19.11.2008
26.06.2008 10:46

Grevde ve direnişteki işçilerle konuştuk…

 

“Kazanana kadar devam edeceğiz!”

 

Basın-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Levent Dinçer: 16 Haziran günü başlattığımız grevimizin 9. günündeyiz. Emek örgütlerinin, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin desteği de çoğalıyor. İçerideki arkadaşları da ev ziyaretleri ve görüşmelerle ikna etmeye çalışıyoruz. Buradaki işçi arkadaşların da desteğiyle beraber içerideki arkadaşları kazanmaya başladık. En yakın zamanda da bu grev bizim lehimize sonuçlanacak ve sendikalaşma hakkına sahip çıkma mücadelesini herkese göstermiş olacağız. Sabah-akşam demeden sendikasına sahip çıkan arkadaşlarımızla birlikte mücadelemizin haklılığını içerideki arkadaşlara anlatarak ve tek tek üye kazanarak bu süreci aşacağımıza inanıyorum.

Baskılar hergün yaşanıyor. İşte görüyorsunuz özel güvenlik burada dikiliyor. Rotopak’ta çalışan arkadaşlar her gün ziyaret gerçekleştiriyorlar. Güvenlik tarafından servislerin sokulmaması, kitlesel ziyarete gelenlerin alınmaması, işverenin verdiği talimat doğrultusunda yıpratma çalışması var. Arkadaşlarımız tüm engellere rağmen yürüyerek de olsa desteklerini sağlıyorlar. Bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Baskılar bizim lehimize oluyor çünkü içerideki işçi arkadaşlar bizim verdiğimiz mücadeleyi anlamaya çalışıyorlar. 12 saat çalışmalar, denkleştirmeler birçok arkadaşı yanımıza getiriyor.

E-Kart grevcisi Cihat Kayhan: Herşey çok iyi gidiyor ve moraller yerinde. Sivil toplum örgütlerinden, sendikalardan arkadaşlarımızın da sürekli gelmesiyle moralimiz artıyor. Güçlenerek ilerliyoruz. Bu iş olacak. 2 vardiya halinde çalışma içeride çalışanları fazlasıyla yoruyor ve yıpratıyor. Bu durum yakında bizim lehimize meyvesini verecek diye düşünüyorum. Bütün işçi arkadaşlara, tüm emek dostlarına dayanışma için çağrıda bulunuyorum. 24 saat E-Kart’ın önündeyiz ve kapımız herkese açık.

T. Deri-İş Sendikası Düzce Temsilcisi Cemil Tınaz: Direnişteki arkadaşların morali son derece iyi. Sendika olarak işçi arkadaşlarla birbirimize güven sağladık. İçeride de üyelik devam ediyor. Üyelik faaliyeti biraz ağır işliyor çünkü işveren hafta içinde mesaiye bırakıyor.

Şu anda içeride herhangi bir baskı kalmadı. Arada bir “işçi çıkarılacak” diye balon şişiriyorlar. “Fabrikayı kapatacakmış”, “buradan taşıyacakmış” gibi sözler dolanıyor. Bunun dışında içeride çalışan işçi arkadaşlara ilk zamanki gibi herhangi bir baskı yok. Bizim de buradaki bekleyişimiz sürdüğü sürece onlara da güven geliyor. Biz buradaki duruşumuzu artık meşrulaştırdık. İçerideki arkadaşlar da güven duymaya başlayınca üyelikler devam ediyor. Yeterli çoğunluğu sağlamak için uğraşıyoruz. Bir taraftan da marka baskılarını yoğunlaştırıyoruz. DESA, dünyaca ünlü büyük markalara iş yapıyor. İnanıyorum ki çok sürmeyecek ve işveren masaya oturacak. Çünkü marka baskısı işverenleri zora sokar.

Organize Sanayi’de 10 bin işçi çalışıyor. Eş ve çocuklarını da katarsak bu sayı 40 bin demektir. Bir tek işyeri var Süperlas diye ve burada da Petrol-İş Sendikası örgütlü. Onun dışındaki işyerlerindekiler asgari ücretle ve zor koşullarda çalışıyorlar. İnsanların sosyal hayatları yok. 1800’lü yıllarda Avrupa’daki çalışma düzeni hakim burada.

Buradaki işverenler DESA’nın sahibine “Kabul etme! Diren!” diyorlar. İşçiler de bize geliyorlar. Hepsinin gözleri bizim üzerimizde! Biz burada başarırsak diğer işyerlerinin hepsine sendikal örgütlülük girecek diye düşünüyorum. Başaramazsak buraya 5-10 yıl sendika mücadelesi gelmez. Bizim de tek kurtuluşumuz başarmamız!

TÜMTİS İstanbul Şube Başkanı Çayan Dursun: Örgütlenme çalışmamız Şubat ayından beri devam ediyor. Uluslararası Unilever’in işini yapan iki taşeron firma var burada. Çipa işyerinde çoğunluk elde ettik ve bu konuda bakanlık bize çoğunluk kararını yolladı. Ancak işveren çoğunluk ve işkoluna itiraz etti. Şimşek adlı taşeron firmada ise Çipa’nın çoğunluğu geldikten sonra çalışma başlattık. Orada da ciddi bir üyeliğimiz var. Depolarda yeterli çoğunluğu elde ettik ama işletme düzeyinde başka yerlerin de nakliye işlerini yaptığı için çoğunluğu sağlayamadık. Orayla ilgili örgütlenme çalışmamız devam ediyor. Bu arada işveren sendikayı tasfiye etmek için üyemiz olan öncü işçileri işten attı. İşten atılmaların ardından işyeri önünde direniş başlattık. Direnişimiz kararlılıkla devam ediyor. Buraya sendika girinceye kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Öyle gözüküyor ki görüşmelerde önümüzdeki günlerde başlayacak.

Son dönemde Gebze’de sendikalaşmaya dönük ciddi örnekler var. Buranın kazanılması bu açıdan önemli. Olumlu örnekler aynı zamanda örgütsüz işyerlerinin örgütlenme eğiliminin ortaya çıkmasına neden oluyor. O açıdan Gebze gibi bir emekçi havzasında TÜMTİS’in başarısı önemli. Bu havzada sadece bizim sektörümüzde örgütsüz olan binlerce işçi var. Onlar için örnek teşkil etmesinin dışında farklı sektörlerdeki işyerleri açısından da olumlu örnek olarak görülecektir. Sınıf hareketi birbiriyle etkileşim halinde… Olumluluklar da olumsuzluklar da birbirini etkiliyor. Sınıf hareketi üzerinde son dönemde bir ölü toprağı olduğu görülüyor. Bu ölü toprağının atılması açısından iyi bir örnek olabilir.

Bu konuda sadece direnişlere değil sendikalara da büyük iş düşüyor. Sendikaların üzerlerine düşen rolü oynadıklarını düşünmüyoruz. Sendikaların bu örgütlenme eğilimine cevap olmaları gerekiyor. Cevap olamazlarsa bu süreç tükenişe doğru gidecektir. Sendikaların, emek örgütlerinin bu konudaki rolünün çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Sendika olarak örgütlenmeye ve mücadeleye dair elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama bu tekil birkaç sendikayla olabilecek bir şey değil. Sınıf hareketinin topyekûn ayağa kalkması gerekiyor. Bunun için işçi sınıfının örgütsüz kesimleri içinde iyi emareler var. Örgütlenme eğilimini açığa çıkarmak ve güce dönüştürmek sendikaların işi… O yüzden işçilerden daha çok sendikalara çağrı yapmak gerekiyor. Oturmayın artık! Mücadele için sokakta olmalılar. Üretim yerlerinde ve örgütsüz işçilerin içinde, emekçi havzalarında olmalılar. Sendikacıların koltuklarda oturarak mevcut durumlarını değiştirebilme olanakları yok, hatta mevcut durumlarını koruyabilme olanakları yok. Bu direnişle beraber yol açacağımızı düşünüyorum.

Direnişçi TÜMTİS üyesi Ramazan Koşdu: 30 gün oldu direnişimiz hala devam ediyoruz. İşveren bizim haklarımızı ve sendikamızı kabul edene kadar da direnişimiz devam edecek. İşveren ne kadar diretirse diretsin biz sonuna kadar buradayız. Tek bir kişi kalana kadar buradayız. Yeter ki işveren isteklerimizi kabul etsin. Çıkartılan işçiler geri alınsın. Çünkü sendikalı olarak çalışmak istiyoruz. Sendikasız olarak işçi çalıştırdığı koşulda işveren kendi istediği gibi davranıyor. İstediği gibi işçi çıkartıyor, istediği gibi işçi alıyor. Ama sendika olduğu zaman işçi de kendi sözünü söyleyebilecek ve işçiler birlik olacak. Kaldı ki şu anki durum ortada. Şu anda örgütlü çalışma var içeride ama işveren yine de istediği gibi işçi çıkartıyor veya işçi alıyor. “İş yavaşlatıyorsunuz, mesaiye kalmıyorsunuz” diyor. Bize “iş yavaşlatıyorsunuz” diyor ama işlerin en yoğun olduğu dönemde arkadaşlarımızı izne çıkarttı. Mesaiye kalmıyorsunuz diyor. Arkadaşımız izinden geldikten iki gün sonra işten çıkartıldı. Normalde gece mesaisinde bir insanın en fazla 7 saat çalışması gerekirken işveren 12 saat çalıştırıyor. Kaza riskiyle karşı karşıya kalıyoruz böylece. En yeni olan arkadaşlarımızın 150 saat mesaileri var.

TÜMTİS üyesi Unilever işçisi Yusuf Oktay: Bir aydır burada direnişimiz sürüyor ve ilk olarak da ben atıldım. Çoğunluğun gelmesinin ardından ilk olarak beni attılar. Hem kendi şirketimizde hem de diğer şirkette üye çalışmalarına devam ettik. Toplantıları hiçbir şekilde kaçırmadık. Bir aylık direnişimizde hiçbir arkadaşımız fire vermedi. Çıkan arkadaşlar ve sendikadan gelen arkadaşlarla beraber iyi bir hava yakaladık. Daha da iyi olacağını düşünüyoruz. Direnişimiz sonuna kadar devam edecek. Sonuçta bu ülkede istihdam paketi çıkartılıyorsa ve başbakan “herkes sendikalı olsun” diyorsa aynı hakkı işverene de veriyor. Bana vatandaş olarak  sendikalı ol diyorsun, üye olduğum için işten çıkarıyorsun. Ben atılan ilk kişiyim, ilk atılan 6 arkadaş tazminatını aldı ama 80’e yakın arkadaş tazminatını alamadı. Tamamen mağdur edilmiş ve açlığa terkedilmiş durumdayız. Son iki haftadır güzel gelişmeler de oluyor. Avukatlarla bir görüşme yapıldı. Daha sonra da işveren ve sendika bir görüşme yapacaklar. Kazanacağımıza inanıyoruz!

Kızıl Bayrak / İstanbul

 


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30