05.07.2008
12.05.2008 06:50

3. Çiğli İşçi Kurultayı başarıyla gerçekleşti!

 

“Güne yüklenip, geleceği kazanacağız!”

 

Yaklaşık 4 aylık süren bir çalışma sonucu toplanan 3. Çiğli İşçi Kurultay başarıyla gerçekleştirildi. Ön hazırlığında yaygın bir çalışma örgütlenen kurultay, güvencesiz çalışmaya geleceksiz yaşama karşı işçilerin, emekçilerin insanca yaşam ve özgür bir gelecek çağrılarını yükselttiği bir etkinliğe dönüştü. İlk olarak Nazım Hikmet’ in “Türkiye işçi sınıfına selam” adlı şiiriyle kurultay katılımcıları selamlandı.

Yapılan açılış konuşmasında şunlar söylendi:

İlk kurultayımızı örgütlemek için yola çıkarken temel bir şiarımız vardı: ‘Ortak sorunlarımıza ortak çözümler üretmek' için toplanıyoruz demiştik. Ve mücadele alanlarında yakıcı sorunlarımıza karşı güncel taleplerimizi yükselterek, bu talepleri koparıp alma iddiasıyla davranarak kapsamlı çalışmalar yürüttük. Ancak tüm bu mücadele çağrılarımız, örgütlenme çabalarımız işçi sınıfının çok yönlü, birikmiş ve kapsamlı sorunlarından ayrı düşünülemezdi. Çünkü bu sorunlar örgütlenmenin ve mücadelenin önündeki temel engellerdi. Ve her dönem sınıfın çok yönlü sorunlarını, tıkanan mücadele kanallarını tartışmak, yeni yol ve yöntemleri deneyimler ışığında bulmak gerektiği inancıyla bugün tekrar burada buluştuk. İşçi kurultayımızın amacını, saldırıların yoğunlaştığı bu yeni dönemde mücadelenin ve örgütlenmenin önündeki engelleri tartışmak, çözüm yolları aramak, çözümlerin hayata geçirilmesinde ortak bir irade koymak olarak belirledik.  

“Son olarak belirtmek istiyoruz ki, işçi sınıfın tarihsel devrimci rolünü bir sınıfı içgüdüsüyle gören ve bunu da ‘ayaklar baş olursa kıyamet kopar’ diyerek korkusunu ifade eden sermayenin uşakları haklılar. Onlar bir sınıf içgüdüsüyle biliyor ve korkuyorlar. Bizler de mensubu olduğumuz işçi sınıfının mücadele tarihinden de biliyoruz ki ayaklar elbette bir gün baş olacaktır. Biliyoruz, ‘ayak takımı' Paris'te, Lyon'da, Ekim Devrimi'nde mücadelenin kızıl bayraklarıyla ayağa kalkmıştı. Biliyoruz 8 Martlar’ı, 1 Mayıslar’ı yaratanlar ayak takımıydı. Biliyoruz 15-16 Haziranı yaratanlarda ayak takımıydı. Ayak takımı, bahar eylemlerinde de zincirlerini kıra kıra yürümüştü. 'Ayak takımı' diye küçümsenen bizler koca bir dünyanın tüm zenginliklerini nasırlı, boyalı ve yağlı ellerimizle üretiyoruz. Ve inanıyoruz ki elbette ayaklar bir gün baş olacaktır. Ve o gün geldiğinde patronlar için kıyamet bizlerle içinse bayram olacak!”

Açılış konuşmasının ardından işçi sınıfının kurtuluşu yolunda ölümsüzleşenler anısına Enternasyonal Marşı eşliğinde 1 dakikalık saygı duruşuna geçildi.

Saygı duruşunun ardından seçilen divan üyeleriyle birlikte kurultay programı başladı. İlk olarak Çiğli İşçi Platformu’nun faaliyet raporunun sunumu gerçekleşti. Faaliyet raporunda emperyalist-kapitalist sistemin işçi sınıfı ve tüm emekçilere yönelik saldırılarına değinilerek, ülkemizde yaşanan süreçler anlatıldı. İşçi ve emekçilerin yaşadığı olumsuz tabloyu değiştiren, özellikle 2007 1 Mayıs’ından bugüne yükselme eğilimi gösteren sınıfı hareketine değinildi. Yanısıra raporda, Çiğli İşçi Platformu’nun Çiğli Organize’ye yönelik çalışmalarına değinildi. Asgari ücret kampanyası dışında SSGSS saldırılarına karşı mücadele ve yeni saldırıların adı olan “İstihdam paketi” ve kıdem tazminatı hakkının gaspına yönelik yapılan kampanya çalışmaları anlatıldı. Raporun işaret ettiği bir diğer noktada Çiğli Organize işçilerine yönelik saldırılara karşı öncü işçilerin birliğine yapılan vurguydu. Bu yönlü eksikliğe dikkat çekilen raporda, tekrar ortak çalışmanın önemi belirtilerek öncü işçilere örgütlenme çağrısı yapıldı.

Ardından kurultaya sunulan tebliğlerin sunumuna geçildi. Kurultaya 4 ayrı tebliğ sunuldu. Yaklaşık 4 aylık yoğun bir emeğin ürünü olarak, eğitim çalışmalarıyla birleştirilerek özenle hazırlanan tebliğler ilgiyle dinlendi.

Sunulan ilk tebliğ “Çiğli Organize’de grevler, hak arama mücadelesi, deneyimler ve dersler” başlığıyla sunuldu. Tebliğde '90’lardan bu yana Çiğli Organize’de yaşanan deneyimlere değinilerek, özelde 2000’li yılarda yaşanmış sendikal girişimler ve diğer hak arama mücadeleleri ayrıntılı bir şekilde ele alındı. Oldukça ilgi ve beğeniyle dinlenen sunumda bu deneyimlerden çıkartılması gereken sonuçlar anlatıldı.

Sonuç olarak şunlar söylendi:

İşçi sınıfı hak arama mücadelesinde başarıya ulaşmak için yalnızlığından kurtulmalı, en azından çalıştığı sanayi bölgesinde sorunlarına sahip çıkan sınıf bilincine sahip işçilerin bir araya gelebildiği, ortak hareket edebildiği bir birliktelik, bir platform oluşturmalıdırlar. Böyle bir platform Organize’nin nabzını tutacak, işçilerin ve direnişlerin sesini diğer işçilere ve direnişlere taşıyacak ve onlarla birleştirecek ve böylece hem bu mücadeleyi büyütecek ve hem de sendikacıların eksik ve yanlış bakışlarından kaynaklanan zayıf örgütlenme tablosunun kırılması için önemli bir adım atılmış olacaktır.   Çiğli İşçi Platformu böyle bir ihtiyacın ürünü olarak kuruldu. Çiğli Organize’nin ve Çiğli işçisinin bu örgütlenmeye ihtiyacı vardır. O halde hepimizin görevi bu mücadeleyi büyütmek için bu platforma sahip çıkmak ve büyütmektir.” 

Bir sonraki sunum ise bir kadın plastik işçisi tarafından gerçekleştirilen “Emeğin korunması mücadelesi” başlıklı sunumdu.

Yapılan sunumda şunlara değinildi:

Bugün tüm dünyada işsizlik katlanılmaz hale ulaşılmış durumda dünyada 3 milyar işçi ve emekçi yoksulluk sınırının altında bir ücret almakta 1,5 milyar insan açlıkla boğuşmaktadır. İşçi sınıfının köleliğini tescillenmiş anlamına gelen uzun çalışma süreleri 12-14 saati bulmakta bu uzun çalışıma koşulları nedeniyle kendine ve ailesine, sosyal aktivitelere zaman ayıramayan işçiler ruhsal, fiziksel, bedensel yozlaşmaya ve çürümeye mahkûm edilmektedirler. Yeni yasalarla Türkiye dâhil tüm dünyada esnek çalışmayla çalışma süreleri uzatılmakta emeklilik, sigorta sağlık eğitim gibi haklar piyasaya açılarak bir bir geri alınmaktadır. Bugün sömürü oranı gittikçe artmakta servet ve sefalet kutuplaşması keskinleşmektedir. Emeğin korunması uğruna mücadele ve her kazanım işçi sınıfının kapitalist sistemi hedefleyen mücadeleyi kazanmasının ve gerçek anlamda özgürleşmesinin basamaklarıdır. “ 

Sunumda ayrıca şunlara değinildi:

“Bir süredir ise SSGSS yasa tasarısıyla sağlık hizmetlerini piyasaya açarak sağlığı paralı hale getiren, mezarda emekliliği dayatan paran kadar sağlık saldırısıyla karşı karşıya kaldık ama maalesef işçi sınıfı bu saldırıya tok bir yanıt veremedi. Yine istihdam paketi adı altında meclisten geçirilmesi planlanan ve kıdem tazminatı hakkının gaspı anlamına gelen yasalara karşı tok bir duruş sergilenmek gerekiyor. İşte tam da bu yüzden işçi ve emekçiler emeğin korunması talepleri etrafında birleşmeli ve mücadele etmelidir. 8 saatlik işgününü gaspına karşı talebimiz 7 saatlik işgünü 35 saatlik çalışma haftası olmalıdır Kölece çalışmanın dayatıldığı şu günlerde mücadele talebimiz kölelik yasalarının iptali, esnek çalışma ve taşeronlaştırmanın yasaklanması istemi olmalıdır. Son yasa tasarsısıyla gasp edilen işçi ve emekçilerin ve onların çocuklarının gelecekleridir.”

Sunumda kurultaya emeğin korunması için mücadele talepleri önerildi.

Daha sonra “Sendikalar ve sınıf sendikacılığı” başlıklı sunumu metal işçisi bir tarafından gerçekleştirdi. Sunumda sınıf hareketini önündeki engellerden özellikle sendikal bürokrasiye değinildi:

Sınıf hareketinin bugün yaşadığı tıkanıklığın bir dizi farklı nedeni bulunmaktadır. Sınıf hareketinin geriliği ve devrimci hareketin zayıflığı sendika bürokratlarının sınıf üzerindeki denetimini kolaylaştırmakta, sendikal çürümeyi hızlandırmaktadır. Bu alanda yaşanan tıkanıklığı aşmanın temel koşulu birleşik, kitlesel ve devrimci bir sınıf hareketinin geliştirilebilmesidir. Devrimci sendikal anlayışın sendikalara hâkim kılınması ancak, bu doğrultuda alınan mesafe ölçüsünde ve bunun bir parçası olarak başarılabilir.” 

Sendikalar içinde devrimci sınıf sendikacılığı anlayışını geliştirmek için dikkat edilmesi gereken noktalara değinilerek sendikal demokrasi çerçevesinde talepler ileri sürüldü.

Kurultaya sunulan son tebliği “Kadın işçiler ve mücadele talepleri” başlığıyla sunuldu. Çalışma yaşamında kadın işçilerin hak gasplarına değinilen sunumda kapitalizmde kadın işçilerin yaşadığı çifte sömürüye değinilerek, bu sistemde kadının kurtuluşunun mümkün olmadığı ifade edildi. Kurultaya kadın işçilerin mücadele talepleri önerildi.

Kurultaya sunulan tebliğlerden sonra kısa bir çay arası verildi. Aradan sonra konuk konuşmacılar kürsüde yer aldılar.

Tariş direnişini yaşayanlardan biri olarak Dev Maden-Sen Eğitim Uzmanı Hacay Yılmaz kürsüde yer aldı. 1 Mayıs’a değinerek konuşmasına başlayan Hacay Yılmaz, Tariş deneyimi üzerinden sendikalarda işçi denetimiyle ilgili bir sunum geçekleştirdi.

Ardından Çiğli Belediyesi’nde geçtiğimiz hafta sendikalaşma çalışmasını bitiren Genel-İş 5 No’lu Şube Başkanı Mehmet Çınar kürsüde yer aldı. Çınar, taşeronlaştırma saldırısına değinerek, örgütlenmenin önemi üzerinde durdu. Daha sonra Tuzla tersanelerde yaşaman sömürü koşullarını anlatmak üzere Tersane İşçileri Birliği Derneği (TİB-DER) Başkanı Zeynel Nihadioğlu kürsüye çıktı. Tersanelerde son yaşanan iş cinayetine değinen Nihadioğlu, 1 Mayıs’ta gösterilen iradeye değinerek sorunun bir alan tartışması olmadığını 2009 yılında yine Taksim’de olunacağını, sermayenin korkularının yerinde olduğunu vurguladı. Tersanelerde yaşanan hak arama mücadelesinde karşılaşılan saldırılara değinilen konuşmada, mücadele kararlılığı vurgulandı.

Ardından kürsüye Çağdaş Hukukçular Deneği İzmir Şubesi adına İmdat Ataş çıktı. Ataş, sunumunda Türkiye’de şimdiye kadarki iş yasalarının mantığını anlattı. Konuşmasını sermayenin uluslararası saldırılarıyla bütünleştirdi. Son çıkan kölelik yasasını ana başlıklar halinde ele aldığı konuşmada, SSGSS Yasası ve istihdam paketi ile yeni gelecek saldırılara değindi. Ataş, sessiz kaldığımız sürece sırada bölgesel asgari ücret saldırısının geleceğini ifade ederek, bu saldırıların önüne geçmek için “Genel grev-genel direniş!” şiarıyla mücadele etmek gerektiğini söyledi.

Konuk konuşmacılardan sonra Kurultay Hazırlık Komitesi tarafından hazırlanan “Yaşamı yaratan eller” adlı belgeselin izlenmesine geçildi. Belgeselden sonra serbest kürsü bölümüne geçildi. Kürsüden çırak sömürüsüne değinen Çiğli Organize’de bir tornacı çırağı olarak çalışan çocuk işçi bir arkadaşımız konuştu. ardından bir metal işçi konuştu. Metal işçisi arkadaşımız 1 Mayıs ile ilgili yaptığı konuşmasında 2009 yılında da yine Taksim’de olmak gerektiğini vurguladı.

Bu konuşmanın ardından Manisa İşçi Birliği Derneği (MİB-DER) yönetim kurulu üyesi bir konuşma yaptı. MİB-DER yönetim Kurulu üyesi sermayenin “ayaklar baş olursa kıyamet kopar” sözüne değinerek, bu kıyametin yakında kopacağı ve o zaman ayakların gerçekten baş olacağını ifade ederek kurultayı selamladı.

Ardından Çiğli Organize’de esnek üretim uygulamalarının en belirgin bir şekilde yaşandığı bir fabrikadan bir işçi arkadaş yaşadığı sorunlara değindi. Yine kürsüden emekli bir işçi söz alarak sorunlara değinerek, şiir okudu. Kurultayımız kurultaya sunulan önerilerin ışığında hazırlanan sonuç bildirgesi taslağının okunmasıyla son buldu. Sonuç bildirgesinin son halinin 13 Mayıs’ ta yapılacak toplantıda verilerek kamuoyuna duyurulacağı ifade dildi.

Kurultaya BDSP, KÖZ, Sosyalist Kamu Emekçileri mesaj gönderdiler.

Ön hazırlığında 20 bin bildiri, 1000 adet afişle, radyo reklâmıyla yaygın ve etkin duyurusunu yaptığımız kurultay çağrımız, Çiğli’de çalışan ve yaşayan işçi ve emekçilerin çoğuna ulaşmıştır. Gerek fabrika dağıtımlarımızda gerek semtlerde emekçilere yönelik birebir yapılan dağıtımlarda kurultayın işçilerin ve emekçilerin gündemine girdiğini biliyoruz. Kurultay Çiğli’de bir gündem oluşturmuştur. Kurultayın en büyük kazanımı bu olmuştur. Bunun yanısıra kurultay çalışmalarına pratik faaliyette dâhil olmak üzere ön hazırlığında birçok işçinin katılmış olması ayrıca bir olumluluktur.

Kurultaya katılım sayı olarak beklediğimizin altında olsa da ön süreciyle birlikte düşündüğümüzde başarılı bir kurultay gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz. Kurultaya katılan işçi ve emekçilerin kurultayı değerlendirmelerinde genelde nitelikli bir etkinlik olarak ifade etmeleri ve kurultaydan olumlu izlenimlerle ayrılmaları kurultayın amaca uygun olarak gerçekleştiğini göstermektedir.  İşçilerin bu değerlendirilmeleri bundan sonraki çalışmalarımız açısından ön açıcı olmuştur.

5 saat süren kurultayımıza 120 kişi katıldı.

Kurultay, “Güvencesiz çalışmaya, geleceksiz yaşamaya” karşı verilen mücadelemizde anlamlı adım olmuştur. Buradan aldığımız güçle güne yüklenip, geleceği kazanacağız!

3. Çiğli İşçi Kurultay Hazırlık Komitesi’nden işçiler


YAZICIYA GONDER


July
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
30 1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31 1 2 3