05.09.2008
19.07.2008 08:14

Lübnan’daki Türk askeri ABD-İsrail’e hizmete devam ediyor!

 

İsrail ordusu iki yıl önce Lübnan’a saldırdığında, Washington’daki savaş kundakçıları “yeni bir Ortadoğu’nun doğmakta olduğu”nu iddia etmişlerdi. Temelden yoksun bu iddia, emperyalist-siyonist güçlerin ulaşmak istedikleri bir hedefti. Ancak bu kirli hesap halkların direnme gücünü küçümsemiş, İsrail savaş makinesinin utanç verici hezimetiyle sonuçlanmıştı.

Siyonist ordunun gözü dönmüş katillerden oluşan şefleri, Lübnan direnişini bir hafta içinde çökerteceğini sanmış, bu amaçla Güney Lübnan’ı yerle bir etmişti. Ancak “uygar batı”nın etkin desteği ile sergilenen bu barbarlık alçaltıcı bir yenilgi getirmişti. Lübnan direnişinin İsrail savaş makinesinin “yenilmez güç” efsanesini yerle bir etmesi ise, genelde ezilen halklar, özelde Ortadoğu halkları tarafından coşkuyla karşılanmıştı.

Tel Aviv’deki siyonist cellat takımına, Lübnan’ı yakıp yıkması için beş hafta süre tanıyan “uluslararası toplum”, üçte biri çocuklardan oluşan bini aşkın sivil insanın katledilmesine ve Lübnan’ın altyapısının tahrip edilmesine suç ortaklığı yaptıktan sonra, İsrail’e kalkan olmak için BM Güvenlik Konseyi kararı çıkarttı. Lübnan topraklarında konuşlanan NATO güdümündeki binlerce asker, saldırgan İsrail’e karşı değil, Hizbullah’a karşı konumlandı.

BM kararının alınmasıyla, NATO’nun ikinci büyük ordusunu beslemekle övünen Ankara’daki egemenlere gün doğdu. Zira 1 Mart tezkeresinin kazaya uğramasından dolayı kızgın olan Washington’daki efendiye sadakatlerini bir kez daha ispatlamak için iyi bir fırsattı. Sermaye iktidarı alelacele karar çıkartarak bini aşkın askerden oluşan bir işgal birliğini emperyalist-siyonist güçlerin emrine verdi.

Geçtiğimiz günlerde, yakında iki yılını tamamlayacak askeri birliğin görev süresi bitmeden önce meclis kararıyla yeniden uzatıldı. Milli Savunma Bakanı ve hükümet sözcüsü Vecdi Gönül, sözkonusu kararın gerekçesini şöyle açıkladı: “Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle özellikle Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasının hız kazandığı şu günlerde izlenecek politikalara yön vermek ve alınacak uluslararası kararlarda söz sahibi olması amacıyla yaşanan gelişmelere kayıtsız kalmamalıdır ve kalmayacaktır.”

Amerikancı rejimin Ortadoğu’nun “yeniden yapılandırılması”nda “söz sahibi olması” ABD güdümünde üstleneceği taşeronluk rolünün sınırlarında kalmaya mahkumdur. Fakat daha da önemlisi, işbirlikçi burjuvazi ve onun yönetim aygıtı olan devletin, “Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılması” sürecine emperyalist-siyonist güçlerin safında yer alarak katılmasıdır. Lübnan’daki askeri birliğin görev süresini uzatan sermaye devleti, ABD-İsrail ikilisinin bölge halklarına karşı işledikleri ağır suçlara ortak olmaya devam edeceğini ortaya koymaktadır.

Ancak, halkların direnme azmi var oldukça, Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılması hevesiyle hazırlanan planlar fiyaskoyla sonuçlanmaya mahkumdur.

Bir kez daha hatırlarsak, İsrail savaş makinesi 1100 insanı katletmiş, (4.5 milyon nüfuslu Lübnan’da) 1 milyondan fazla insanı mülteci konumuna düşürmüş, bütün büyük limanları bombalamış, fabrikaları, gıda depolarını, barajları, TV ve radyo istasyonlarını, camileri, kiliseleri, hastaneleri, BM binalarını tahrip etmiş, binlerce evi yıkmıştır. Ancak bu vahşet Hizbullah’ın yanısıra Komünist Partisi’nin de katılımıyla sergilenen direnişi kırmaya yetmemiştir. Bu ve benzer direnişler, halkların direnme azminin emperyalist-siyonist planları boşa düşürme kudretinin yeni bir göstergesi olmuştur.


YAZICIYA GONDER


September
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5