10.05.2008 07:34
Ölüm kampı: Tuzla tersaneler cehennemi!
“İş cinayetlerine karşı örgütlü mücadeleye!”
Kuralsızlığın kural sayıldığı Tuzla tersaneler havzası bir ölüm kampına dönmüş durumda. Bugün Selah Tersanesi’nde sıfır bir geminin yapımı esnasında makina dairesinde yaşanan gaz sıkışması sonucu yaşanan patlama, İzzet Gider isimli tersane işçisinin yaşamını yitirmesine yolaçtı. Kenan Can, Hüseyin Erdöndü, Çınar Kaygusuz, Selim Bahar, Serkan Üleyir ve Selah Tersanesi’nde mühendis olarak görev yapan Selin Bahadır da yaralandılar.
Selah eski bir ölüm kampı!
23 Ağustos 2007 tarihinde de Güney Akarsu isimli bir işçi Selah Tersanesi’nde yaşanan iş cinayetinde yaşamını yitirmişti. Selah’ın sahibi ise Tuzla Tersanesi’nin organize iş cinayeti şebekesi GİSBİR’in eski başkanı olma “onuru”nu taşıyor.
Onlar emeğe ve özgürlüğe düşman!
Selah Tersanesi’nde yaşanan patlama, tersane patronlarının Tuzla tersaneler civarına astıkları “İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası” pankartlarının altında gerçekleşti. İşçi kanıyla beslenen patronların aslında kendi ceplerinden dışında hiç kimsenin sağlığını ve geleceğini düşünmedikleri bir kez daha tüm açıklığıyla görüldü.
“Yatıyorlar Tuzla, kalkıyorlar Tuzla”! İş cinayetleri sürüyor!
Tersane işçilerinin iş cinayetlerine karşı gerçekleştirdikleri 27 Şubat direnişinin öncesinde tersanelerle ilgili adım atma ve sözde denetleme sözü veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in “Yatıyoruz Tuzla, kalkıyoruz Tuzla” sözlerindeki samimiyetsizlik bir türlü arkası gelmeyen işçi ölümleriyle kanıtlandı. Tersaneyle ilgili kurulan meclis araştırma komisyonu da, geçen süreçte yaşanan ölümlere rağmen, işçileri oyalamaktan başka bir işe yaramadı. Burjuvazi ve onun temsilcileri burjuva yasaların sınırlarında dahi “işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü”nün Tuzla tersanelerinde uygulanmasını sağlamadılar.
Yeni sivrilen bir sınıf düşmanı!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ise adeta patronların savunuculuğuna soyunmuş durumda. Genel Müdür Kasım Özer, TBMM’de oluşturulan komisyona tersanelerde yaşanan ölümlerin “facia” gibi gösterilmesine karşı çıkarak, tam bir arsızlık örneği olan şu açıklamayı yapabilmişti:
"Tersanelerdeki kazaların artması, işin kötü olduğundan değil, işçi sayısının son 2 yılda artmasından kaynaklanıyor. Dar alanlarda çok sayıda işçi çalışıyor. İnsanlarımız yüksekte çalışırken, ya kişisel koruyucu donanım kullanmıyorlar ya da fizyolojik olarak yüksekte bulunmadığı için dengesini kaybedip düşüyorlar. Tansiyonu düşüyor, gözü kararıyor, vesaire... Köyden hiç ayrılmamış insanlar, sanayi işlerine girdiğinde üzüntü verici kazalar oluyor. Aslında diğer sektörler incelendiğinde tersanelerdeki iş kazaları çok küçük bir yer tutuyor. Yeraltı maden ocağında gaz patlamasında 250 insan ölüyor. Tersanelerde son 2 yılda peş peşe ölümlerin olması ve bu işin başka nedenlerle gündeme getirilmesi, tersanelerde sanki ‘facialar varmış’ gibi gösteriliyor. Ama oranlara baktığımızda o kadar büyük değil."
İşçi sınıfıyla alay ediyorlar!
Selah Tersanesi’nden patlamanın ardından şu açıklama yapıldı: “09 Mayıs 2008 saat 14:30 sularında Selah Tersanesinde H-52 no’lu projenin ana güvertesinde çalışma ve personel olmayan bir mahalde sebebi henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama olmuş, patlama hitamı bir işçimiz maalesef yaşamını yitirmiştir. Patlamanın sebebi ilgili mercilerce incelenmekte olup bilahare taraflarınca gerekli açıklama yapılacaktır.”
Selah Tersanesi’nden yapılan açıklama, yaşanan iş cinayetinin ardından patlamanın sebebi ile ilgili bir açıklama yapılacağını “müjdeliyordu”. Aslında İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü tersane patronların adına açıklamayı dün yapmıştı.
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün, tersane işçilerine kendi yayınları aracılığı ile yaptığı tek uyarı “İşinle dalga geçersen belki kolundan ve bacağından da vazgeçersin” başlığıydı. Tersane işçilerine böyle “alaycı” bir dille ancak kan emici tersane patronlarının çanak yalayıcıları seslenebilir.
Tersane patronları, neden oldukları iş cinayetleri konusunda tam bir umursamazlık içindeler. Özer’in komisyonda yaptığı konuşma sonrasında burjuva basının sorularına cevap veren Sedef Tersanesi sahibi Murat Kalkavan,“Sektörden 100 bin kişi geçimini sağlıyor. Tersaneler siyasiler için rant alanına dönüştü. Tersanede 30-60 YTL yevmiyeyle çalışan işçiler, asgari ücrete göre çok iyi durumda. Bunun neresi kötü?” diyerek, her gün ölüm haberlerinin geldiği tersaneler cehenneminde “hayırsever” rolünü oynamaya kalkabiliyor.
Sınıf onuru için örgütlü mücadeleye!
İşçi sınıfı ne kolundan ne bacağından ne de onuruyla sürdürdüğü yaşamından vazgeçecektir! Tersane işçileri dün olduğu gibi bundan sonra da iş cinayetlerine, sigortasız çalışmaya, ücret gasplarına karşı yürüttükleri uzun soluklu mücadelelerine, tersane patronlarına ve onların örgütü GİSBİR’e papuç bırakmadan devam edeceklerdir. Tersane işçilerinin sınıf onurunu ayaklar altına alan, basit işgüvenliği önlemlerini almak yerine işçileri ölüme gönderen kapitalist patronlara ve onların barbarlık düzenine karşı örgütlüyü mücadeleyi yükselteceklerdir!