07.09.2008
19.05.2008 11:48

Kangren olan düzeninizdir!

 

(19.05.08) – AKP hükümetinin “mucizeleri”nden biri de iktidardayken muhalefet rolü yapması ve her zaman mazlumu oynamasıydı. İkinci kez hükümet olmasının ardından bu kendini biraz daha pervasız açıklamalara, nobran tavırlara bıraksa da özünde bu mazlum edebiyatını her zaman barındırdı.

Tuzla’da yaşanan iş cinayetleri gündeme gelmeye başladıktan sonra burjuva basında da genişçe yer bulmuş ve hükümete yönelik tepki ve beklentinin doğmasına sebep olmuştu. Hükümet ise başlarda göstermelik önlemler bile almaya yanaşmamıştı. 27 Şubat direnişi sırasında ise “Yatıyoruz Tuzla, kalkıyoruz Tuzla” diyerek kendisine soru soran gazetecileri azarlamıştı. Yine grev sonrası iş cinayetleri devam etmesine rağmen gerek Bakanlık, gerekse hain Dok Gemi İş sendikası sıklıkla ölümlerden dolayı işçileri suçladı ve araştırma komisyonu kurulmasına bile engel olundu. Tabi ki devrimci güçler tersane patronlarının milletvekilliği yaptığı düzen meclisinden ya da burjuva iktidarının taşıyıcılarından emekçilerin yararına bir hamle beklemiyordu, ancak kamuoyu konunun gündemleşmesinden de kaynaklı bir beklenti içine girmişti.

“İnşallah tedbir alınır”

Bugün yeniden peşpeşe ölümlerin yaşanması tüm bu zaman zarfı boyunca hiçbir önlem alınmadığını yeniden gündemleştirirken hedef tahtasına doğal olarak Çalışma Bakanlığı çakıldı. En basit güvenlik önlemlerinin alınmadığı ortadayken ve daha meclis araştırma komisyonunun Tuzla ziyaretinin ertesi günü iki kişinin ölmesi bakanlığı da panik halinde açıklama yapmaya zorladı.

Bakan Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı sıfatını taşıyan biri değil de kahvede oturan herhangi biriymişçesine bir açıklama yaparak Tuzla’nın kangrene döndüğünü söyledi ve “İnşallah tedbir alınır” dedi. Çelik kahve sohbetini şu sözlerle sürdürdü: “20 tersane olması gereken yerde 50 tersane olursa ve bu bir şekilde ruhsatlandırılırsa, o karmaşanın içinde ne yazık ki bu üzücü olaylar cereyan etmeye devam edecek.” Hiçbir yetkisi olmayan, etkisiz, çaresiz biriymişçesine konuşan bakan akıllara AKP’nin mazlum edebiyatı taktiğini getirdi.

Açıklama da bakanlığın tedbirler aldığını da iddia eden Çelik şunları söyledi: “Taşeronla ilgili istihdam paketinde gerekli düzenlemeyi yaptık. Bu konuya çözüm ürettik. Ayrıca bakanlık olarak, oradaki teknik elemanlar da dahil olmak üzere kim varsa eğitimini gerçekleştirdik”

Üzerine düşeni yaptığını söyleyen ve sorumlulara en ağır müeyyideleri uyguladığını belirten Çelik, havzada iş cinayetlerinin sürmesine anlam verememiş olacak ki işi Allah’a havale ederek kendi yükünü hafifletme çabasına girişti. Suçu diğer bakanlıklara atma çabası ise çaresizlik ve aczin bir başka kanıtı olarak AKP hanesine yazılmış oldu.

Yine çaresizlikle itiraf edilen Tuzla’nın kangren olması ise belki de Çelik’in ettiği en anlamlı söz oldu. Sermaye’den çözüm bekleyenler, meclisten medet umanlar bu tanımı unutmamalı! Zira kangren Tuzla’nın değil, kapitalizmin çözümsüzlüğünü anlatan çarpıcı bir itiraftır. Kapitalizm işçi sınıfının sorunlarını çözmekten acizdir çünkü çözmesi kendini yadsıması demektir. Tek kurtuluş ise işçilerin hakları için örgütlü mücadeleyi yükseltmesi ve kendi iktidarına sahip olmasıdır.


YAZICIYA GONDER


September
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 1 2 3 4 5