21.10.2007 15:04
Sermaye cephesi Telekom grevini karalama kampanyasına başladı...
Telekom işçileriyle dayanışmayı yükseltelim, grev hakkına sahip çıkalım!
(21.10.07) - Sermayenin grev korkusu biliniyor. Sermaye cephesi, Hava-İş’le birlikte grev hakkı yeniden gündeme geldiği andan itibaren THY işçilerinin haklı ve meşru mücadelesini karalamak amacıyla tek vücut olmuştu. Burjuva medya ise bu karalama kampanyasının baş aktörleri arasındaydı.
Benzer bir süreç Telekom işçilerinin grevi üzerinden de işletilmeye başlandı. Sermaye cephesi düğmeye bastı. Önce kesilen kablolar üzerinden “sabotaj” iddiları gündeme getirildi. Ardından Türk Telekom’un günlük faturası üzerinden yaygara koparılmaya başlandı. Bu işin ilk aktörlüğünü ise Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (Telkoder) Başkanı Yusuf Ata Arıak üstlendi.
Arıak, Türk Telekom grevinde ortaya çıkan sorunların sektörde yeni işletmeci ve alternatif altyapıların varlığının gerekliliğinin önemini bir kez daha ortaya çıkardığını söyledi. “Grev yüzünden aksayan hizmetlerin” Türkiye’de kesintisiz haberleşme güvenliği olmadığını gösterdiğini ifade etti. Arıak, Türk Telekom şebeke hizmetlerinde ortaya çıkan aksaklıklardan, telefon ve internet erişimi hizmeti veren üye işletmeci şirketlerin olumsuz etkilendiğini vurguladı.
Sermayenin klasik argümanlarından biri olan “ülke ekonomisi” zarar görüyor, “haberleşme sektörü güvenlik nedeniyle önemli” söylemleri devreye sokuldu. Bir avuç asalağın kârı, kanı emilen milyonlarca emekçinin emeği üzerinden artıyor. Kölelik koşullarına hayır diyen, insanca yaşamak isteyen Telekom işçilerinin haklı talepleri ve mücadelesi sömürücü asalakların kârını olumsuz etkilediği için yaygarayı koparmaya başladılar. Geniş kesimleri grevin zararlarını anlatan argümanlarla etkileyerek Telekom işçilerinin haklı ve meşru eylemlerini karalamaya çalışacaklar. Sınıf dayanışmasını zayıflatmak, Telekom işçilerini yalnızlaştırmak için ellerinden gelen tüm kirli yöntemleri kullanmaya başlayacaklar.
Arıak’ın söylemleri bunlarla da sınırlı kalmadı. Arıak, grevin etkisini yine kendi sınıf çıkarları doğrultusunda kullanmanın bir aracına dönüştürmeye çalıştı. Arıak, “Grevle birlikte Türkiye, kritik önem taşıyan bir pazarda serbestleşmenin tam anlamıyla gerçekleşmemiş olmasının sakıncalarını çok net bir şekilde anlamış ve yaşamış oldu. Üyelerimiz arasından iki şirketin grevin ilk iki günündeki zararı 100 bin YTL. Ayrıca grevin yol açtığı sorunlardan etkilenen 20’yi yakın şirket daha var” diyerek iletişim sektöründe liberal politikaların tam hız uygulanmasıyla sorunun çözüleceğini iddia etti. “Sektörde serbestleşmenin bir türlü tam anlamıyla sağlanamaması ve Türk Telekom’un altyapısına bir alternatif yaratılamaması”nı öne sürerek sermayenin Telekom’da tam bir özelleştirme ve serbest ekonominin kurallarına uygun bir düzenleme ihtiyacına işaret etti.
Burjuva medya üzerinden gerçekleştirilen grev karalama yöntemleri sadece sermaye sözcülerinin söylemlerinin gerekçelendirilmesi ve savunulması üzerinden gerçekleşmiyor. Aynı zamanda yalan ve çarpıtmalarla emekçi kitlelerin bilinci bulandırılmaya çalışılıyor. TİS sürecinden greve başlama tarihine kadar her fırsatta “uzlaşıya ve anlaşmaya” açık olduklarının, bu işi masa başında çözmeye niyetli olduklarının mesajını veren sendika bürokratlarının açıklamalarına rağmen Haber-İş’in anlaşma masasında “işi yokuşa sürdüğü”nü ifade eden yayınlar yapıyorlar.
“Amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek” diyen sendikanın görüşme masasında ortaya koyduğu önerilerin, hiçbir şirketin kabul edemeyeceği içerikte olduğunu iddia eden Telekom patronlarının yalanlarına çarşaf çarşaf yer veriyorlar. Telekom patronları Telekom’da kapsam içi çalışan personelin ücret ortalamasının piyasanın yüzde 59 üzerinde olduğu yalanlarından ücretlerin iyileştirilmesi konusunda sendikanın “sınırsız bütçe” istediği yalanlarına kadar bir dizi demagojik söylemle grevi karalamaya çalışıyorlar.
Sermaye cephesinin Telekom işçilerine yönelik azgınlaşarak devam edeceği belli olan bu saldırısı işçi sınıfının en etkili araçlarından biri olan grev eyleminin gücünü göstermektedir. Burjuvazi grevden korkuyor. Bu korkusunu yasak ve tehditlerle, şantaj ve baskıyla, yalan ve demagojilerle dindirmeye çalışıyor. İşte tam da bu nedenle Telekom işçileri ve greviyle dayanışmak çok daha önemli bir yerde duruyor.
Sendika bürokratlarının grevi zoraki sürdürme tutumlarına, sermayenin grevi karalamaya dönük kirli kampanyalarına kadar her türden gerici baskıya karşı durmanın yolu Telekom işçileriyle dayanışmaktan ve grevi daha fazla sahiplenmekten geçiyor. Zira sermayenin saldırdığı özünde grev hakkı olmak üzere işçi sınıfının dişe diş mücadelelerle kazanılmış tüm haklarıdır. Başta Telekom işçileri olmak üzere tüm işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesidir. Sermayenin saldırıları karşısında Telekom işçileriyle tam bir dayanışmak içinde olmak, grevin sesini her alana yaymak, grev hakkına sahip çıkmak tüm işçi ve emekçilerin, devrimci, ilerici güçlerin acil görevleri arasındadır.