16.07.2008 09:39
Direnişteki DESA işçisi Emine Arslan ile konuştuk…
“İşçi sınıfı adına direniyorum!”
- Hangi taleplerle sendikaya üye oldun? Sendikalı olduktan sonra işten atılma sürecini anlatır mısın?
İnsanca yaşamak, iyi bir ücret almak, mesai saatlerimizin düzenlenmesi için sendikaya üye oldum. Asgari ücrete çalışıyoruz burada, uzun saatler boyunca çalışmak zorunda kalıyoruz. Aralıksız 48 saate varan sürede çalıştığımız oluyor. Sendikalı olduğumda haklarımı kullanabileceğimi biliyordum.
Sendikalı oldum, patron öğrenince beni verimsiz göstererek işten attı. Ben de kapıda beklemeye başladım. Beş kuruş para vermeden beni atan patron iki gün bekleyişimi sürdürünce yanına çağırdı. Anlaşmaya çalıştı, bana para teklifinde bulundu. Ben de sendikamı ve arkadaşlarımı satmayacağımı, talebimin işe geri alınmak olduğunu söyledim. İşe geri alamayacağını söyledi. Beni işe almadığı sürece bekleyişimi sürdüreceğimi söyledim ve çıktım.
- Biraz önce sohbet ederken Aymasan direnişi üzerine konuşmuştuk. Orada kadın işçilerin direnişe geçtikten sonra yaşadıkları anlamlı bir deneyimdir. Direniş sırasında erkek işçilerle, sınıf kardeşleriyle mücadele etmeyi öğrendiler. Sen de bir kadın işçi olarak direnişe geçtin, bunun zorlukları var mı, karşılaştığınız sorunlar oldu mu?
Bir kadın olmanın ya da aslında kapıda tek başına bekleyen bir işçi olmanın zorlukları var. Tek başına bir direnişi sürdürmek zor. Ama her gün yanıma desteğe gelenler oluyor, köy derneğinden, mahalleden komşularım. Sizler sürekli desteğe geldiniz, yalnız kalmıyorum burada. Ailem sürekli yanımda, oğlum benimle birlikte bekliyor. Bunları düşününce bir zorluk ya da olumsuzluk yaşamadım.
- Yakınlarınızın desteğini biraz anlatabilir misiniz?
Ailem evde ve burada sürekli yanımda ve destek oluyorlar. Eş dost geliyor. Birçok farklı yerden, kurumdan arkadaşlar geliyorlar. Geçen gün burada birçok yerden arkadaşın desteğe geldiği bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Günün her saati birileri yanıma geliyor, farklı yerlerde çalışan arkadaşlar geliyorlar, konuşuyoruz. Bu desteğin direniş bitene kadar devam etmesini, beni yalnız bırakmamalarını istiyorum. Ben burada sadece kendim için değil ya da sadece DESA’da çalışanlar için de değil tüm işçiler için direniyorum. Onların hepsinden destek bekliyorum.
- İçerideki arkadaşlarınız sürece nasıl bakıyorlar, desteğe geliyorlar mı?
İçerideki arkadaşlarım bu sürece olumlu bakıyorlar. Ama içeride baskı altındalar, görüşemiyoruz. Uğramıyorlar buraya. Telefonla görüşüyoruz. Korkularından dolayı desteğe gelemedikleri için durumu açıklamaya çalışıyorlar. Telefonla daha çok arayıp soruyorlar. Burada onurlu bir mücadele verildiğinin bilincindeler, manevi destek olmaya çalışanlar var.
- Cuma günü burada bir gerginlik yaşanmış, bunu biraz anlatabilir misin?
Normalde işçiler Cuma namazına giderken benim beklediğim bu yol üzerinden gidiyorlar. Ama Cuma günü patron buradan geçmesinler diye işçileri diğer kapıdan zorla çıkardı, içerden servis koymuş. Patron “fabrikama tehdit var” diye çevik kuvveti çağırmış. Çevik kuvvet geldi, tek sıra dizildiler. Bir baktılar burada iki tane kadın var bekleyen. İçeri geçip bilgi aldılar, ondan sonra içerideki işçileri denetim altına aldılar, bizimle konuşmasınlar diye. Evimde de takipteyim. Sürekli evimin oralarda nöbet tutup bekliyorlar.
- Sendikalı olmak anayasal bir hak. Ama patron örgütlenmeni engellemek için buna izin vermiyor. Örgütlülüğün gücünden korkuyor.İşe alındığın durumda içerde sendikal mücadelenin devam etmesi için ne yapmayı düşünüyorsun?
Bu süreç olumlu sonuçlanırsa ve ben işe geri alınırsam bir kazanım elde edilmiş olacak. Bunu görünce işçiler sendikalı olma noktasında daha kolay ikna olacaklardır. İçeri girdiğimde de onlara haklarımız için sendikalı olmamız gerektiğini anlatacağım. Sağlıksız iş koşulları, asgari ücretle çalışma, sosyal haklardan yoksunluk gibi bir sürü sorunla karşı karşıyayız. Direnerek kazanılacağını anlatacağım. Yaşadıklarım iyi bir örnek olacak.
Kızıl Bayrak / Küçükçekmece