14.05.2008 15:13
Şahin Motor işçileri direnişi anlatıyor!
"Sendikasız çalışmak istemiyoruz!”
Atilla Yıldız (23 yıllık Şahin Motor işçisi): Büyükşehir Belediye Başkanı’nın danışmanı arabulucu olarak devreye girdi. İnsanların mağduriyetlerinin giderilmesi için bir çalışma yapmışlar ama resmi ağızlardan bir şey duyduğumuz yok. En son 35 kişiyi içeriye alacak geriye kalanların tazminatlarını 5 taksitle verecek. Ondan önce yine bir teklif geldi. Sayısını 10 olarak belirledi. “10 taksidi kabul ettiler, ettiler etmezlerse 8 Mayıs’ta fabrikayı kapatıyorum” diye patron mesaj gönderdi. Ayın 8’i geçti bugüne (12 Mayıs) kadar geldi.
Sendikayı zaten muhattap kabul etmiyor. Fabrika yönetimi kendi aralarında bir toplantı yapıyor. Büyükşehir’in danışmanına birkaç gün sonra haber veriliyor. Birkaç gün sonra bizim sendikaya haber veriliyor. Bu yalnız tazminatlarla olacak iş değil tabii ki. İçeriye girecek olan kişilerin ne şartlarla gireceği var. Mesela şimdi ben 23.5 senelik işçiyim. Beni geri aldığını düşün; ben o tazminatımı kurtarmadan içeriye bir adım atmam. Bizim çıkışımız 17 Mart ve işsizlik sigortasından yararlanmımız için bir ay içinde müracaat etmemiz gerekiyor. Ayrıca içeride sendikanın durumu ne olacak? Sendikayı kabul edecek mi? Bunların saplantısı zaten sendikaydı. Sendikayı düşürmek için yaptı tüm bunları. Tazminatların ödenme şeklinden daha önemli konular var burada.
Farklı yerlerde grev ve direnişler devam ediyor. Bu direnişler kuşkusuz binbir zorluklarla sürüyor. Şahin Motor işçisinin morali nasıl?
Uğur Altan (12 yıllık Şahin Motor işçisi): Moral diye bir şey yok tabii ki. Sonuçta herkesin morali bozuk. Buradaki 59 işçinin ortalama çalışma süresi 15 yıldır. En az çalışan 10 yıllık işçidir. Şimdi belirli bir meblağ var, en az 25-28-30 bin YTL civarlarında tazminat tutarlarımız var. Atilla abinin 50.000 YTL tazminat tutarı var. Bunun daha da fazlaları var. Bu kişiler belki de ömrü boyunca bu parayı görememiş kişiler…Bunca senelik emeğin karşılığı olan parayı da alamadan buraya çıkmak herkesin psikolojisini etkiliyor.
Ayrıca biz burada 2 aydır bekliyoruz. Evimizde çoluğumuz-çocuğumuz var. Onlara bir şeyler götürmek zorundayız. Bir de hepsinin üzerine 25/2 denen bir olay var. Bu da dışarıda herhangi bir fabrikaya iş müracaatında bulunduğunuzda “daha önceki işyerinizden neden çıktınız?” dendiğinde 25/2. maddeden dediğinizde kesinlikle işe alınmıyorsunuz. Belki hırsızlık yaptın, belki adamın makinelerine zarar verdin. İşsizlik sigortasından zaten faydalanamıyoruz. 25/2. madde işsizlik sigortasından yararlanmamızı da engelliyor.
- Bazı şeyleri elde etmek bedeller ödemeyi gerektiriyor…
Atilla Yıldız: Bu olay aslında maddiyattan falan çıkmadı. Biz patronun fabrikayı sendikasızlaştırmak gibi bir niyeti olduğunu gördük. İşçi ile memur birbirine çok yaklaşmıştı. 3 işçiyi de kendi tarafına çekince bu süreç başladı. 5 Mayıs’ta yetki belgesi süreci başladı. Ben açık söylüyorum benim 2100 YTL maaşım vardı. Dışarıda 50.000 YTL alacağım var, gözümüzü kırpmadan kapının önüne çıktık. Yani bu iş hakikaten para meselesi değildi bizim için. “Sendikasız çalışmak istemiyoruz!” diyerek yola çıktık biz. Sendikadan bizi satan arkadaşlarımıza tepki göstererek buraya çıktık. İlk dönemde bir hareketlilik vardı tabii ki. Gelenlerle ve gidenlerle beraber morallerimiz yüksek tutuluyordu. Maddi olarak ilk zamanlarda bu kadar sıkıntılarımız da yoktu. İnsanları alıştırdılar. Bu düzen kredi kartlarıyla, banka kredileri vs. Yani bunlar etkiliyor. Biz burada bağırıyorduk: “Bu işçi burada tarih yazacak!” diye ama dayanma gücümüz de sınırlı.
Şahin Motor gerçekten eskiden beri çok faal bir fabrikadır. Ben burada iki defa da grev yaşadım. Greve Şahin Motor’dan başlardık. 80-100 işçi başka 500 kişilik fabrikaları bağıra bağıra greve çıkarıyorduk. Bir-iki kere bağırdık ettik, hadi karakola ifade vermeye…Toplu olarak kamuoyu oluşturup yoğun bir baskı yapamadık. Şimdiye kadar bizim burada 3-5 akşam sabaha kadar da kalmamız gerekiyordu.
Bizim fabrikadaki arkadaşlarımızın sendikal bilinci gerçekten de ilerisini gören insanlardan oluşuyor. Buradaki olayı gördük biz. Bu patron bu sendikayı burada bitirecek ve bu işyeri çevreye de örnek olacak. Bunu söyleyen patronun kendisidir: “Herkese örnek olacağım!” dedi.
Bosal’daki baskılar ondan sonra başladı. Biraz daha dayanışmayla bunu kırmamız gerekiyordu. Patronsun tamam, malın var, mülkün var. Ben onun yerine kendimi koyuyorum patron olarak benim ağzımdan “bu fabrikayı kapatıyorum” sözü çıktığında ben o fabrikayı kapatıyorum. Patron da patronluğunu bilecek. Bugün tükürdüğünü yarın yalamayacaksın.
- Sendikayla ilişkileriniz nasıl bu süreçte?
Sendika günlük olarak yemeği karşılıyor. Belli bir aidat veriyor. Bazı şeylere de sıkılıyoruz ve darlanıyoruz tabii ki. Sendikanın da birçok problemi var. Her işyerinde sorun var. Avukatını hukuki boyutunu savcılık boyutunu sendika hallediyor. Sonuçta sendikaların da gücü belli bir yere kadar. 12 Eylül’den sonra böyle. 12 Eylül’den sonra sendikalı işçi sayısında büyük düşüş yaşandı. Tuzla’da her gün insanlar ölüyor görüyoruz.
Kızıl Bayrak / İstanbul