12.10.2008
03.07.2008 14:37

Emperyalizmin Ortadoğu hesapları

 

11 Eylül saldırıları ile başlayan süreç, işgaller ve yeni projelerle devam ediyor. Fiili saldırılar Irak direnişinin etkisiyle hız kesmiş olsa da hedefteki ülkelerin kaderi ABD’nin masasına yatırılmış durumda. Ortadoğu ve Asya içlerine doğru uzanan hatta bugüne kadar Afganistan ve Irak işgal edildi, etnik ve mezhep eksenli kıyımlar yaşandı, İsrail Lübnan’a saldırdı. Şimdi de ABD ve İsrail, sudan bahaneler öne sürerek Suriye ve İran’ı tehdit ediyor. Açık ki Ortadoğu, Türkiye’yi de içine alacak şekilde derin bir kırılma yaşıyor.

ABD, Irak savaşından çıkardığı dersle, bölgeyi işgal ederken artık yalnız olmak istemiyor. Bir yandan bölgedeki Kürtlere, diğer yandan da TC’ye ve Saddam kalıntılarına da göz kırpmayı ihmal etmiyor. Bu yeni dizayn ve “Ortadoğu tadilatının” yaratacağı yıkım Türk, Kürt, Arap ve İran halklarını etkileyecek. ABD ve İsrail’in sahneye koymaya hazırlandığı bu kanlı oyunun provaları da çoktan başladı.

Ortadoğu’nun eli kanlı celladı İsrail’in, İran’ın uranyum zenginleştirme tesislerini taktik nükleer bir saldırıyla yok etmek amacıyla gizli planlar yaptığı öne sürülmüştü. İngiliz Sunday Times gazetesinin, bazı İsrailli askeri kaynaklara dayanarak verdiği haberde, İsrail hava kuvvetlerine bağlı 2 uçak filosunun, İran’a ait Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisini nükleer silahlarla vurmak amacıyla eğitim yaptığı belirtildi.
Haberde İsrail pilotlarının İran hedeflerine uçuş eğitimleri yaptığı, üç olası rotadan birinin Türkiye üzerinden geçtiği yazıldı. Diğer iki rota hakkında ise bilgi verilmedi.
Gazete, İsrail’in ayrıca İran’daki Arak ağır su işletim tesisi ile İsfehan’daki uranyum işleme tesisini de konvansiyonel bombalarla vurmayı planlandığı iddia edildi.
İsrail’in, Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisini hedef alan nükleer saldırıda ortaya çıkacak radyoaktif zerreciklerin atmosfere yayılmasını önlemek amacıyla, tesisi önce lazer güdümlü füzelerle bombalayarak tüneller açmayı ve sonra da nükleer başlıklı füzeleri bu tünellerin içine göndererek tesisi toprak altından vurmayı planladığı öne sürülmüştü. İsrail’in can düşmanı İran için hazırlanan planlar büyük oranda Türkiye’yi içine alacak şekilde hazırlanmış. Böylece hem Türkiye savaşın içine katılacak hem de cephe genişlemiş olacak. Ayrıca ABD ve İsrail kampının da politik olarak eli rahatlamış olacak.

Geçtiğimiz yıl Suriye hava sahasına tecavüz edip Türkiye sınırlarına yakıt tanklarını bırakan İsrail uçaklarının da saldırı provası yaptığını düşünmek için yeterli sebep var. Örneğin Suriye, İsrail jetlerine karşı çoktan önlemini almış durumda. Suriye son bir yılda hava savunmasını ciddi biçimde güçlendirdi. Rusya'dan 1 milyar dolarlık Pantsyr S1E füze sistemi satın aldı. Faturayı İran ödedi. Rusya'nın en iddialı savunma sistemlerinden olan Pantsyr S1E İran'ın nükleer tesislerini de koruyor. Açık ki Suriye’nin hava sahasına giren uçaklar bu sistemi test etmiş olabilir. Ancak Türkiye henüz BOP’tan yana çekinceler taşıyor.

İran’a oklar çevrilmişken en büyük tereddüt Irak’ta zaten zor anlar yaşayan ABD ordusunun olası bir İran saldırısında hedef olacağı yönünde. İran’ın elindeki silah potansiyeli İsrail’i de hedef haline getiriyor. İstihbarat kaynakları İran’ın günde 30 bin füze atabilecek askeri güce sahip olduğunu söylüyor. Böylesi bir tabloda savaş baronları için Türkiye’yi kalkan yapmak kadar mantıklı bir seçenek gözükmüyor.

Ortadoğu’da satranç itinalı şekilde sürüyor. Taraflar her hamlesini düşünerek yapmak zorunda kalıyor. ABD’nin Irak’ta, İsrail’in Lübnan’da Hizbullah karşısında uğradığı hezimet her adımın ürkekçe atılmasına yol açarken emperyalist-siyonist ittifakın ateşe uzanacak maşalar aramasına neden oluyor.

Tüm bunlara karşın İran’ın meydan okuyan tavrında bir değişiklik yok. İran, ABD’ye karşı Irak’taki Şiiler, TC’ye karşı PKK ve enerji üzerinden kozlarını ustaca oynuyor ve askeri gücünü her geçen artıyor. İran cephesinden verilen yanıtlar da oldukça cüretkar. Örneğin İran Silahlı Kuvvetleri Kayıp Askerler Komitesi Başkanı Tuğgeneral Mirfeysel Bagırzade, olası bir savaşta düşman askerlerini defnetmek için 320 bin kadar mezar kazılması hazırlıklarına giriştiklerini söyledi. Sınır şehirlerinin her birinde 20 bin mezar kazılacağını belirten Bagırzade, düşman askerlerin en kısa sürede toprağa verileceğini belirtti. İran’da Düzenin Yararını Teşhis Konseyi ve Uzmanlar Meclisi Başkanı Ayetullah Ali Ekber Haşimi Rafsancani de, İran'a yönelik olası bir saldırıda tüm tarafların zarar göreceğini söyledi. İsrail’in İran'a saldıracak kapasiteye sahip olmadığını söyleyen Rafsancani, “Olası bir saldırıya verecekleri karşılığın kesin olacağını, işbirlikçilerin de pişman olacaklarını” ifade etti.

Açık ki ABD-İsrail cephesinde saldırının tüm lojistik hazırlıkları sürerken, İran da birçok açıdan saldırıya hazırlanıyor. Kısacası şahlar piyonları savaş arenasına sürmeye hazırlanıyor, Türkiye’yeye düşen ise bu savaşın piyonuluğunu yapmak olacak. Daha doğrusu TC burjuvazisi emekçilere kefen giydirmeye hazırlanıyor.

 

 


YAZICIYA GONDER


October
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
29 30 1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31 1 2