13.11.2006 08:55
Sincan F tipinde tutuklu devrimci işçi Ayten Özdoğan'ın İstanbul İşçi Kurultayı'na mesajı...
Çözüm işçi sınıfının birleşik mücadelesinde!..
Merhaba dostlar;
Size bu mektubu, tecrit ve tredman uygulamalarının yoğun yaşandığı Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’nden yazıyorum. Ben 5 Eylül günü Lübnan’a asker gönderilmesin, tezkere iptal edilsin dediğim için gözaltına alındım ve tutuklandım.
Öncelikle, İstanbul İşçi Kurultayı’nın, işçi sınıfının örgütlenmesinin ve mücadelesinin önündeki engellerin tartışılması yönünde atılmış anlamlı bir adım olduğunu vurgulamak istiyorum. Aynı zamanda işçilerin yalnız olmadıklarını, sorunların sadece kendi fabrikalarında yaşanmadığını, birlik ve dayanışmanın önemini görmeleri açısından da İstanbul İşçi Kurultayı’nın kaçınılmaz olduğunu düşünüyor, mücadeleye olan inancımla hepinizi selamlıyorum.
Tecrit hapishanelerle sınırlı kalmayıp, fabrikalarda da çok ağır bir şekilde yaşanmaktadır. Tecrit tüm yaşam alanlarımıza yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Fabrikalardaki ağır çalışma koşullarının, F tiplerinde yaşanan tecrit ve tredman uygulamalarından bir farkı yoktur. Her ikisinde de yaşam alanlarımız daraltmaya, iradelerimizi teslim alınmaya, bizleri kimliksizleştirmeye ve kişiliksizleştirmeye çalışıyorlar.
Esnek üretim ve performans sistemiyle, işçiler arasında rekabet ortamı yaratarak dayanışmanın önüne geçmeye çalışıyorlar. İşçilerin toplumsal olaylara duyarsız olmasını sağlamaya, sosyal çevrelerinden soyutlayarak kölelik koşullarında fabrikalara hapsetmeye çalışıyorlar. Vardiya uygulaması ve taşeronlaştırmayla örgütlenmeyi zorlaştırıyorlar.
Sınıf hareketinin durgunluğundan faydalanarak, işçileri keyfi gerekçelerle işten atıyorlar. İşçilerin en ufak hak arama mücadelesinde, “kölelik yasası” gibi içinde işinin lehine hiçbir maddenin olmadığı yasalarla bizlere saldırıyorlar.
Sizlere işçi sınıfının örgütlenmesinin ve mücadelesinin önündeki engeller kapsamında yaşadığım bir deneyimimi aktarmak istiyorum.
Büyükçekmece-Kıraç’ta bulunan Castleblair fabrikasında binbir emekle örgütlenmeyi başardık ve DİSK Tekstil Sendikası’nda örgütlendik. Fabrikamızdaki mücadelemizi, patronun düşük ücret ve performans dayatmasına karşı başlattık. Patronun düşük ücret ve performans dayatmasına karşı çıkan 25 işçi işten atıldı. İçerde ve dışarıda 3 günlük bir direniş gerçekleştirerek, hem atılan arkadaşlarımızı geri aldırdık, hem de ücretimizin bir parça yükseltilmesini sağladık. Yaşadığımız bu deneyimle birlik ve dayanışmanın önemini gördük ve sendikalaşma kararı aldık. Örgütlenme sürecinde birçok zorluklarla karşılaştık. 12 Eylül faşist darbesinin olumsuz sonuçlarını somut olarak gördük. İşçi arkadaşlarımız yanındaki işçi kardeşine, dahası kendilerine ve mücadeleye güvensizdi. Bilinçsizdik. Ama yılmadık. Örgütlenme sürecinde birçok karalamayla, engelle karşılaştık. Bütün engellemelere rağmen sendikamızda örgütlendik. Örgütlenme sürecinde birçok arkadaşımız hakkında keyfi gerekçelerle tutanak tutuldu. Haksız yere işten atıldı. Birçoğunun da tazminatları verilerek kendilerinin istifa etmeleri sağlandı.
Bu yaşananlara elbette sessiz kalmadık. Yeri geldiğinde tepkimizi ortaya koymaktan kaçınmadık. Bizler sendikalıydık. Uğradığımız haksızlıklara karşı sendikamızın da yapması gereken şeyler vardı. Sendikamızı defalarca uyardık. Bir şeyler yapmak gerekir dediğimizde, bize her defasında “hele bir toplu sözleşme imzalansın, sonra bakarız” dediler. TİS süreci geldiğinde, sendikalaşmaya öncülük eden işçiler işten atıldı. İşten atıldıktan bir gün sonra fabrikanın önünde direniş kararı aldık. Aylarca imzalanmayan toplu sözleşme, bizler atıldıktan sadece bir gün sonra alttan bir sözleşme olarak imzalandı. Yaşadığımız sendikal ihanete 3 ay direnerek yanıt verdik. Direnişimiz boyunca içerdeki işçi arkadaşlardan ve sendikamızdan destek göremedik. Öncüsü olmayan fabrikada örgütlülük kırılmıştı, işçiler birbirlerine dahi güvenmiyorlardı. Direnişte birçok engellemelerle karşılaştık. Direnişi kırmak için jandarma tarafından gözaltına alındık. Bütün zorluklara ve engellemelere rağmen direniş yerini terketmedik. Örgütlü olduğumuz DİSK Tekstil Sendikası yalnızca bize ihanet etmekle kalmadı, bu tutumuyla tüm tabanına, mücadeleye, bir sınıf olarak bize ihanet etti.

Gerek örgütlenme sürecinde, gerekse de direniş sürecinde yaşadıklarım bana çok şey kazandırdı. Örgütlenme sürecinde yalnız olmadığımı, fabrikada ancak birlik olursak kazanacağımı gördüm. Direniş sürecinde ise ücretlerini işçinin, emekçinin vergisinden alan güvenlik güçlerinin gerçekte sermaye devletine ve patronlara yani egemenlere hizmet ettiğini gördüm. Sınıfın gerçek dostlarını tanıdım. Yaşadığımız sorunların sadece kendi fabrikamla sınırlı kalmadığını, bütün fabrikaların aynı durumda olduğunu gördüm. Çözümün, işçi sınıfının birleşik mücadelesinde olduğunu anladım.
Direniş süresince bizi yalnız bırakmayan devrimci güçlerle direnişimiz daha da güçlendi. Burada da işçi sınıfının birleşik mücadelesinde siyasal müdahale olmadan, birleşik mücadele olamayacağını gördüm. İşçi sınıfının siyasallaşması, birleşik mücadele etmesi için de işçilerin öncelikle siyasal bir bilince kavuşması gerektiğini, bunun için örgütlü olmasının zorunlu olduğunu, dünyada ve ülkesinde yaşanan sorunlara karşı duyarlı olması gerektiğini gördüm. Bizler fabrikamıza sendikayı getirmeyi başardık ama deneyimlerimizin az oluşundan dolayı sendikal mücadelede birçok eksiklerimiz de oldu.
İşçi sınıfı denetlemediği, sahip çıkmadığı koşullarda sendika bürokratları ihanet etmeye devam edecektir. Önemli olan eksikliklerimizi görüp, deneyimlerimizin ışığında başka fabrikalar örgütleyerek mücadeleyi yükseltmektir. Bu yüzden daha bir inatla, daha bir hırsla sendikalarda örgütlenmeliyiz. Çünkü; sendikalar bizimdir. Ancak tabanda, fabrikalarda örgütlenerek sendikalarımıza çöreklenmiş sendika ağalarından hesap sorabiliriz. Bu işçi satıcılarını sendikalarımızdan atıp yerine sınıf bilinçli, sınıfın çıkarlarını savunan öncü işçileri getirebiliriz. Bunun için fabrikalarımızda örgütlenmeliyiz.
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!
Ayten Özdoğan / Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi, J-4