17.05.2008
03.04.2008 08:15

Emekçi hareketinde taban inisiyatifi güçleniyor!

 

SSGSS saldırısı yeniden gündeme geldiğinde mücadeleyi örgütlemek için harekete geçen ne Emek Platformu ne de Türk-İş oldu. Bütün konfederasyon yönetimleri beylik söylemlerle meseleyi geçiştirmek niyetindeydi. Fakat mücadeleden yana güçlerin bir araya gelmeleri, tabanda biriken öfkeyi örgütlemeye girişmeleri oyunu bozdu. Emek Platformu’nun apar-topar devreye girerek kararlaştırdığı ve böylece “hava alma”yı umduğu 14 Mart “çalışmama hakkını kullanma” eylemi, tam tersine yığınların militan öfkesinin sokaklara taşmasına neden oldu. Sermayenin ve ihanet çetelerinin umduğundan çok daha kitlesel, coşkulu ve militan geçen eylemler bir süreliğine de olsa sermayeye geri adım attırdı.

Bürokrasi yanıtmadı: "Mutabakat oyunu" sahnede...

14 Mart eyleminin yarattığı ortamda hükümetle görüşen ihanet çeteleri bir kez daha kendilerini tanıyanları yanıltmadılar. “Mutabakat oyunu” olarak adlandırabileceğimiz yeni bir ihanete imza attılar. Bu sayede sokaklara taşan mücadele dinamizmini köreltebileceklerini, alışık oldukları üzere bir kez daha sınıf ve emekçi hareketini kendi kontrolleri altına alabileceklerini sandılar.

Motor güç, gelişen taban inisiyatifleri...

Fakat bir kez daha yanıldılar. Bir-iki gün süren tereddüt, 24 Mart toplantısının içeriği belli olduktan sonra hızla dağıldı. “Herkese sağlık, güvenli gelecek” platformlarında bir araya gelen mücadeleci güçler bir kez daha inisiyatif aldılar ve yalan perdesini yırtmak, sınıfın gerçek talepleri doğrultusunda mücadeleyi yükseltmek için harekete geçtiler. Tabanda oluşturulan bu basınç ilk sonuçlarını Emek Platformu üzerinde gösterdi. Hükümetle yapılan görüşme sonrasında “mutabakat oyunu”nun figüranlığını yapan ve böylece yığınların aldatılmasına hizmet eden DİSK, KESK ve TTB yeniden tutum belirlediler ve mücadeleci güçlerle birlikte hareket etmeye yöneldiler. Bütün bu güçler tarafından gerçekleştirilen 1 Nisan eylemleri 24 Mart’tan sonra belirsizliğe sürüklenen SSGSS karşıtı mücadelenin belli bir toparlanma içinde olduğunu gösterdi.

14 Mart ve 1 Nisan’da gerçekleştirilen eylemler, militan sokak gösterileri her şeyden önce sınıfın ve emekçi yığınların mücadele kapasitesini gözler önüne sermiştir. Fakat bunun kadar önemli olan bir diğer nokta ise, sınıf ve emekçi hareketinde taban inisiyatifinin gözle görülür bir hal almasıdır. Özellikle 1 Nisan eylemlerinde hükümetin saldırgan açıklamalarına ve Türk-İş yönetiminin açıkça eylem kırıcılığı yapmasına rağmen binlerce Türk-İş üyesinin de alanlara çıkması önemli bir gelişmedir. Yakın zaman öncesine kadar hayli güçlü olan Emek Platformu ve Türk-İş yönetiminden medet umma tutumu hızla aşınmaktadır. Buna Türk-İş tepe yönetiminin sendikalar ve şubeler üzerindeki otoritesinin belirgin biçimde zayıflaması durumu eşlik etmektedir.

Mücadele ve örgütlenme eğilimi gelişiyor...

Özetle sendikal harekette tepe yönetimlerle taban arasında bir süredir yaşanan yabancılaşma ve kopuşma giderek yeni bir biçim kazanmaktadır. Düne kadar ihanet çetelerine tepkisini susarak, sendikadan koparak, sendikal örgütlenmeye uzak durarak gösteren işçi ve emekçiler arasında mücadele eğiliminin geliştiği, örgütlenme ve inisiyatif alma noktasında da eskiye göre çok daha belirgin bir tutum içine girebildikleri görülmektedir.

Şüphesiz ki, bu sınıf hareketi açısından oldukça olumlu bir gelişme çizgisine işaret etmektedir. Çünkü tabanda yaşanan bu gelişme giderek “ayağını sağlam biçimde fabrikalara, işyerlerine, yerellere basan, gerçekleşen saldırılara karşı günbegün mücadele içerisinde pekişen güç ve eylem birlikleri”nin yolunu döşemeye adaydır. Şu an süren SSGSS karşıtı mücadelenin en özgün yanlarından biri budur. Şu ana kadar elde edilmiş kısmi başarısını da önemli oranda buna borçludur.


YAZICIYA GONDER


May
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1