26.03.2008 10:41
Emek Platformu görüşmesi hezimetle sonuçlandı!
“Genel grev-genel direniş!” şiarıyla mücadeleye devam!
Aylardır emekçilerin gündeminde olan SSGSS Yasa Tasarısı’nı görüşmek üzere geçtiğimiz gün Emek Platformu bileşenleri ile hükümet biraraya geldiler. Yasaya karşı tepkilerini ortaya koyan emekçilerin görüşmelerin ön günlerinde kimi maddelerin revize edilmesi üzerine yapılan tartışmalara yanıtlarını “Tadilat yok, yasa geri çekilsin!” şiarı olmuştu. Başta Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu olmak üzere emekçiler, Emek Platformu’nu masa başındaki görüşmelerde dik durmaya, emekçilerin talepleri arkasında durmaya, 13-14 Mart eylemlerinin gücüne dayanarak yasanın tek tek maddelerini tartışmamaya ve yasanın tümden ruhuna karşı çıkmaya çağırmışlardı.
Dahası geçtiğimiz günlerde hükümetle görüşmelerde gündeme gelen yasa tasarısının 7 maddesine değil, 19 maddesine birden itiraz edilmesini hatırlatmışlar ve Emek Platformu da yaptığı açıklamalarda esas aldıklarının 19 madde olduğunu ifade etmişti.
Ancak görünen o ki, emekçiler günlerdir sokakta eylem yaparken, görüşmenin yapıldığı saatlerde de sokaklarda Emek Platformunu göreve çağırırken, görüşmelerde hükümet pervasızca tutumunu sürdürdü, sendikalar ise yine o uğursuz rollerini oynadı.
Görüşmelerden yansıyanlar...
Emek Platformu ile 5 saat süren görüşmelerin sonrasında hükümet adına konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, yasanın kimi maddelerinde “anlaşma sağladıklarını”, görüşmenin olumlu geçtiğini söylerken, ihanetçi sendika bürokratı Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu ise yasa orta yerde duruyorken, anlaşma sağladıklarını “sorumlu sendikacılık yaptıklarını” itiraz ettikleri maddelerin %80-90’ını elde ettiklerini söyleyebilmiştir. Geride kalanları da görüşmelerde çözülebileceği vaadinde bulunmuştur. Kumlu’ya göre sorun yoktur ve masa başında herşey çözülmüştür.
Görüşmelerde Emek Platformu’nun diğer bileşenlerinin de iyi bir sınav vermediği ortadadır. DİSK, KESK, TTB vb.. görüşmelerin hemen ardından yapılan basın toplantısında ve peşisıra yapılan açıklamalarda “suskunluğu” tercih ettiler.
Bir gün sonrasında “biz anlaşmadık, mücadelemiz devam edecek” diyenler, görüşmelerin sonrasında ağızlarını açmamışlar ve iki tarafın söylediklerine tek söz yanıt vermemişler, dolayısıyla milyonların gözü önünde yapılan açıklamaların onaylayıcıları olmuşlardır. Yine “biz görüşmelerde konuşturulmadık” diyenlere 5 saat boyunca o masada ne aradıklarını da sormak gerekiyor.
Neticesinde görüşmenin ardından tabanın isteği ve basıncıyla Emek Platformu’nun kimi bileşenleri görüşmelerde anlaşma sağlamadıklarını ve mücadeleyi bu aşamadan sonra sürdüreceklerini ifade etmişlerdir.
“Uzlaştık” denilen maddeler emekçiler için ne ifade ediyor?
Görüşmeler sonrasında, prim gün sayısının tasarıdaki haliyle 9 bin günden 7200 prim gününe indirilmesine, 7200 prim gün sayısının ise kademeli değil yasa yürürlüğe girer girmez tek seferde uygulanmasına karar verildi. Emzirme ve cenaze yardımı konusundaki bölümde de, ilgili maddelerin SGK Yönetim Kurulu kararıyla Bakanlar Kurulu'nca belirlenmesi noktasında anlaşma sağlandı. Halen çalışan ve şu anda 10 yıl prim ödeme gün sayısını doldurmamış olan sigortalılar için aylık bağlama oranının yüzde 3, 10 yıldan sonraki süreçte ise yüzde 2 olarak belirlendi. Diş proteziyle ilgili 18 ve 45 yaş sınırlarında olanların yüzde 50'sinin kurum tarafından ödenmesi uygulamasının sosyal taraflarla yapılan önceki görüşmelerde varılan mutabakat çerçevesinde tasarıdan çıkartılmasına karar verildi.
Bu sözde kısmi tavizler verilirken 65 yaş, yıpranma payı, güncelleme katsayısı, daha da ötesi SSGSS’nin GSS bölümünde sağlığın ticarileştirilmesi ve “paran kadar sağlık” anlayışını içeren hükümler aynen geçerliliğini korumaktadır.
Dolasıyla yapılacağı ifade edilen düzenlemeler emekçiler için kazanım anlamına gelmemektedir. 65 yaş emeklilik durduğu sürece prim gün sayısının 7200’e inmesi, sağlıkta yıkımı içeren maddeler olduğu sürece diş proteziyle ilgili düzenlemelerin yapılması hiçbir şey ifade etmemektedir. “Kazanıldığı” iddia edilen maddelere rağmen yasa tümüyle geçerliliğini korumaktadır.
Genel grev-genel direniş şiarıyla mücadeleye!
Bugün SSGSS karşıtı mücadele kritik bir aşamadadır. İşçi ve emekçilerin önünde tek seçenek vardır. Yasa orta yerde durmaktadır. Özünde bir değişiklik yoktur ve uğruna mücadele edilmesi ise kaçınılmazdır. Ancak işçi ve emekçilerin üzerindeki görevler düne göre daha da ağırlaşmıştır. Görüşme süreci ve ardından yansıyanlar emekçilerde bilinç bulanıklığı yaratmıştır. Keza aynı şekilde sendika bürokrasinin ihanetçi tutumu emekçilerin bölünmesi ve belli bir kesimin mücadelenin dışına tutulması sonucuna da yol açacaktır.
Ancak bugün yeniden tabandan doğru mücadelenin yükseltilmesi kaçınılmazdır. Yürütülen çalışmalar ve yükseltilen mücadele Emek Platformu’nu ve özelde Türk-İş’i harekete geçirilebilmiştir. “Yasa bizi etkilemiyor, nasıl olsa 2046 yılında yürürlüğe girecek” diyerek gelecek kuşaklara ihanet edenler yasaya karşı adım atmak zorunda kalmıştır. 14 Mart günü sendika bürokrasinin tüm engellemelerine rağmen on binlerce kişi alanlara akması, yasanın yeniden tartışılmasını gündeme getirmiştir.
Şimdi de yine tabanın gücüne dayanak mücadeleyi yükseltme zamanıdır.
SSGSS karşıtı mücadeleyi yaratılan birikimi, 13-14 Mart eylemlerinin gücünü, toplum nezdinde yaratılan meşruluğu da arkamıza alarak mücadeleyi yükseltmenin zamanıdır.
Doğabilecek kırılmaları ve parçalanmaları geride bırakmanın, yükseltilen mücadelenin ivmesinin düşürülmesini engellemenin tek yolu "genel grev genel direniş" hedefine bağlanmış sistemli bir eylem programı ile yola devam edebilmektir.
İşçi ve emekçilerin başka bir seçeneği yoktur!