04.12.2008
31.01.2007 20:34

Altınyıldız'da işçi kıyımı

 

(31.01.07) - Uzun zamandır işçiler arasında dolaşan çıkış söylentileri gerçek oldu. 31 Ocak günü kesin rakam henüz net olmamakla birlikte (zira bu yazının yazıldığı esnada 7-3 ve 3-11 vardiyasında çıkışlar gerçekleşti, gece vardiyası henüz bilinmiyor) 60 civarında işçi işten çıkartıldı. Ağırlıklı olarak mensucat kısmında gerçekleşen kıyım, 4 ikramiye alan ve yüksek ücretle çalışan, kıdem olarak 6 yıl ve üzerinde çalışmış işçileri hedefliyor

Çıkışlar 4 ikramiyeyi hedeflemektedir

Altınyıldız patronu, işten atılan işçilerin çoğunluğunun çıkışını istediği demogojisine sığınmaktadır. Bu, atılan işçilerin bir kısmı için doğru olsa da, tamamı için geçerli değildir. Patron bu tür söylemlerle gerçek niyetini gizlemeye çalışmaktadır. Gerçek hedefi fabrikanın son iki yıllık tablosuna bakıldığında son derece bariz bir şekilde görülmektedir. 2,5 ikramiye alan veya hiçbir sosyal hakkı olmadan taşeron olarak çalıştırılan işçi sayısı geçtiğimiz sözleşmeden bu yana her geçen gün artmıştır. Şimdi de 4 ikramiyeyle çalışan işçiler peyder pey işten çıkartılmaktadır. İşten atılan 60 işçiyi ilk grup olarak görmek ve devamının geleceğinden şüphe etmemek gerekir. Bu çıkışlar, patronlar sınıfının, hiçbir sosyal hakkı olmayan, karın tokluğuna çalışan bir sınıfı yaratma düşüne bir adım daha yaklaşması anlamına gelmektedir.

Geçmiş deneyimlerden ders çıkartmalı

Geçtiğimiz sözleşme dönemini hatırlarsak, işverenler 2,5 ikramiyeyi sözleşmeye sokarak bugünü hazırlamaya başlamışlardı. Altınyıldız işçileri de geçmişteki deneyimlerinden bunu bildikleri için, sendikasının kapısına dayanmış, bu ihanetin hesabını sormuş; eski işçi-yeni işçi ayrımı yapılmaksızın tüm işçilerin 4 ikramiye almasını talep etmiş ve sözleşmenin fesh edilmesi için çabalamıştı. Sağlam bir iç örgütlülüğe, kararlı bir birlikteliğe sahip olamadığı için ortaya konulan tepki, patronun tehditleriyle ve prim gibi uygulamalarla bir sonuca ulaşamadan bastırılmıştı. Bir yenilgiyle sonuçlansa da, ayağa kalkmak onurluca bir davranıştı ve TEKSİF Sendikası’na üye işyerlerinden en anlamlı tepkiyi Altınyıldız işçisi koymuştu. Hem kendisine, hem dosta, hem düşmana, istendiğinde önyargılara, güvensizliklere ve  kuşkulara rağmen biraraya gelinebileceğini göstermişti. Ancak bunu sürekli kılamamış ve mücadeleyi sonuna kadar yürütebilecek bir kararlılığa sahip olamamıştı...

Unutmamak gerekir ki; sınıf mücadelesi salt zaferlerle dolu, kazanımların elde edildiği bir süreç değildir. Çoğu durumda yenilgilerden öğrenmek ve küllerin içerisinden yeniden doğmayı, ayağa kalkmayı bilmek gerekir. Altınyıldız işçisinin de yapması gereken budur. Yeniden ayağa kalkmak, daha güçlü, daha kararlı...

İki seçenek var: Ya mücadele, ya da köleliğe boyun eğme!

Bu çıkışların arkasının geleceği kesindir. Altınyıldız işçisinin önünde iki seçenek var. Ya işini savunmak, işten atılan arkadaşlarının geri alınmasını sağlamak, işi ve 4 ikramiye hakkı için mücadele etmek, hiçbir ayrım gözetmeksizin birbirine kenetlenmek ve direnmek...Ya da kader, kısmet deyip olanlara boyun eğmek...

Son olarak şu an fabrikada hala çalışan işçi arkadaşlara bir mesajımız var:

Susma, sustukça sıra sana gelecek!

Altınyıldız’dan işçiler


YAZICIYA GONDER


December
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4