19.11.2008
21.07.2008 10:37

Liman işçileri direniş ve mücadelelerine devam ediyorlar...

 

 

"Mutlaka Biz Kazanacağız!"

 

Ambarlı Limanında Arkas Holdinge bağlı Arser A.Ş. de çalışan işçilerin yürüttükleri direniş ve mücadele süreci ile ilgili Arser işçisi ve Liman-İş Sendikası Başkanı Muzaffer Akpunar ile röportaj gerçekleştirdik...

-Ambarlı Limanında Arkas Holdinge bağlı Arser AŞ.’de çalışan işçiler olarak bir süredir sendikalaşma mücadelesi içerisindesiniz. Talep ettiğiniz haklar ekseninde ortaya koymuş olduğunuz örgütlenme süreci patronun saldırısıyla karşılanmış durumda. Buna paralel olarak gelişen direniş sürecinizi genel çerçevesiyle anlatabilir misiniz?

Arser işçisi: Bu sürecin gelişmesinde liman içerisindeki sağlıksız ve ağır çalışma koşullarının giderek arttırılması oldukça etkili oldu. Çalışan işçilerin büyük kısmı-ki bir çoğu operatör olarak çalışmakta- daha hızlı ve daha fazla iş yapmaya zorlandı. Patronun bu zorlamaları ölümle sonuçlanan birçok kazanın yaşanmasına sebep oldu. Daha fazla üretimin yapılması gerekçesiyle öğle yemeği hakkı kaldırılmış oldu. Haftalık izinler yalnızca gemilerin bittiği dönemlere denk getirilmeye başlandı, çoğu zaman haftalık izinlerimizi kullanamamış olduk. Ayrıca biz işçilerin hiçbir haberi olmadan kağıt üzerinde firma değişiklikleri yapıldı. Bir gün içerisinde "Arser kapandı, artık hepiniz Marport'a geçtiniz" denilebildi. Bu geçişle ilgili hiçbir açıklama da yapılmadı. Örneğin tazminatlarımıza veya benzer haklarımıza dair firma değişikliği sonrası ne gibi gelişmeler yaşanacağı kimseye açıklanmadı. Yaşanan bu gelişmelere paralel olarak sendikalaşma faaliyeti içerisine girmiş olduk. Sendikalaşma sürecimizle birlikte patronun işten atma saldırısıyla karşı karşıya geldik. İlk olarak 5 arkadaşımız işten çıkarıldı. Arser patronu işçileri sendikadan istifaya zorladı. Kağıt üzerinde işçileri ARKAS holdinge bağlı olarak çalışan diğer bir firma olan Marport A.Ş’ye kaydırdı. Yaşananlara rağmen bizler geri adım atmayınca 52 işçi arkadaşın daha işine son verildi. Sonrasında kısa sürede bizler örgütlenerek birçok arkadaşımızla birlikte sendikaya üye olduk ve şu anda devam eden direnişimize başladık.

-Arkas Holdinge bağlı Arser A.Ş’de sendikalaşan işçi sayısı ve direnişe rağmen çalışmaya devam eden işçi sayısı nedir?

Arser İşçisi: Şu an için sendikalaşan işçi sayısı 400'ün üzerinde ve bu da neredeyse orda bulunan işçilerin tamamına yakınını kapsamakta. Arkas Holdinge bağlı Arser Makina Servis Bölümü'nde, yani operatör bölümünde çalışanların sayısı, tam net olarak bilmiyorum ama, yaklaşık 15-20 kişi civarında.

- Tekrar tanımlamak gerekirse, ortaya koymuş olduğunuz direnişle birlikte hedefleriniz ve talepleriniz neler?

Arser işçisi: Amacımız hem sendikalaşma hakkımızı kullanmak hem de sendika etrafında oluşan örgütlülüğümüzle birlikte diğer haklarımızı da alabilmek. Burada önemli noktalardan biri de işten çıkarılanlar ile birlikte şu an direnişte olan ve sendikalaşma talebinde bulunan tüm işçi arkadaşlarımızın hep birlikte işe alınmasıdır. Var olan haklarımızın korunması ve sendikal faaliyetlerimizin devam etmesi şartıyla bizler ancak yeniden çalışmaya dönebiliriz. Bizim başka alternatifimiz yok, sendika buraya girecek ve işten çıkarılan tüm arkadaşlarımız işe geri alınacak. Artık bundan geri dönüşümüz yok ve herkes de bunun bilincinde.

-Liman işçileri olarak üretimden gelen gücünüzü kullanarak taleplerinizle birlikte patronların karşısına dikilmiş durumdasınız. Sınıf mücadelesi ve toplumsal mücalede açısından oldukça önemli olan bu direnişinizde gerek diğer sınıf kardeşlerinizden gerekse siyasal örgütler, demokratik kitle örgütleri ve diğer sendikalardan neler bekliyorsunuz?

Arser işçisi: Bizler anayasal çerçevede de var olduğu söylenen haklarımızı istiyoruz. Bu süreçte tüm duyarlı kamuoyundan destek almak istiyoruz. Bizler bugüne kadar yasal olmayan bir biçimde sürekli daha fazla, daha fazla çalıştırılmaya zorlandık. Burada birçok iş kazası ve ölümler de yaşandı. Bizler emeğimizin karşılığı olan yasal haklarımızı istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Buradan herkese çağrımız birlik ve mücadeleyi yükseltmek ve dayanışmayı büyütmek...

-Liman işçilerinin ortaya koymuş olduğu bu direnişi sizin aracılığınızla tekrar selamlıyor, bundan sonra da mücadelenizde yanınızda olacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

**

-Yaşanan direniş sürecinden bahsedebilir misiniz?

Muzaffer Akpunar: Ben Liman-İş Sendikası Başkanı Muzaffer Akpınar. Ayın 14'ünden bu yana, üç gün Marport limanında üç gündür de Ambarlı'daki sendikamız bölge temsilciliğinde işçi arkadaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz mücadelemiz devam ediyor. Amacımız anayasal hakkımız olan sendikal hakkımızı kullanmak ve örgütlenmek. İnsanca yaşamanın koşullarını kullanmak için sendika hakkımızı alacağımızı belirtiyoruz. (...) Kendi personelini 300-500 YTL ücretle 21 gün çalıştırıp hafta tatili dahi vermeyen bu işverenler neden bu sendikal hakkımızı, örgütlenme hakkımızı kullanmamıza bu kadar tahammül edemiyorlar? İş akitlerini feshederken dahi mevzuata uymadan, telefonlarla arkadaşlarımız aranarak konu söyleniyor. Kolluk güçleri ve sivil bürokratlar dahil baskı yapmanın tüm yolları aranarak mücadelemiz engellenmeye çalışılıyor.

-Liman işçileri sendikalaşma sürecine nasıl geldiler, hangi sorun ve talepler ekseninde bu sürecin içerisine girdiler?

Muzaffer Akpunar: Liman işçilerinin içerisinde olduğu koşullar tamamen kölevari çalışma koşulları. 21 gün çalışıp hafta izinlerini dahi kullanamıyorlar. Bunun yanısıra işçi arkadaşlar cenazeleri olduğu zaman dahi işlerini bırakamıyorlar. İşveren "Git bana defin kağıdı getir" diyebiliyor. Yemekhanesinden barınmasına, elbisesinden verdikleri makinaya kadar hemen herşey olumsuz. İş güvenliği ve işçi sağlığı için birkez dahi toplanılmamış. Bugüne kadar bu keyfi uygulamalar ve kölelik koşulları sürekli devam etmiş ancak artık işçilerin canına tak etmiş durumda. (...) 20 Haziran günü arkadaşların bir kısmı gelerek sendikamıza üye oldular. O gün beş tane arkadaşı telefonla işten çıkarttılar, resmi tebligat dahi yapılmadı. Peşinden birkaç gün sonra  52 kişi daha telefonla aranarak işten çıkarıldı. 57 kişi dışında geriye kalan diğer arkadaşlar işe davet edildiler, ancak patron uyanıklık yaptı. İşçilerin girişte kart basarak geçtiği makinalar var. Patron bu kartların şifresini bozduğu için işçilerin hiçbiri içeriye giremediler. Patron bununla beraber işyeri girişine noter getirerek işçilerin "işi terk etme"lerine dair kayıt tutturdu.

Yaşanan bu süreçte bizim eylemliliklerimiz sendikal haklarımızın devam etmesi ve işten çıkarılan bütün arkadaşlarımızın yeniden tüm haklarıyla birlikte işe başlamaları talebiyle yürütülüyor.

-Direnişte bulunduğunuz sürede yaptığınız ve bundan sonra yapacağınız etkinliklerden bahsedebilir misiniz?

Muzaffer Akpunar: Öncelikle direnişimizi iki gün iki gecelik bir zaman diliminde liman içerisinde sürdürdürdük. Jandarmanın gelmesini de içeren baskı sonrasında bölge temsilciliğimizin bulunduğu binamıza geldik ve direnişimizi burada sürdürmeye devam ediyoruz. Bundan sonra herkes işbaşı yapıncaya bizlerin üzerine düşen görev neyse onu sonuna kadar yapacağız.

-Buradan diğer işçilere, sendikalara, siyasal örgütlere ve demokratik kitle örgütlerine çağrınız nedir?

Muzaffer Akpunar: Bugün 400 insan anayasal haklarını kullandıkları için işten atılmış, aileleri ile birlikte binin üzerinde insan açlığa mahkum edilmiş durumda. Kamuoyuna şöyle diyorum ki bu bir zulümdür, bu bir haksızlıktır. Duyarlı herkesi bize sahip çıkmaya ve destek vermeye çağırıyorum. Siyasi iktidarı ve yetkilileri de buradan göreve davet ediyorum. Bu ülkenin üretenleri biziz ve bizler insanca yaşama koşulları istiyoruz.

Kızıl Bayrak / Esenyurt


YAZICIYA GONDER


November
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30