30.07.2008 18:33
Düzce DESA işçileriyle direniş üzerine konuştuk...
“Yılgınlık yok, direniş var!”
- Sefaköy Desa’daki direnişin bugün 24. günü (26 Temmuz), buraya desteğe geldiniz. Sizler de Düzce’de bir direniş sergiliyorsunuz. Bize işten atılmadan bugüne kadar geçen 89 günü anlatabilir misiniz?
1. işçi: Düzce’deki süreçte hemen hemen buradakiyle aynı sayılır, farkı biz 89 gündür direnişteyiz. Oradaki işten atılmalar da aynı şekilde gerçekleşti. Patron çeşitli şeyler söylüyor. “Performans düşüklüğü” bahane ediliyor, “askere gidecekler”, “evlenecekler vardı” diyor. Aslında bize “sendikadan dolayı sizi attım” diyor ama gelen misafirlerine bunu söylemiyor. Mücadelemizin arkasındayız, devam edeceğiz. Bir ışık görüyoruz, o ışığın arkasında ilerleyeceğiz hep.
2. işçi: İlk olarak 8 işçi arkadaşımıza denkleştirme cezası verildi. Yaptırdıkları fazla mesainin yerine izin kullandırdılar. Denkleştirmeden sonra mesaiye kalmama cezası verildi. Sonra baktılar işler yoğunlaştı, bu sefer tekrar zorunlu mesaiye bırakmaya başladılar. Arkadaşlarımız kukla gibi oynatılmalarını istemediler ve sendikadan yardım istediler. Sonra hep beraber gitgide çoğaldık. Patron bunu duyar duymaz 41 kişiyi kapının önüne koydu. İçerde üyeliğimiz hala devam ediyor. Şu an 400’e yakın üyemiz var içerde. Toplam olarak 1200 kişi çalışıyor Desa’da, bunun yarısını geçmemiz lazım. Yılgınlık yok, direniş var! Mücadelemize devam ediyoruz.
3. işçi: İçerideki koşullar çok kötüydü. Mesailer olsun, yediğimiz yemekten içtiğimiz suya olsun zor koşullar altında çalışıyorduk. Bir gün arkadaşlarla sendikalaşma kararı aldık. Düzce’deki bir sendikaya gidip durumumuzu anlattık, onlar da bizi Deri-İş Sendikası ile tanıştırdılar. Ondan sonra fabrikanın içinde örgütlenmeye başladık. Bir süre sonra bu duyuldu. Patron 29 Nisan’da bir işçi arkadaşımızı işten attı. 5 Mayıs’a kadar 41 kişi olduk. Direnişimiz 5 Mayıs’tan sonra başladı. Hala devam ediyoruz, geri alınana kadar yılmayacağız, devam edeceğiz. Dava bizim davamız, işçilerin davası.
- İçeride sendikalaşma süreci devam ediyor. Bu süreci anlatabilir misiniz?
1. işçi: Biz 41 kişi kapının önünde beliyoruz. İçeride sendikalaşma süreci devam ediyor. Baskılar yoğunlaştırılmış durumda. İşçileri bıktırmaya çalışıyorlar, istifa etsin kendileri diye uğraşıyorlar. Onlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Müdürler, amirler ağır hakaretler ediyor, işçilerin kendileri istifa etsin diye uğraşıyorlar. Ama içerideki üyelerimiz de bilinçli, bu işi başarana kadar onların da ayrılmaya niyeti yok.
3. işçi: Yoğun baskı var. Tek tek arkadaşlarımızı odalara çağırıp tehdit ediyorlar. Arkadaşlarımıza korku salınmış durumda, selam vermeye, yanımıza gelmeye korkuyorlar. Bir işçi arkadaşımızı sırf bizim şahidimiz diye, bir senedir çalıştığı tezgahtan alıp başka bir yere verdiler ve başına iki usta diktiler. Biri ona iş getirip götürüyor, yanına gelen arkadaşlarını kovuyor. Diğeri de sadece karşısına dikilmiş onu seyrediyor.
- Düzce halkının direniş sürecine yaklaşımı nasıl?
2. işçi: Düzce’de sendika yaygın değildi, insanlar çok fazla bilmiyorlardı ama alışmaya başladılar. Ailemiz, akrabalarımız geliyor. Bir saat de olsa geçerken uğrayıp sohbet ediyorlar. Sonra işçilerin yanında olan, haklarını savunan birçok yerden bize desteğe geliyorlar. Yiyecek, içecek ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyorlar. Güzel bir birlik içerisindeyiz.
- 89 günü biraz kendi cephenizden değerlendirebilir misiniz? Bu direnişin size kattıkları, etkileri nelerdir?
1. işçi: Düzce’de 41 işçi işten atıldık. 89 gündür direniyoruz. Direnişin sayesinde patron içeriden tek bir işçi dahi atamıyor. Çünkü biliyor ki, eğer atarsa dışarıdaki direniş büyüyecek, bundan korkuyor. Dışarıda direnişçi olup da içeride eşi çalışan arkadaşımız var. İçeride çeşitli şekillerde baskılar yoğunlaşmış durumda. Ama herkes emin bir şekilde ilerliyor. Biz bu işi başaracağız, kazanacağız.
2. işçi: Kendimize güvenmeyi öğrendik öncelikle. Bilmediğimiz şeyler hakkında bilgilendik. Mesela, geçmişte izin almaya korkarken şimdi hakkımızı çatır çatır savunabiliyoruz. Biz daha içeri girmeden bile içerideki işçilerin birçok konuda rahat ettiklerini gördük. Önceden izin almak çok zorken şimdi hastaneye kadar kendileri taşıyorlar. Sosyal haklar kazanılmaya başlandı. Yemekleri düzeldi, suları düzeldi. Birçok şeyi daha içeri girmeden düzelttik.
Kızıl Bayrak / Küçükçekmece