30.11.2007 14:32
TÜMTİS Genel Mali Sekreteri Seyfi Erez ile konuştuk...
“Bize korku ve gözdağı vermeye çalışıyorlar ama biz örgütlenmeye devam edeceğiz!”
- İşçi sınıfına, emekçilere yönelik kapsamlı saldırıların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sermaye ve onun temsilcileri örgütlenme hakkına alabildiğine saldırıyorlar. Telekom grevinde tanık olduğumuz gibi devlet kendi yasalarına dahi uymayarak grevi her fırsatta karalamak ve boğmak için çabalıyor. Ve son olarak sendika yöneticileriniz tutuklama terörüyle karşı karşıya kaldılar. Siz süreç hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Sizin de belirttiğiniz gibi bu saldırı Haber-İş’te başladı. Diyarbakır’da tutuklamalar yaşandı, Gaziantep’te yönetim kurulu 4 gün gözaltında tutuldu. Ve son olarak bizim sendikamıza yöneldiler. Sendikamıza yönelik saldırı Türkiye işçi sınıfına yöneltilen kapsamlı bir saldırının parçasıdır. Son 8 ayda birçok işyerinde örgütlenme çalışmalarımız oldu ve Ankara şubemizin de birkaç yerde örgütlenme çalışmaları vardı. Ancak 3-4 işyerinin şikayeti üzerine arkadaşlarımız sabah erken saatlerde evleri basılarak gözaltına alındılar. Bu saldırı gerçekten de polisin sert tutumunun yeni bir örneğidir. Polis bizim örgütlü olduğumuz işyerlerine giderek, işverenlere “şikayetçi olun!”, “bunlar zorla işçi çalıştırıyorlar” diyerek ve tehditlerle etkilemeye çalışıyor. İşverenler de “biz uzun yıllardır bu sendikayla sözleşme imzalıyoruz ve herhangi bir sorunumuz yok” diyorlar. Ankara’da yaklaşık olarak 40 işyerinde örgütlüyüz ve polis bu işyerlerinin hepsine gidip “bunlar çete” vb. söylemlerle işverenleri de tehdit etmişler. 8 aylık bir süreç deniliyor ve dosya hakkında gizlilik kararı verilmiş.Yeni örgütlenecek işyerlerinin şikayeti sonucu böyle bir karar verilmiş. Eğer sendika işçiyi sendikaya zorla üye yaptırmış olsa işçi şikayetçi olur. Ama burada işveren şikayetçi oluyor. Bizim öyle bir tavrımız olmadı. Biliyoruz ki Türkiye’de birçok yerde işçi anayasal hakkını kullandığında işveren sendikayı engellemek için işçileri kapı önüne koyuyor. Fatura sendikacılara çıkıyor, işverenler ise rahat. Birileri tutuklanacaksa bunlar işverenler olmalıdır. İzmir’de Akdeniz Selçuk’ta 9 arkadaşımız sendikaya üye oldukları için işten atıldı ve 4 aydır işyeri önünde bekliyorlar.
Tutuklamalarla ilgili dosyaları kapsamlı hazırlamışlar. İzmir’de yaşanan bir olayı Ankara’daki dosyayla bağlamışlar. İzmir’de Akdeniz Selçuk’ta tartışma çıkmış, polis saldırmış ve arkadaşlarımız gözaltına alınmış, onlar da bunu aynı dosyaya bağlamışlar. Yani burada şunu görmek gerekiyor; saldırı dün Haber-İş’eydi, bugün TÜMTİS’e, yarın başka bir sendikaya yönelecektir. Tüm sendikaların bu olaya sahip çıkması, tepki göstermesi gerekiyor. Sonuçta bu saldırı işçi sınıfına ve emek cephesine dönük bir saldırıdır .Saldırıya “abluka” diye bir ad da koymuşlar ve bu saldırıya karşı birleşik bir tutum geliştirilmezse saldırılar daha da büyüyecektir.
- TÜMTİS Ocak ayı içerisinde gerçekleştirdiği Merkez Genel Kurul’un ardından örgütlenme alanında fazlasıyla mesafe katetti. Tutuklama terörüründe görüldüğü üzere çeteleşmiş bir devlet var karşımızda. Açıkça görülüyor ki, bu saldırı özünde söz, eylem ve örgütlenme hakkına yönelik bir saldırıdır. Saldırıları göğüsleyebilmek için bundan sonraki süreçte neler yapılmalıdır?
- Geçtiğimiz iki yıl içinde sendikamız ciddi sıkıntılar yaşadı. Ocak 2007’de gerçekleştirdiğimiz olağan kongrenin ardından tek yumruk gibi iyi bir örgütlenme çalışması yürüttük. Örgütlü olduğumuz bütün illerde örgütlenme çalışması yürüttük, toplusözleşme, protokol yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Devlet uzun yıllardır TÜMTİS’i dağıtmaya çalıştı. Yaklaşık on aydan bugüne sendikamız tüm bölgelerde toplusözleşme imzaladı ve şube genel kurullarını tamamladı. Bu çabalara sermaye kesimi tahammül edemiyor. Diğer sendikalar kan kaybederken, üye kaybederken TÜMTİS büyümeye çalışıyor. Bize korku ve gözdağı vermeye çalışıyorlar ama biz örgütlenmeye devam edeceğiz. Çalışmalarımız bundan sonraki süreçte de kesintisiz devam edecek. Bugün 7 yönetici arkadaşımız tutuklanmış olsa da mücadele kaldığı yerden devam edecek. Arkadaşlarımızın da bu hukuksuzluğa son verilerek bir an önce serbest bırakılmalarını istiyoruz.
- Sendikalar, kitle örgütleri toplam bir saldırıya karşı nasıl karşı koyabilirler?
- Basın açıklamaları, imza kampanyaları, gazete ilanları vb., bu süreçte kullanılabilir. Eğer doğru şeyler yapılırsa, bu süreç sendikalar açısından toparlanma da olabilir. Çünkü Haber-İş Diyarbakır Şubesi üyelerinin tutuklanmasının ardından fazla bir ses çıkmadı. Ses çıkmayınca yeni bir saldırı TÜMTİS’e oldu. Bir hareketlilik olmazsa yarın başka bir sendikaya olacak. Bu yüzden tüm kitle örgütlerinin, sendikaların dayanışma içinde olması gerekiyor.
Kızıl Bayrak/İstanbul