09.10.2008 09:13
Sefaköy’de DESA direnişiyle dayanışma gecesi gerçekleşti!
“Selam olsun DESA’nın direnişçi kadınına!”
(09.10.08) - Son dönemde sınıf hareketinde ortaya çıkan grev ve direnişlerle dayanışma farklı araçlarla devam ediyor. Deri-İş Sendikası’nın Düzce Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan DESA Deri Fabrikası’nda başlattığı ve 6 ayı geride bırakan sendikal örgütlenme mücadelesi DESA’nın Sefaköy’deki fabrikasına da sıçradı.
DESA işçisi Emine Arslan’ın fabrika önünde tek başına kararlılıkla sürdürdüğü direniş ise, Sefaköy yerelinde kurulan DESA Direnişiyle Dayanışma Platformu tarafından güçlendirilmeye çalışılıyor.
Dayanışma gecesinde direnişçi işçiler buluştu…
Sefaköy’de kurulan ve şimdiye kadar çeşitli araçlarla direnişin sesinin Sefaköylü işçi ve emekçilere taşıyan platform, 8 Ekim akşamı Sefaköy İnönü Mahallesi’nde Yağmur Düğün Salonu’nda DESA Direnişiyle Dayanışma Gecesi düzenledi.
BDSP, Küçükçekmece İşçi Platformu, Halkevleri, Alınteri, EHP ve ÖDP’nin içinde yer aldığı Dayanışma Platformu, düzenlediği geceyle direnişle maddi ve manevi dayanışmasını gösterdi. Dayanışma etkinliği sermayenin saldırıları karşısında direnişi ve mücadeleyi seçen işçilerin katılımıyla gerçekleşti. Direnişlerini sürdüren Çapa temizlik işçileri, Ambarlı liman işçileri geceye katılırken, kotları taşlarken yaşamları kararan kot taşlama işçileri de etkinlikte yer aldılar. Tez-Koop-İş Sendikası’nda sendikal örgütlenme çabası içinde olan IBM işçileri adına da etkinliğe katılım sağlandı.
Sefaköy’de gerçekleştirilen ilk dayanışma etkinliği olması nedeniyle oldukça önemli olan geceye birçok kurum da dayanışma mesajını iletti. Sefaköy’de 101 gündür süren direnişin simgeleşen ismi Emine Arslan ise direniş önlüğüyle etkinlik salonunun en ön sıralarındaydı.
Türkiye işçi sınıfına selam!
Dayanışma gecesi, devrimin ve sosyalizmin şairi Nazım Hikmet’in “Türkiye işçi sınıfına selâm! / Selâm yaratana! / Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm! / Bütün yemişler dallarınızdadır” dizelerinin yeraldığı “Türkiye İşçi Sınıfına Selam” şiiriyle başladı.
Geceye katılım sağlayan işçi ve emekçiler “DESA işçisi yalnız değildir!”, “DESA’da direniş kazanacak!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!” sloganlarını attı.
DESA’nın Sefaköy’deki fabrikası önünde ve çeşitli merkezlerde gerçekleştirilen eylemlerin eylemlerin fotoğraflarının bileşiminden oluşan slayt gösterimiyle devam eden gecenin açılış konuşmasını DESA Direnişiyle Dayanışma Platformu adına Hüseyin Temiz yaptı.
Patronlar düzeni yıkılmaya mahkumdur!
Dayanışma Platformu adına geceye katılanları selamlayan Temiz, konuşmasına 101 gündür Sefaköy’deki DESA fabrikası önünde direnişini sürdüren Emine Arslan’ın direngen mücadelesini selamlayarak başladı. Konuşmasına sınıf hareketinde son dönem tek tek işyerlerinde yaşanan direnişlerin anlam ve önemi üzerine vurgu yaparak başlayan Temiz, patronların örgütlülüklere olan düşmanlığını teşhir etti. Sefaköy yerelindeki mücadele deneyimlerinden örnekler verdi.
Temiz’in işçi ve emekçilere temel yaşamsal talepleri etrafında örgütlenme ve sermayenin saldırılarına karşı birleşik mücadele çağrısı yaptığı konuşması, süren grev ve direnişlerin işçi sınıfının sermayenin saldırıları karşısında sessiz kalmayacağının göstergesi olduğunu belirtmesiyle devam etti.
Açılış konuşmasının ilerleyen bölümleri işçi sınıfının toplumsal ve tarihsel misyonuna yapılan vurgular içerdi. Kapitalizmin işçi sınıfına ve emekçilere sunduğu geleceksizliğe karşı işçi sınıfının örgütlü mücadelesine duyulan ihtiyacın altını çizildi. İşçi sınıfı mücadelesinin 160 yıllık tarihinin kapitalizmi yıkmak için gerekli deneyimlere sahip olduğu ifade edildi. Hüseyin Temiz’in konuşması grev ve direnişlerle daha aktif dayanışmanın gerekliliğine işaret ederek birleşme ve mücadele etme çağrısıyla son buldu.
DESA’nın direngen kadını: “Bu mücadele onur, gurur mücadelesi!”
Devrimci türkülerle devam eden dayanışma gecesinde DESA direnişçisi Emine Arslan konuşmasını yapmak üzere alkışlar ve sloganlar eşliğinde kürsüye geldi. Kendisini sendikal olmaya iten nedenleri anlatarak konuşmasına başlayan DESA direnişçisi, 8 senedir çalıştığı DESA’da yaşadığı baskılara değindi. Kendisine dönük baskıların sürdüğünü söyleyen Arslan, işe geri dönme talebini yineledi. Patronun sendika düşmanlığı tavrını yaşadığı baskı süreci üzerinden özetleyen Arslan, kendi direngen tutumunu anlatırken işçilere de direniş çağrısı yaptı.
Arslan şunları söyledi: “Bu onur mücadelesi, gurur mücadelesi insanları ne şekilde yaşatıyorlar. Her şeye rağmen ordayım. Beni gözaltına da aldılar orada. Bana karakolda 62 YTL kaldırım cezası da kestiler. İşçi arkadaşlarım duysunlar. Duymayanlar varsa; bir kişiye karşı patron 6 otobüs çevik kuvvet getirdi. Çevik kuvvet sardı böyle etrafımı ona rağmen ben yine ordayım böyle.”
Direnişçi Emine Arslan Deri-İş Sendikası yöneticilerinin direnişin arkasında olmalarından ve geceye katılan ve kendisine destek veren herkese teşekkür etti. Arslan’ın konuşması boyunca salondan “DESA işçisi yalnız değildir!”, “Baskılar bizleri yıldıramaz!” sloganları yükseldi.
Mücadeleci işçiler: “Direneceğiz!”
Dayanışma gecesi IBM çalışanı Nedim Akar’ın yaptığı konuşmayla sürdü. IBM’deki sendikal örgütlenme mücadelesini aktaran Akar farklı işkollarında olsalar da yaşadıkları sorunların aynı olduğunu söyledi. 2008 yılının Aralık ayında mahkeme kararıyla beraber IBM’le TİS masasına oturmayı beklediklerini de sözlerine ekledi. Mücadele etmenin ve direnmenin önemine değindi.
Direnen işçilerin ardı ardına yaptığı konuşmaları Çapa Temizlik ve kot taşlama işçilerini temsilen yapılan konuşmalar izledi. Çapa Temizlik işçileri adına konuşan Zeynep Tunç, hak arama mücadelesini kazanana kadar sürdüreceği mesajını verdi. Tunç’un konuşması sırasında salondan “Çapa işçisi yalnız değildir!” sloganı yükseldi.
Halkevleri Tiyatro Atölyesi’nin sergilediği oyun ilgiyle izlenirken kot taşlama işçileri adına konuşan Gazi Polat ise, kot taşlama işinin ölümcül çalışma koşullarını anlattı. Kot taşlama işçileri olarak en kısa zamanda bir mücadele mevzisi olarak dernek kuracaklarını belirtti. Desa direnişiyle dayanışma içinde olduklarını söyledi. Gecenin ilerleyen dakikalarıyla beraber programın sonuna gelinirken Ayazma’dan yıkım mağdurları ve Deri-İş Sendikası Tuzla Şube Başkanı Binali Tay da birer konuşma yaptılar. Tay, direnişle dayanışmanın geliştirilmesinin gerektiğini söylerken Desa’daki kazanımın işçi sınıfının kazanımı olacağını belirtti.
Dayanışma gecesi Alınteri İşçi Korosu’nun seslendirdiği şarkı ve marşlarla son buldu.
Dayanışma gecesine Ekim Gençliği, BDSP, Tersane İşçileri Birliği Derneği, TKP Sefaköy İlçe Örgütü, Liman işçileri, Zeytinburnu Deri Konfeksiyon İşçileri, Tekstil Sen, 78’liler Derneği, Eğitim Emekçileri Derneği, DPG, YDİ Çağrı, Genç-Sen mesaj gönderirken BDSP, Alınteri, Halkevleri, ÖDP, Çağrı ve DPG stand açarak yayın satışı gerçekleştirdiler. Dayanışma gecesine 300’ü aşkın kişi katılırken gece, Sefaköy yerelinde uzun yıllardır bir “direnişle dayanışma gecesi düzenlenmemesi” açısından anlamlı ve olumluydu. Gece boyunca; Çapa, DESA ve liman direnişleriyle dayanışma amacıyla kalem satışı yapıldı.
Kızıl Bayrak / İstanbul
DESA Direnişiyle Dayanışma Platformu adına Hüseyin Temiz’in Desa Gecesi’nde yaptığı açılış konuşması…
“Birleşirsek, birlikte davranırsak güçlü bir işçi sınıfı ordusu olarak baskıya, sömürüye son verebiliriz!”
Desa Direnişiyle Dayanışma Platformu olarak direnişçi işçileri selamlıyoruz.
Selam olsun Desa’nın kadın direngen işçisine, selam olsun direnen işçilere!
Selam olsun özgür bir Türkiye’yi sınıfsız, sömürüsüz bir dünya için mücadele edenlere! Selam olsun işçi sınıfına!
İşçiler, emekçiler!
Son iki yıldır birbiri ardına tek tek direnişler gelişiyor. Bir direniş bitiyor bir diğeri başlıyor. Direnişlerin temel amacı nedir: Hak alma mücadelesi!
Nerede bir sendikal mücadele varsa, nerede işçiler kötü yemeklere, çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlenmeye gidiyorsa patronların düzeni işçileri kapıdışarı ediyor. Diyorlar ki “Bu ülkede sendikalı olmak anayasal haktır, yasalar tüm yurttaşlar içindir.” Gerçekten öyle mi? İşçi sendikalaşınca kapıdışarı ediliyor. İşçi sendikalaşıyor anasından emdiği süt burnundan geliyor. İşte bölgemizde; Güven Elektrik işçileri 2 yıldır sendikalaşma mücadelesi veriyor. İşte DESA işçileri! Sefaköy DESA’daki mücadele 3. ayına girdi. 6 aydır Düzce’deki işçiler direniyor. Ama ne yapılıyor: Hak-hukuk yok! Anayasa’da diyor ki, “sendikalı olmak hak”tır. Yerin dibine batsın sizin anayasanız. Anayasa işçileri, emekçileri temsil etmiyor. Ancak işçi sınıfı direnirse, mücadele ederse hakkını alacaktır.
İşçiler, dostlar!
Bu savaş açıktan bir sınıf savaşımıdır. Burada direnişte olan Emine Abla’nın direngen tutumu bizlere yol gösteriyor. İşçi sınıfına tutması gereken yolu gösteriyor. İşçi sınıfı birlikte davranmadığı sürece, patronların sömürüsüne, zorbalığına, baskısına karşı direnmediği sürece hiçbir hakkı elde edemez. Bunun yolu örgütlü mücadeleden geçiyor. Örgütlü olmak sadece sendikalarda örgütlenmek değildir. Evet görüyoruz; işçiler iyi bir yaşam, iyi bir ücret için sendikalarda örgütleniyor ama binbir çeşit engel çıkıyor karşılarına. Örgütlenmenin önündeki engeller dizboyu. O zaman ne yapacağız? Her zaman örgütleneceğiz. İşyerimizde yemekler mi kötü, örgütlenelim. Bizi Cumartesi-Pazar mı çalıştırıyorlar, örgütlenelim! Düşük ücretler mi var, örgütlenelim. Örgütlenip işverenin karşısına toplu çıkalım. Türkiye işçi sınıfının tutması gereken yol budur. Kuşkusuz saldırı sadece direnişteki işçilerle sınırlı değildir. Saldırı çok boyutludur. Uluslararası planda saldırı var. Bakınız dünya geneline! Her tarafta direnişler var. İşçilerin, emekçilerin onyıllardır mücadele vererek, bedeller ödeyerek kazandıkları haklar ellerinden alınıyor. Kölece iş yasaları, özelleştirmeler, genel sağlık sigortası saldırıları, işten atmalar tümüyle meşru hale gelmiş durumda. Ama işçi sınıfının hareketliliğinin yükseldiği bir döneme giriyoruz. Sadece bizde değil dünya genelinde işçilerin, emekçilerin sermayenin iktidarına, kapitalist dünyaya karşı meydan okuyacağı bir döneme giriyoruz. Bugün Desa’da, Çapa’da, E-Kart’ta, Tega’da, Novamed’te, Yörsan’da yaşanan budur. Bu, işçi sınıfının gelecekte sermayenin saldırılarına karşı sessiz kalamayacağının ilk göstergeleridir. Kuşkusuz yeterli değildir bu.
İşçiler, gençler. kardeşler!
Bize diyorlar ki; kapitalist dünya, liberal dünya her şeyi çözüyor. Bunlara başkaldırmayın. Gördünüz Amerika’da kapitalizmin kalesindeki krize bakın. Jet hızıyla Asya’ya, Avrupa’ya yayıldı. Bizde de sürüyor. Demek ki kapitalizm gerçekten sorunları çözmüyor. Tam aksine bugün işsizliğin, yoksulluğun, yıkımın, savaşın sorumlusu kapitalist sömürü düzenidir. İşçi sınıfının mücadelesi tek tek işyerlerinde patronlara karşı olamaz. İşçi sınıfı kapitalist düzeni yıkmak zorundadır. İşçi sınıfı bunu yıkabilecek güçtedir. Bu inançta, bu deneyimdedir. İşçi sınıfının 160 yıllık tarihi bunu göstermiştir. Söyledim: Saldırı sadece işten atmalarla sınırlı değil. Bakın “sosyal güvenlik reformu” adı altında yasa çıkardılar. 1 Ekim’de yürürlüğe girdi. Neydi bu yasa? Mezarda emekliliği dayatıyor. En son kalan haklarımıza göz diktiler. Sağlığı paralı hale getirdiler. “Kentsel dönüşüm” adı altında Ayazma’da insanları evlerinden, yurtlarından ettiler. Burada Ayazma’dan insanımız var, birazdan konuşacak. Kölelik yasalarını getirdiler. Şimdi de kıdem tazminatına göz dikmiş bulunuyorlar. Kuşkusuz, bu saldırıları kolayından geçirmelerinin sebebi de işçi sınıfının örgütsüz oluşudur. Eğer bugün DESA’daki direnişe bu kadar polis baskısı varsa, Desa direnişi patronlar tarafından çok yönlü kırılmak isteniyorsa bunun nedeni işçi sınıfının eyleminden korkmalarıdır.
İşçiler, kardeşler!
Diğer bir eksiklik tek tek işyerlerinde yaşanan direnişlerle sınıf dayanışmasındaki zayıflıktır. İşçi bir yerde direniyor. Diğer fabrikadaki işçi “banane, benim başıma gelmedi” diyor. Yanıbaşımızda fabrikalar yoluna bakın. Yüzlerce fabrika var. Hepsinde duyarlılık, tek tek ilgi var. Ama işçi direnişin kendisini temsil ettiğini bilebilmelidir. Sınıf dayanışma içerisinde olabilmelidir. Sadece ziyaretlerle değil. Eylemlerle sınıf dayanışması içinde olabilmelidir.
Biz bugün burada Desa Direnişi’yle Dayanışma Platformu olarak (ÖDP, EHP, BDSP, Küçükçekmece İşçi Platformu, Alınteri ve Halkevleri) bölgemizdeki direnişe dışarıdan duyarlılığı arttırmak, direnişi işçilerin ve emekçi kitlelerin gündemine sokabilmek için bir gece düzenledik. Bundan önce de faaliyetlerimiz oldu. Bildiri dağıtımları ve işçi toplantıları düzenlemek…Bu tür örnekleri yaymak lazım. Sadece işçiler içerisinde platformlar kurmakla olmuyor. Nerede direniş varsa orayı gerçekten direniş kalesi haline getirelim.
İşçiler, gençler!
Başlangıçta konuşmacı arkadaş “işçi sınıfı adım adım geliyor” dedi. Evet geliyor işçi sınıfı. Sömürü sistemi böyle gitmeyecek. Patronların sömürü ve saltanatı enisonu yıkılacaktır. Biz bugün tek tek direnişlerin yarın siyasal birleşik bir direnişe dönüşeceğinden eminiz. Bundan kuşku duymuyoruz. Birleşirsek, birlikte davranırsak güçlü bir işçi sınıfı ordusu olarak baskıya ve sömürüye son verebiliriz.
DESA Direnişi’yle Dayanışma Platformu olarak gecemize katıldığınız için teşekkür eder, saygılar sunarım.