan Hizbullah’a bağlı güçler, 14 Mart’çı şeflerden Saad Hariri’ye ait Gelecek TV'yi de ablukaya aldı. Yine Hariri’ye ait el Müstakbel gazetesinin binasını kısmen yakan direnişçiler, Hariri’nin radyo kanalını da susturdu.

Ölü sayısının 20, yaralı sayısının 100 olarak açıklandığı çatışmalar sonucu Lübnan limanı kapatılırken, uluslararası havaalanında hemen tüm seferler iptal edildi. Ordunun çatışmalarda taraf olmayı reddetmesi üzerine 14 Mart’çı şeflerden Hariri, yanlış anlaşılma olduğunu öne sürerek, Hizbullah liderlerine soruna birlikte çözüm üretme çağrısında bulundu. Hizbullah, ancak ordunun arabuluculuğuyla talepleri kabul edildikten sonra hükümetle anlaşarak güçlerini geri çekmeye başladı. 

Fuad Sinyora başkanlığındaki gerici hükümetin Hizbullah’a karşı saldırıya geçmesi akılcı görünmüyor. Utanç verici bir yenilgiye yol açan çatışmalara davetiye çıkaran hükümetin böyle bir girişimde bulunası, ancak emperyalist/siyonist güçlerin teşvik ve desteği ile açıklanabilir. Nitekim çatışmalar başlar başlamaz hem ABD hem İsrail Hizbullah’ın yanısıra İran ve Suriye’yi hedef alan açıklamalarda bulunarak, bu kanlı girişimdeki iğrenç rollerini gizlemeye çalıştılar.

Şimdilik durulan çatışmalar, 1975’te başlayıp 15 yıl süren iç savaşın yeniden ateşlenme tehlikesinin varlığına işaret etti. Emperyalistler tarafından etnik, dinsel, mezhepsel parçalara ayrılan Lübnan’da 14 Mart’çıların ABD-İsrail ikilisiyle işbirliği içinde olması, iç çatışma tehlikesinin bu ülke halkları üzerinde dolaşmaya devam etmesine yol açıyor. Kendi güçlerine dayanarak direnişle hesaplaşmayı göze alamayan ABD işbirlikçilerinin Hizbullah’ın silahlı varlığından rahatsız fazlasıyla rahatsız oldukları bilinmektedir. Bu ise, 14 Mart’çıların emperyalist/siyonist güçlerin planlarına alet olmaları riskini güncel tutuyor.

Lübnan halklarının bu belayı başlarında savabilmeleri için hem emperyalist/siyonist güçlere karşı kararlı direnişi sürdürmeleri, hem bu zorba güçlerin içerideki işbirlikçilerini dizginlemek için birleşik bir mücadelenin örülmesi zorunlu görünüyor.


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3